Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Seçim Sonrası - 3: HDP-AKP İlişkisi Ne Olur?

29 Mart 2015 Pazar

HDP’den bir milletvekili adayına, bir sohbette bu soruyu şöyle yönelttim:
Diyelim ki HDP Meclis’e girdi, AKP ile birlikte anayasayı değiştirecek, en azından referanduma götürecek 330 milletvekilini buldu. HDP, RTE’nin başkanlık anayasasını destekler mi, pazarlık mı yapar. Ne alır, ne verir?”
Yanıtı şu oldu: Öcalan, HDP, Kandil ilke olarak Başkanlık sistemine karşı değil, ama RTE’yi tek hâkim yapacak bir sisteme karşı olduklarını biliyorum. Demirtaş’ın “Seni diktatör yapmayacağız” sözünün anlamı bu. Anayasa üzerinde tabii pazarlık yapılır. Herkes amaçları doğrultusunda yeni anayasa şekillendirmeye çalışacaktır..”
Öcalan’ın İmralı Tutanakları belgesinde (2013) RTE’nin Başkanlığını destekleriz, sözü var (İmralı’da al- ver pazarlığı sonucu). Ama Öcalan bunu “şartlı” söylüyordu.

İki tarafın vazgeçilmezleri
Şimdi analiz edelim:
1) RTE ve HDP için seçim sonrası en önemli konu Yeni Anayasa’dır... RTE için yeni anayasa, asla taviz vermeyeceği Başkanlık Anayasası demektir.
2) Kürt hareketi için de temel mesele yeni anayasadır. Dolmabahçe’de 10 maddelik mutabakatın da koşuludur. Kürt partisi, “kimlik” meselesinin, Kürtlere yönelik bir dizi talebin, özerkliği kolaylaştıracak maddeler dahil, anayasaya konmasını istiyor. Kürtler için de bunlar, “çözümün vazgeçilmezleri”!
3) Böylece iki tarafın anayasal vazgeçilmezleri çerçevesinde “anayasa pazarlığı” yapılacak. Seçimler bitmiştir ve yeni bir durum vardır. Seçim sürecinde vaatler geride kalmıştır. İkisi arasında başlayabilecek bir alver (kazan-kazan) sürecinde pazarlığın ucu nereye gider bilinmezdir.
4) Kürtler, tabii ana güç PKK kimlik, özerklik vb için savaşıyor. Bu hedeflere ulaşmayan her şey ilgi alanları dışındadır. Dolayısıyla, kurduğumuz senaryoda, RTE/ İktidar ve Kürt güçlerinin anayasal pazarlığa oturması kaçınılmazdır.
5) Durum bu olunca,
S. Demirtaş’ın “Seni diktatör yapmayacağız” lafı, RTE’ye Anayasal Başkanlık vermeyeceğiz anlamına geliyorsa, tam bir seçim palavrasıdır. Yok, seni başkan yaparız, ama yetkilerini de
sınırlarız, demekse, anayasal al-ver pazarlığında bunu nasıl yapacağı şüphelidir.
6) Çünkü, Kürtler için her şeyde öncelik Kürt kimliğidir. Çözüm sürecinin bütün damarlarında bu akar. Büyük pazarlıklar sonucu, al Kürt kimliğini ver başkanlığı nihai açmazına düşerlerse, Kürtler bunu kabul eder. Şöyle demezler: “Hayır, bizim için her şeyden önemlisi RTE’ye tam otorite anlamına gelecek anayasal başkanlık vermemektir. Kürt istekleri ikinci planda kalsa da olur..”
PKK Kürt ulusçuluğunun, etnik kimliğinin silahlı örgütüdür. Türkiye’nin geri kalanı, böyle bir durumda PKK’nin ilgi alanı dışında kalır. Burada son söz PKK’nindir.
7) Yani “Seni diktatör yaptırmayacağız” lafının, bir kısım seçmen üzerinde yarattığı mutluluk hormonu serotonin salgılamasının altını karıştırdığınızda, bu durum ortaya çıkıyor.
8) Çok can alıcı bir nokta daha var. Senaryomuzda AKP-PKK, hazırlayabilecekleri ortak anayasayı bu millete dayatamazlar. Milletin yarısından çoğunun onaylamadığı, anayasa yapımına kurucu unsur olarak katılmadığı bu süreç, tamamen çöp olur. Böyle bir anayasayı kimse takmaz, eninde sonunda yırtar atar. İç savaş çıkar. Kimse hayal kurmasın.
Özetle, seçim sonrasının en önemli iki meselesi, yeni anayasa ve Kürt meselesinin seyri olacak. Tabii seçim sonuçları anayasa ve başkanlık pazarlıklarını tamamen çöpe atacak sonuçlar üretmeye çok açıktır. Seçim sonrası senaryolarda daha çok seçenek var yazacak... Ama şunu saptayalım: Dünün yetmez ama evetçileri, yazar çizer kanaat belirtenlerin tümü, bugün başka bir rolü üstlendi. Millet onlara, hadi oğlum güle güle, diyebilir.

--

Not 1)“Arınç yine çark etti” başlıkları yanlış. Arınç RTE’ye söylemek istediğini söyledi: Hükümete karışma! Bundan çark etmedi, sadece tarz olarak hatalı olduğunu dile getirdi. Elde kalan, Arınç’ın RTE’ye eleştirisidir.
Not 2) Prof. Metin Durgut’un ilginç saptaması: “Demokrasi için AKP’ye oy sezonu kapandı, anlaşılan gene demokrasi için HDP’ye oy sezonu açıldı. Kürt halkının temsilcisi partinin TBMM’de barajı aşarak yer almasını çok isterim. Gene isterim ki bu başarı öncelikle Kürt seçmenin oylarıyla gerçekleşsin...”