Sokak yobazlarının hak ettikleri ceza

Sokak yobazlarının hak ettikleri ceza

18.11.2021 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Üsküdar’da genç bir çift gece saatlerinde yürürken üç-dört kendini bilmez tarafından önce sözlü sataşmaya maruz kalıyorlar, üstüne bir de takibin ardından darp ediliyorlar. Gerekçeleri “Burada cami var, sarılamazsınız.” Akıllarınca zamanın ruhuna uyuyorlar! Bu yüz kızartıcı rezalet, Rahmi Turan’ın naklettiği şu ünlü olayı hatırlattı bana: Londra’da bir gece tek başına yürüyen genç kadının yolu bir maganda tarafından kesilir ve kadın sözlü tacize uğrar. Genç kadın korkuyla kaçarken adam çevredeki gençlerce yakalanır, polise teslim edilir ve yasal sürecin sonunda yargılanır. Magandaya yedi yıl, yedi gün hapis cezası verir. “Kıza elini dahi sürmeyen, sadece korkutan bu adam için bu ceza çok değil mi?” diyenlere hâkimin yanıtı müthiştir: “Kızı korkutmanın cezası yedi gündür, yedi yıllık ilave ceza ise İngiliz kızlarının gece parkta dolaşma ve parktan geçme özgürlüklerine saldırmanın bedelidir!”

Umarım ki Türkiye’de de vicdanlı hâkimler, savcılar çıkar ve bu saldırganlara “Cezanız yedi ay ve yedi yıl. yedi ay sokakta gençleri gece yarısı darp ettiğiniz için, yedi yıl da Türk gençliğini, camilerin sevgiye karşı tahammülsüz, önünde bekleyen insanların da saldırgan ve fırsatçı olduklarına inandırmaya teşebbüs ettiğiniz, toplumun huzurunu kaçırdığınız için” derler... 

BIRAKIN FUTBOL İNSANLARI MUTLU ETSİN!

Salazar ve Franco’nun 3F ilkesiyle faşizmi ayakta tutmayı başardığı söylenir: “Futbol, Fado, Fatima” (Salazar’daki Katolik inanç vurgusunun yerini Franko’da Fiesta alır) ile halkı uyutmak... İtiraf edeyim ben bunu ülkemize uygulamayı sevenlerden biri değilim. O zaman bir ülkede siyasete dayalı eşitsizlik, baskı ve umutsuzluk varsa, insanların ne sporla ne sanatla uğraşmaları ne de eğlenmeye zaman ayırmaları gerekir. Bu büyük haksızlık olur. Bunlarla yakından ilgilenmek, siyaseti boşlamak anlamına gelmez, size bunu birinci elden söyleme konumunda olduğumu zaten biliyorsunuz! 

Futbol Milli Takımımız, evvelsi gece ekonomiden hukuka, siyasetten kişisel özgürlüklere her şeyin ters gittiği bir dönemde bizi mutlu etti. “Artık iş işten geçti”, “Umudumuz Kafdağı’nın ardında kaldı” manşetleri ortadayken oldukça cesur bir şekilde ve şaşırtıcı bir zamanlama da yapılan hoca değişikliği ile birden işler tersine, daha doğrusu düzüne döndü! Toplum olarak depresyona taşındığımız bir ortamda Milli Takım’ın Dünya Kupası’na katılma umutlarını canlı tutarak grubunda ikinciliği kapması hiç de azımsanacak bir başarı değil. Ne var ki kimi spor yazarları, bu mutluluk sahnesinin içine limon sıkmak için her şeyi yapıyorlar. Cebelitarık’ı 6-0 yendikten sonra tanıdığım bir eski futbolcumuzun yorumlarını okudum: “Kuntz Paşa” başlığıyla, madde madde demediğini bırakmadan Milli Takım’ı resmen hocası üstünden infaz ediyordu! Yahu bir nefes alın, bırakın halk mutlu olsun! Futbolcuların hocaları ile mükemmel bir diyalog kurduğunu, Norveç gibi bir ülkeyi saf dışı bıraktığını can-ı gönülden kabul edin, disiplinli bir oyunla üç maç üst üste galip gelmeyi başardığını görün! Salı gecesi keyifli kutlama sözleri dinlemek için televizyon ekranına bakarken neler duymadım ki! Takım dezorganizeymiş, hoca yanlış değişiklikler yapmış, zamanında müdahale edememiş... Kim size, hiçbir şeyi beğenmediğiniz zaman daha zeki ve güçlü görüneceğinizi söyledi?  

