Maradonacı hareket engellenemez
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Maradonacı hareket engellenemez

02.03.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Başakşehir Stadı’nda "Başkomutan Erdoğan" pankartı açılıyor. Ayağa kalkıp alkışlıyorlar. Fenerbahçe, "istifa" deyince tribünleri boşaltıyorlar. Arda, Rıdvan, Burak’a referandumda "evet" dedirtiyorlar. Beşiktaş, "hayır" deyince tehdit ediyorlar.

Mesele futbola siyaset sokmak değil. Siyaseti kimin yaptığı. Millet kendisini savunmak için konuştuğunda, politikayı milletin elinden almak istiyorlar.

Bahçeli’nin geçmiş mesajı elden ele dolaştı ama fazlası da var. Partinin arşivinde dolaşınca, hikaye ilginç hale geliyor.

ERDOĞAN’IN "ŞİRRET YOLU"

Erdoğan, ilk kez istifaya davet edilmedi. 2011 yılında, Galatasaray’ın stadyum açılışında, bizzat tribündeyken, taraftarın hedefi oldu. Öfkeyle kalkıp maçı terk etti. 25 Ocak 2011 günü, Bahçeli, taraftara şöyle sahip çıktı:

"Rahatlıkla söyleyebiliriz ki, Başbakan Erdoğan ve hükümeti her alanda olduğu gibi sporda da gedikler açmaya çalışmış, hükümet etme gücüyle siyasetin merkezine çekmek için her şirret yolu denemiştir. (…) Tribünde alacaklı gibi oturan Başbakan Erdoğan, Galatasaray taraftarı kardeşlerimizin tepkisini soğukkanlılıkla ve olgunlukla karşılamak yerine stadyumu terk etmiş ve sinirlerine yine hâkim olamamıştır. (…) Bu zihniyet sahipleri için demokrasi ve ifade özgürlüğü yalnızca kendilerinin anladığı ve dilediği şekilde olmalıdır. Başbakan’ı övmeyen, minnet duymayan, şükran gösterileri yapmayan ve sözüm ona lütfettiği yardımlardan dolayı el etek öpmeyen kim varsa organize işlerin bir parçasıdır!"

Tarih 25 Ağustos 2011. Ankara Ülkü Ocakları’nın düzenlediği iftar yemeğinde konuşuyor. Söz, Fenerbahçe’nin şike kumpasıyla, UEFA maçlarından çıkarılmasına geliyor. Muhalefetteki Bahçeli, sorumluyu şöyle ilan ediyor:

"Futbol Federasyonu’nun kriz yönetmedeki beceriksizliği, siyasi müdahalelerle içinin boşatılması ve rant paylaşım merkezi haline gelmesi bugünkü yıkımın fitilini ateşlemiştir. Ülkemiz, AKP’nin yönetimi altında uluslararası alanda tartışmalı ve kuşkulu bir alana itilmiştir."

Bahçeli, bu duruşunu sürdürdü. Erdoğan’ın, Fenerbahçe ve Beşiktaş taraftarını muhalif olduğu için cezalandırdığını, hakkıyla savunmadığını söylüyordu. Gezi günlerinde, 1 Temmuz 2013’te, Meclis’te şunları söyledi:

"Özellikle Çarşı Grubu’nun muhalif duruşunu bahane ederek en başta Beşiktaş’a ve yöneticilerle sürtüşme gerekçesiyle Fenerbahçe’ye şaşı ve duyarsız yaklaşmamalıdır."

"EBU CEHİL ERDOĞAN"

Futbol sadece skorla anılmıyor. Kavgaları da var. 2013 yılında, Beşiktaş ve Fenerbahçe maçında, çıkan olayların sorumlusu, muhalefetteki Bahçeli’ye göre taraftar değildi. 23 Eylül 2013’te, "Hiç kimse Beşiktaş veya Galatasaray taraftarlarını ya da kulüp yönetimlerini suçlamamalıdır" dedikten sonra devam ediyordu:

"AKP’nin tribünleri terbiye etme, taraftarları sindirme ve kulüpleri kuşatma utanmazlıkları durmazsa (…) doğabilecek fatura herkes için ağır olacaktır."

2014 yılının Ocak ayına gelindiğinde, Erdoğan-FETÖ kavgası kamuoyunun önüne taşmıştı. Ancak MHP, o günlerde, FETÖ bağlantılı savcıların operasyonlarını destekliyordu. FETÖ, Erdoğan’la hesaplaşmasını gizli ses kayıtlarına dökmüştü. Onlardan biri de Beşiktaş’la ilgiliydi. Erdoğan, kayıtlarda, Beşiktaş Yönetimi’nin, kendisine muhalif eylemlere katılan Çarşı Grubuna destek vermesini eleştiriyordu. Beşiktaş’a bunun bedelini ödeteceğini söylüyordu. Tam da şimdiki gibi! İşte yer yer küfürlü kayıtlardan sonra, yine MHP sahneye çıktı. Genel Sekreter İsmet Büyükataman, 18 Mart 2014’te, Erdoğan’a zehir zemberek bir cevap verdi:

"Kör inatla izansızca her türlü değere hakaret ve küfür edenlerin Ebu Cehil’den hiçbir farkı yoktur. Tayyip Erdoğan artık şek ve şüphe kalmamıştır ki; küfrün babasıdır, bu devrin Ebu Cehil’idir. (…) Erdoğan; seyyar küfürbazdan, sahte kabadayıdan farksızdır. Bu ses kaydı, rezil sövgülerini telefonda sürdürdüğünün apaçık delilidir. (…) Spor sahalarında kendine yönelik en ufak eleştiriyi dahi baskı ile örtme telaşına kapılan Başbakan (…) Başarısız oldukça çılgına dönen, kızaran yüzü, köpükler saçan ağzı ile milletçe ruh dünyamızı kirleten konuşmalarına, küfürlerine yenilerini eklemektedir." 

