Ne diyebiliriz ki? Bütün Türkiye’nin heyecanla beklediği ‘büyük maç’, resmen kendi yöneticilerinin sorumsuzluğuna terk edilmiş bir kentin raydan çıkması nedeniyle bir kâbusa ve utanç gecesine dönüştü. Koskoca Trabzon, 3 sezondur ne kendi futbolunu oynayabiliyor ne de o sezonu yaşayabiliyor. Hayali vaatlerle doldurulan Bordo - Mavili tribünler futbol maçı değil, sanki iç savaş karşılaşmasına çıkıyordu. Gerçekten yazık ve yeter diye isyan ediyor insan artık!..
Trabzon’daki gerilim daha en başından yüksek voltajlara tırmanmıştı. Sahaya atılan yabancı maddeler, sis bombaları ve konfetilerle ilk 5 dakika neredeyse hiç oynanmadan geçti. 23. dakikada Sow’un yerden bir pasla kaçırdığı Alper’in ortasına gelişine mükemmel bir vole vuran Emenike takımını 1-0 öne geçirdi. 3 sezondur 2010-11 sezonunu gündeme taşıyarak takımın gerçekle olan bağlarını koparan sorumsuzlar her taç ve kornerde maçı oynatmama adına taşkınlıklar yaptılar. 45+9’da Volkan’ın kalesi yine yaylım ateşine tutulunca Yıldırım nihayet sahadan çekilmeyi akıl edebildi. Ondan sonra da belirsizlik içinde uzun bekleyiş başladı. Bir 20 dakika kadar sonra içeride yaşanan ateşli konuşmalarla hakem maçı tatil ettiğini duyurdu.
Ortada tartışmaya değecek bir nokta yok. Maç 3-0 Fenerbahçe’nin hükmen galibiyetiyle tescil edilir. Umarız ligin sonu yaklaşırken TFF yine sorumsuzca bu olağan kararı haftalarca aylarca saçma şekilde uzatmaz. Trabzon ise acilen 2010-11 sezonunu rafa kaldıracak bir yönetim bulmazsa futbol şubesini kapatması daha yerinde olur. Bu utanılası görüntüler bir daha yaşanmamalı!.. Trabzon yönetimi ise derhal istifa etmeli...
Trabzon Yönetimi İstifa Etmeli
Yazarın Son Yazıları
Türkiye yeni adalet bakanının kimliğini öğrenerek bir şok yaşadı.
Bu satırların sahibi, ailesinden kalan manevi mirasla 80 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin yanında durmuş bir isimdir.
CHP, son dönemdeki çıkışlarıyla ana muhalefet partisinden birinci parti konumuna yükseldi.
Tandem, iki unsurun tek bir ritimle, birlikte hareket etmesi olarak tanımlanır.
Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!
Her biri olağandışı vakalar. İlki, gencecik bir çocuğumuzun Türkiye’yi giderek saran çocuk şiddetinin yeni hedefi olması…
İran’da yaşananlar gerçekten korkunç.
Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.
Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!
Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.
Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?
İnsanlarımız şaşkın.
1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.
CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.
İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.
Pek de sürpriz olmadı.
Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.
Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.
Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.
Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.
Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.
Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...
Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.
Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...
Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.
Bunu da gördük.
Dün aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.
Haftada bir köşe yazısı kaleme alarak gündemi yakalamak için, şapkadan üç değil, beş tavşan çıkarmanız lazım!
Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş...
Cumhuriyet Halk Partisi, tabanından ve partinin ileri gelenlerinden yapılan bütün uyarılara rağmen komisyona katıldı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK’sının bu ikazları dikkatle değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.
Yıl 1955, genç gazeteci Altan Öymen ve iki polis Ankara kışının ortasında…
Gündem aşırı yoğun. Ekrem İmamoğlu’na açılan en akıl almaz davalardan biri dün karara bağlandı.
Gündem belli: AKP’nin “muhalefetsiz demokrasi modeli” için yaptığı çalışmalar...
Dün, 2 Temmuz’du… 32 yıl önce yobazların 35 aydınımızı yakarak katletmesinin yıldönümü...
Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu sayesinde CHP’nin birinci parti konumuna yükseldiğini gören AKP, ne yapıp edip bu iki lideri durdurmak için her şeyi yaptı ve yapmaya da devam ediyor.
Aslında bu köşe yazısını kaleme almanın hiçbir anlamının olmayacağı 36 saatlik süreç yaşıyoruz...
Her ölüm dayanılmaz bir acıdır. Şayet o ölüm, kalp krizi, trafik kazası, elektrik çarpması, cinayet veya intiharla gelmiş ise insan nefes alamaz hale gelir.
Yaşam akıp giderken, siyasi olaylara karşı yorumlar -tahminlerim bazen çok emin görünseler de- altüst olabiliyor.
Hayat, iyi ve kötü olaylar arasında oluşan düğümler şeklinde akan öznel bir film gibi. Seviniyoruz, üzülüyoruz, kahroluyoruz, âşık oluyoruz, şaşırıyoruz, kâh siyasetçilere kâh en yakınlarımıza kâh tuttuğumuz takıma kızıyoruz.