Hem Norveç ile kendi sahamızda 1-1 berabere kalıp hem de deplasmanda Hollanda’dan altı gol yedikten sonra, akbabalar hemen coşmuştu zaten. Bir sonraki maçta Litvanya’ya karşı 1-0 mağlup giden maçı son 15-20 dakikada çevirmiş olmamız bazı kalemleri üzmüştü. Çünkü “Zaten Şenol Güneş’i değiştirmek saçmalıktı, hadi şimdi bu hocayı da kovsunlar da görelim” tarzında çoğu önceden yazılmış olan makaleler 75. dakikada ellerinde patladı. Şimdi son iki maçı da kazanarak Play-Off’lara kalınca ahalinin bu kısmı, sevineceği yerde çaktırmadan kafasını duvarlara vurmaya kalktı. Zayıf bir takım olan Cebelitarık’ı gereken ve ihtiyacımız olan skorla yenmiş olmak bile bir fatura haline dönüştürüldü! Geçiniz beyefendiler, insanlara umut, güneş ve bir güzel sıcaklık gelme olasılığından bu kadar rahatsız olmayın! Bu insan tipolojisi, üç gün sonra ligin kader maçında Fenerbahçe’nin yenilip Ali Koç’un krize girmesini isteyenler kadar gözümde zavallılar! Hep kaybedecek “bir düşman” bularak her kötü sonuç üstüne kendi kurgularını hastalıklı şekilde inşa etmek istiyorlar! 

TAKSİ KRİZİNE PANSUMAN

Taksi sorunu, medya açısından bakarsınız aylardır, İstanbulluya sorarsanız yıllardır gündemde. İstanbul, neredeyse ezelden beri dünyada en hızlı taksi bulunan kentti. Ama maalesef artık öyle değil. En sağlam ve köklü duraklardan taksi çağırabilmemizin yanı sıra sokakta bir ıslık çalıp en keyifli sohbetle birlikte taksi bulduğumuz günler de bitti. İBB’nin taksi sorununu çözmek için neler yaptığını izliyoruz. Beş bin yeni taksi teklifi 10. kez reddedildikten sonra 750 minibüs ve 250 dolmuşun taksiye dönüştürülme çabası hiç olmazsa kabul edildi. Ama bu, iç kanaması olan hastaya dışarıdan pansuman yapmaktan ibaret! 

Son zamanlarda okuduğumuz haberler, kaidelere uymayan taksilerin trafikten men edileceği, cezalar alacağı şeklinde. Bunun ender olarak uygulandığını duysak bile bana sorarsanız maalesef Türkiye’nin sosyolojik ve bürokratik yapısı caydırıcı cezalarla ortamın ıslah edilmesini çok zorlaştırıyor. Örneğin Taksim-Tarlabaşı civarındaki taksiler bu konuda maalesef en arsızları. Tabii ki kurallara riayet eden nazik taksi şoförleri de çok var, onları tenzih ederek konuşuyorum. Ama maalesef özellikle Arap müşterilerin bol olduğu noktalardaki taksi şoförleri kabul edilemez şekilde kimliklerini, mesleklerini ve hatta insanlıklarını toptan unutmuş vaziyetteler. Herhangi biri, bu taksici profiline denk geldiğinde -özellikle Avrupa yakasında- çeşitli bahanelerle indiriliyor, tabii uzak güzergâhlara gitmek gibi bir niyeti yoksa! 