Bahçeli de Ataman gibi düşünüyordu. 10 gün sonra ekledi:

"Fenerbahçe’yi ele geçirmek için olmadık ayak oyunlarına başvuran bu Başbakan’dır. Beşiktaş Başkanının nezdinde tüm futbolseverlere küfürler yağdıran bu Başbakan’dır."

Bahçeli, 1 ay sonra, Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu bile, Erdoğan karşıtı mesajlarla kutluyordu:

"İnanıyorum ki şampiyonluk adalete yeni bir fener yakacak, haksızlıklarla ve hukuksuzluklarla mücadelede yeni bir heyecan uyandıracaktır."

OMURGALI TARAFTAR OMURGASIZ POLİTİKACI

Trabzonspor-Fenerbahçe, Ankaragücü-Diyarbakırspor maçlarında stadyum karışmıştı. 26 Nisan 2016’da konuşan Bahçeli’ye göre sorumlu, AKP’ydi:

"Hepimizi telaşlandıran bu olumsuzlukların geri planında 14 yıllık AKP iktidarının affı mümkün olmayan hataları, hezeyanları ve hasmane tutumları başlıca belirleyicidir. Millet neredeyse birbirine düşürülmüştür."

Fenerbahçelisi, Beşiktaşlısı, Galatasaraylısı, diğerleri… Her kökten, her inançtan, her dünyadan… Yağmur demiyor, çamur demiyor, kar demiyor… Aynı heyecan, aynı coşku, aynı bağlılıkla mücadele ediyor. Küçücük parasını, azıcık nefesini, kocaman yüreğini bağlandığı renklere harcıyor. 10 yıl önce neredeyse bugün de orada duruyor. Yanyana geldiğinde ise korkularından arınıp sözünü söylüyor. Gelgelelim, kürsüdekiler tribünlerdekiler kadar omurgalı duramıyor. Muhalifken başka, iktidarda başka oluyor. Dünkü kutsalına bugün küfür ederken, dün yerlebir ettiğini bugün sırtında taşıyor.

Yalnız skoru değil, dünyayı da değiştirmeye çalışan Maradona, kendisini saflarına çağıran  düzen siyasetçilerine nasıl cevap vermişti: "Elimi insanların cebine sokmam. Politikacıların hırsız olduğu aşikar. Yoksa o kadar malı mülkü nasıl edinebilirlerdi?”

Yazarın Son Yazıları

NATO’yla nikâh tazeleme

Soğuk Savaş’ın meşhur çocuk tekerlemesi böyle başlıyordu: Bir iki üçler, yaşasın Türkler.

Devamını Oku
02.04.2026
Mesele öyle değil dekan bey!

Bir yanlışı örtmek için bin doğru feda etsen de yetmez.

Devamını Oku
30.03.2026
Vazgeçilen pişmanlığın bilinmeyen öyküsü

Uçup gitti sandığın, doğanın asla kaybetmediği varlıktır.

Devamını Oku
26.03.2026
Bakanlıktan doğrulattığım bilgiler...

Bakanlıktan doğrulattığım bilgiler...

Devamını Oku
23.03.2026
Bayramı zehir eden adamlar

Bayram aslında bahane...

Devamını Oku
19.03.2026
Dilovası davası başlıyor: Başkanın olmadığı yargılama

Türkiye, Silivri Cezaevi Kampüsü’ndeki İBB yargılamasını konuşurken bir başka cezaevinde kritik bir dava başlıyor.

Devamını Oku
16.03.2026
İddianamede adları 1087 kez geçiyor, ama sanık değiller!

Tarihte çelişkili görünen içinde kocaman bir gerçeği saklar.

Devamını Oku
12.03.2026
‘Bu nasıl iş’ dedirten dilekçe

Aklı kendinde olanın dünyanın adaleti umurunda olmaz.

Devamını Oku
09.03.2026
Şam’ın Talibanlaşması görünüyor

Yanlış hesap geri dönmek için genelde Bağdat’ı beklemez.

Devamını Oku
05.03.2026
Öcalan’ın statüsü mü Adem’in statüsü mü

Gelgelelim PKK’yi kuran “statülü” Öcalan’ın AKP-MHP destekli mektubu CHP’li belediyede okunurken 25 yıl öncesinden, 19 yaşından terör aranıp bulunarak bugün işten atılan gariban Ademler’in “statüsü”nü hatırlayan olmadı.

Devamını Oku
02.03.2026
Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Devamını Oku
26.02.2026
Okulda 'din' ve 'Erdoğan' sorgusu!

Hürriyet başka türlü düşünmenin ve yaşamanın imkânlı olduğu yerde başlar.

Devamını Oku
23.02.2026
Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025