Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Aspendos ve Ötekiler (2)

06 Ekim 2015 Salı

Aspendos tiyatrosu gündüz...
[Haber görseli]
Aspendos tiyatrosu gece...

[Haber görseli]

İngiliz yüzbaşı -arkeolog- casus T. E. Lavrence ile de Türkiye’de arkeolojik kazı ve araştırmalar yapmış olan İngiliz arkeolog David George Hogarth, 1909’da Aspendos tiyatrosu hakkında şöyle demişti:
“İtalya, Fransa, Dalmaçya ve Afrika’da antik tiyatrolar, Mısır ve Yunanistan’da tapınaklar, Girit’te saraylar görmüş olabilirsiniz. Antikçağdan günümüze gelen kalıntılara belki doydunuz ya da belki onlardan hiç hoşlanmadınız. Ama Aspendos’taki tiyatroyu henüz görmediniz ki!”
Türkiye’nin güney kıyılarındaki arkeolojik alanları adım adım dolaşan, yöre hakkında çeşitli kitaplar yazan İngiliz arkeoloji profesörü George Evart Bean de 1997’de şöyle yazmıştı:
“Tiyatro’nun içerisine ilk girdiğim an benliğimi saran hayranlık duygusunu asla unutmadım. Antik anıtları eksiksiz ve hasarsız görmekten hoşlananlar (kim hoşlanmaz ki!) Aspendos’a mutlaka gitmelidirler…”
Önceki yazımdan Mustafa Kemal Atatürk’ün 1930’daki sözlerini anımsayalım:
“Bu tiyatroyu restore ediniz. Ama kapısına kilit vurmayınız. Burada temsiller veriniz. Güreşler düzenleyiniz. Fakat ne kapısına kilit vuracaksınız, ne de girenlerden para alacaksınız. İsteyenler temsil verebilecekler. Sanatın ve sporun her dalına açık olacak.”

***

7 Mart 2001 Hürriyet: “Aspendos tiyatrosunun restorasyonunu, Kültür Bakanlığı Anıtlar Kurulu’nun denetiminde YKS Yapkim ürünleriyle yapıyor. Yapkim Genel Müdürü Cüneyt Dayıoğlu, tiyatroda 1950’li yıllarda birtakım onarım çalışmalarının yapıldığını söyledi.
‘Ancak bu onarımlar o zamanın teknolojisine göre özel malzemeler bulunmadığı için çimentolu harç ile yapılmış ve ne yazık ki bunun sonucu olarak mevcut dokuya uymayan tamir bölgeleri oluşmuş.’ ”
2 Nisan 2007 Cumhuriyet: “Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, aralarında Aspendos’un da bulunduğu, gösterilere kapatılması yolunda rapor verilen 5 antik tiyatroda kuvvetlendirme çalışması yapılacağını bildirdi…”

***

25 Şubat 2008, Yrd. Doç. Birol Can: Yüksek lisans tezini Aspendos tiyatrosu hakkında yapan arkeolog Can’ın bir makalesinden alıntılar yapalım:
“Bu gösterilerin hepsi, hem binlerce insanın katılımı, hem de gösterinin yüksek ses ve ışık performansı gerektirdiği düşünüldüğünde, risk oluşturabilecek durumdadırlar. Zira bir bilimsel çalışmada, bu etkinlikler esnasında ses düzeyinin 50 desibele (Db) kadar çıktığı tespit edilmiştir.
Oysa yapılan akustik ölçümler neticesinde, tiyatronun dokusuna zarar vermemek için kullanılması gereken maksimum ses düzeyinin 30 Db olması gerektiği vurgulanmıştır. Hatta (Anadolu Gösteri Eğitim Prodüksiyon Hizmetleri Ltd. Şti. / Anadolu Ateşi), protokolde yer alan şartlara uymayarak, tiyatroya yasal kapasitesinin (en fazla 2 bin 500 kişi) çok üstünde, 7 binin üzerinde seyirci aldığı ve izin verilen Db sınırın çok üstünde ses kullandığı için para cezası verilmiş ve sözleşmesi iptal edilmiştir.
Gerekli güvenliği sağlanmamış bir yapıda bu derece yoğun kalabalıkların ve yüksek düzeyde gürültünün yaratabileceği ve geri dönüşü olmayan tahribatların bir an önce önüne geçilmezse, ortaya çıkacak facianın bilançosu çok ağır olabilir. Üstelik bu sadece bir tiyatronun yıkımı ve tahribiyle kalmayıp can kaybına yol açabilir. Şüphesiz hiçbir eser, bir insanın hayatından daha önemli değildir.
Aslında, Aspendos Tiyatrosu için özelleştirdiğimiz bu tehlike, diğer antik tiyatrolar ve mimari yapılar için de geçerlidir. Ancak bunların hemen hemen hepsinde arkeolojik kazılar yapılmakta olup, bilimsel incelemesinden olduğu kadar korunma ve onarımında da sorumlu olan hafirlerin yakın gözetimindedirler. Bu açıdan Aspendos Tiyatrosu ayrıca mahrumdur. Çünkü 1930’larda, Atatürk’ün direktifleriyle yapılan onarım çalışmaları dışında, tiyatroda uzun vadeli bir çalışma yapılmamıştır.”
Konuyu sürdüreceğiz.

Tümü Özgen Acar - Son yazıları

Şehircilik! (7) 25 Eylül 2018 Sal
Şehircilik! (6) 18 Eylül 2018 Sal
‘Cumhuriyet’in Cumhuriyet’i!’ 11 Eylül 2018 Sal

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Mustafa Kemal Atatürk, Atilla Koç