Çare basit: Sürekli olarak en ağır en acımasız cezaları üst üste verip kimsenin gözünün yaşına bakmazsanız belki halkı bu rezaletten kurtarabilirsiniz; aksi takdirde bunlar tamamen geçici çözüm arayışları olur. Maalesef bu ceza almasını istediğimiz taksilerin bazıları, seferin ortasında hiç acımadan kadınları arabadan dışarı kovabiliyorlar, hem de o ana kadar taksimetrenin yazdığı parayı da alarak! Hiçbir itiraz dinlemeden. Birçoğu daha sefere başlamadan insanları aldıkları yerde indiriyorlar ve 30 metre ötede Arap arıyorlar. Duyduğum bir ilginç bilgi de şu: İstanbul’da Asya yakası taksilerinin hayatında bu “dolgun cüzdanlı Arap müşteri arama” hastalığı olmadığından bu sorun neredeyse yaşanmıyormuş!

İBB, valilik ve hatta Taksiciler Esnaf Odası’nın en ağır ve esnetilemeyecek cezaları uygulaması lazım. Diyorum da  aynı Taksiciler Odası, taciz suçu işleyenlerin taksicilik yapmasını engelleyen maddeye karşı İBB’ye dava açmış. Bu da tabii inanılmaz bir nokta!!

Yazarın Son Yazıları

CHP bölünmedi, saldırı altında!

Tarsus’ta CHP’nin Belediye Başkanı Ali Boltaç ile yaptığımız güzel bir etkinlikten sonra kaleme aldım bu yazıyı.

Devamını Oku
04.06.2026
Mutlak şizofrenik kriz

Mutlu bayramlar Türkiye!

Devamını Oku
28.05.2026
CHP nasıl ‘güvenli kilit’ hattında siyasetçi bulabilir?

Adeta bir “rüzgâr gülü” gibi siyasi parti değiştirebilen, vatandaşın yüzüne hiç rahatsızlık hissetmeden bakmaya devam ederek siyaset yapmayı sürdürebileceğine inanan farklı bir insan türü ortaya çıktı.

Devamını Oku
21.05.2026
Bir ‘casusluk’ (!) davamız eksikti

Mühim olan RTE’nin bir numaralı rakibini, onu daha önce İstanbul’da dört kere yenmiş olan Ekrem İmamoğlu’nu nötralize etmek olduğu için her koldan yeni denemeler yapıyorlar.

Devamını Oku
14.05.2026
‘Barış koordinatörü’ mü dediniz?

Sayın Devlet Bahçeli gündem yaratmaya çok meraklıdır.

Devamını Oku
07.05.2026
Özgür Özel kendi limitlerini aşarken...

Özgür Özel ısınmış pinball gibi, sürekli oyunda kalan, enerjisi hiç düşmeyen (!) Türkiye’nin sorunlarını ülkeye yayma konusunda dinlenmeden çalışıyor!

Devamını Oku
30.04.2026
Silivri’de ‘déjà vu’ yaşıyoruz

İBB davaları kaçınılmaz şekilde insana déjà vu yaşatıyor.

Devamını Oku
23.04.2026
CHP sinsi senaryolara karşı

Dünyada yaşanan korkunç savaşlar, önce gündeme sonra tarihe kaydoluyor.

Devamını Oku
16.04.2026
Bir yiğit tanıyorum Silivri’de...

Dün Silivri’de bizleri en candan şekilde selamlarken gülen yüzü, kararlı vücut dili ve yaydığı enerjisiyle bizlere inanç katan yine kendisiydi.

Devamını Oku
09.04.2026
‘Taksici’ Nobel savaşçısına karşı!

