Dünkü gençlerden bugünkülere Türkiye

10 Mart 2020 Salı

Necla Arat İstanbul Kız Lisesi, Demet Taner Çamlıca Kız Lisesi, Gönül Çapan Üsküdar Amerikan Kız Koleji, Turgay Olcayto İstanbul Erkek Lisesi ve bendeniz Erol Manisalı Vefa Lisesi, okullarımızda kültür kolu başkanlarıyız: çok uzun yıllar öncesinin gençleri buluşmaya karar verdik. Aramıza Pertevniyal’li dostumuz Eray Canberk’i de aldık. Gönül Çapan’ın son anda mazereti çıktı, biz kalanlar buluştuk.

Tam da “Vefa’lı, sevgili Uğur Dündar’ın çok sıkı  arkadaşı!Müjdat Gezen 60. sanat yılını kutlarken! Baylan’da, Pelit’te, İnci’de, Markiz’de olmasa bile, yine de hoş bir mekânda buluştuk.

Önde gelen İstanbul liselerinin kültür kolları olarak edebiyat ve şiir günleri, fikir tartışmalarının yapıldığı “münazaralar” ve diğer kültürel etkinlikler… Liselerin salonları dışında Cağaloğlu Federasyon binası, MTTB, TMGT bu etkinliklerin yapıldığı halka açık mekânlardı, aynen “halk evleri” gibi.

Vefa ve Erenköy Kız Lisesi bir seferinde, “toplumların gelişmesinde teknoloji mi yoksa sanat mı daha üstündür” tezlerini tartışma konusu olarak seçmiştik.

Atatürk devrimlerinden Hasan Âli Yücel’lere her şey tartışma konularımız içinde yer alırdı, aydınlık, pırıl pırıl gençlerdik. Ve onca yıl sonra tekrar bir araya gelebilmemiz, o günlerin gençliğinin aldığı sağlam eğitim düzeyinin sonucudur.

1960’lı yıllarda Avrupa ülkelerinin genç üniversiteli öğrencileri İstanbul’a doluşurlardı. Beyoğlu, Karaköy, Boğaz bu gençlerle coşardı. Bugün ise “bizim gençler”, kaçıp gitmek için her yola başvurmak zorunda bırakılmışlar, nereden nereye gelmişiz…

Taksim, Beyazıt, Ortaköy meydanları ve Adalar, bu gençlerle dolup taşardı, Beyoğlu’nda gençlik festivalleri düzenlenirdi, 1961 çağdaş anayasası yürürlükteydi, özgür bir yaşam egemendi.

- Dolmabahçe’de bir yanda, savaş gemilerinden inen “yabancı askerleri” istemeyen idealist gençler vardı.

- Öte yanda gericilerin, dincilerin ve zamanın FETÖ’cülerinin temsilcisi “gençler”, idealist ve Atatürkçü gençlere taş atarlardı...

Kızını, benim öğrencim olarak İktisat Fakültesi’nden mezun ettiğim, Vefa Lisesi’ndeki değerli felsefe hocam Belkıs Enöktem’den bir ders ödevi almıştım: Sezgicilik kuramının kurucusu Fransız felsefeci Prof. Henri Bergson’un görüşlerini sınıfta arkadaşlarıma anlatmıştım.

Bugün ise ortaöğretimde felsefeyi, fen bilimlerini yok edip “hurafelere” dönme çabasına girmişler. Ve sonuçta 20 yaşındaki gençlerimizi “ihvancıları” korumak üzere İdlip’e göndermeye “mahkûm” oluyoruz.

Necla, Demet, Gönül, Turgay, Eray ve bendeniz çağdaş Atatürk Cumhuriyeti’nin eğitim düzeyinde yetiştik. 60 yıl sonra fikren ve ruhen bir araya gelip konuşabilmemiz o günlerin sonuçlarıdır.

Kimi İstanbul liselerinin eski kültür kolu başkanları olarak dün de bugün de bir arada olabilmemiz, Atatürk Türkiyesi’nin omurgasının sağlamlığını gösteren küçük bir kesittir.

Bu köşede ve kitaplarımda hep yazdım: emperyalizmin Ortadoğu’daki temel ortağı siyasal İslamdır, “işin fıtratı gereği”…

Koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin İdlip ve Suriye bataklığına saplanmasının esas nedeni budur.

Dünün gençleri fikir tartışmaları yapıyorlardı: bugününkiler ise ya dışarıya gitmenin yolunu arıyorlar, ya da kendilerini Suriye’de, İdlip’de buluyorlar.

Atatürk’ün tereyağından kıl çeker gibi diplomatik yolla hallettiği Türk Hatay’ı bugün İdlip üzerinden tartışmaya açtıranlar aynaya bakmak zorundadırlar. Emperyalizm sonunda, en büyük zararı “maşalarına” verir, bu kural bugüne kadar hiç değişmedi.


Yazarın Son Yazıları