Durumu şöyle özetleyelim: Önümüzdeki 50 yıl veya 100 yıl, Amerika’da ve hatta dünyanın her yerinde, 2. Trump dönemi hakkında tiyatrolar ve operalar yazılacak.

Devamını Oku
02.04.2026
Hukukun çivisi çıkmış!

Nasıl korkunç bir girdaba kapılmışız şu kısa ömürde...

Devamını Oku
26.03.2026
Ortaylı ve Özel üzerine

Her ölüm erken, her ölüm zamansız...

Devamını Oku
19.03.2026
Silivri-İran hattında demokrasi ve ekonomi

Hayatımız içeride de zor dışarıda da...

Devamını Oku
12.03.2026
Kötülerin bitmeyen cerahati

Savaşın en ağır bedelini anneler ve çocuklar öder.

Devamını Oku
05.03.2026
Şu şaşırtıcı “demokratik” dünyamız!

Yeni Adalet Bakanı gelir gelmez, gerek mahkemelerde gerek yandaş basında CHP üzerine yeni senaryoların alevlendiğini belirtmiştim.

Devamını Oku
26.02.2026
Tehlikeli gidişatlar ve CHP’nin sorumlulukları

Türkiye yeni adalet bakanının kimliğini öğrenerek bir şok yaşadı.

Devamını Oku
19.02.2026
CHP ikazları dikkate almalı

Bu satırların sahibi, ailesinden kalan manevi mirasla 80 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin yanında durmuş bir isimdir.

Devamını Oku
12.02.2026
Barış süreci: Ne pahasına?

CHP, son dönemdeki çıkışlarıyla ana muhalefet partisinden birinci parti konumuna yükseldi.

Devamını Oku
05.02.2026
Tarihi ‘Özel-İmamoğlu’ tandemi

Tandem, iki unsurun tek bir ritimle, birlikte hareket etmesi olarak tanımlanır.

Devamını Oku
29.01.2026
Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Devamını Oku
23.01.2026
Üç aykırı ölüm

Her biri olağandışı vakalar. İlki, gencecik bir çocuğumuzun Türkiye’yi giderek saran çocuk şiddetinin yeni hedefi olması…

Devamını Oku
22.01.2026
İran’da özgürlük arayışı!

İran’da yaşananlar gerçekten korkunç.

Devamını Oku
15.01.2026
Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026
İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!

Devamını Oku
01.01.2026
Kılıçdaroğlu ve sosyal medya kampanyaları!

Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.

Devamını Oku
25.12.2025
Twitter’ın utanmaz zorbaları ve Manifest!

Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?

Devamını Oku
18.12.2025
Hangi hatalar zinciri bu uçurumu hazırladı?

İnsanlarımız şaşkın.

Devamını Oku
11.12.2025
CHP kurultayı: Kazananlar ve kaybedenler

1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.

Devamını Oku
04.12.2025
CHP kurultayı demokrasiyi aydınlatacak!

CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.

Devamını Oku
27.11.2025
Mustafa Kemal’i hazmedemeyen solcular!

İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.

Devamını Oku
20.11.2025
İddianame ve kritik yönlendirme

Pek de sürpriz olmadı.

Devamını Oku
13.11.2025
Sahte dünyalar kuşatması

Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyet, iki kahraman ve yarınlar

Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
CHP davasına dikkat!

Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.

Devamını Oku
23.10.2025
Yok olan Nobeller ve edepler

Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.

Devamını Oku
16.10.2025
Özel-Bahçeli düellosu, cevapsız sorular

Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.

Devamını Oku
09.10.2025
‘Bombalı Nobel’ ve barış!

Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...

Devamını Oku
02.10.2025
Fenerbahçe, Türkiye ve demokrasi dersi!

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.

Devamını Oku
25.09.2025
Misyonlarını tamamlayamayan kayyumlar!

Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasimizin açık yarası ve vazgeçilmez ikazlar

Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.

Devamını Oku
11.09.2025