Yurttaş ne diyor?
Deniz Ülkütekin
Son Köşe Yazıları

Yurttaş ne diyor?

26.04.2024 18:41
Güncellenme:
Takip Et:

Geçen hafta “sessiz çoğunluk”tan söz etmiştim. Bu hafta da “kamuoyu” konuşalım.

Kamuoyu, gündemi ilgilendiren bir konu hakkında toplumun ezici çoğunluğu tarafından seslendirilen tek ve veya karşıt iki fikirden oluşan görüş olarak nitelendirilebilir.

Burada işin sırrı söz konusu fikrin büyük ölçüde, sanki tek bir kişinin ağzından çıkıyormuşçasına net bir biçimde iletilebiliyor olmasıdır. 

Görüş ne kadar netse ilgilendirdiği konunun muhatapları açısından da o kadar bağlayıcı ve dikkat çekicidir.

Ancak her zaman her konu ve konuyla ilgili verilen mesaj o kadar da net olmayabilir. O zaman görüş hem kendi içinde güçsüzleşir hem de karşıt görüşlere alan açar.

Kamuoyunun bir konu hakkında verdiği mesaj önemlidir ama şu sorumla ilgili düşüncenizi de merak ediyorum: 

Sizce kamuoyu icat edilen bir olgu mudur yoksa hep var olan iletişim bilimleri tarafından keşfedilmeyi bekleyen bir durum mudur?

Kamuoyunu yansıtan araçlar aslında demokrasi ile eş zamanlı bir gelişim yaşamıştır. Siyasetin genel söylemler bütünü hakkında görüş veren seçimler, belli bir konuya odaklanan anketler ve daha özelleştirilmiş ve günlük olarak kamuoyu nabzı yoklamaya olanak veren kitlesel medya organları…

Bunları, kamuoyunu yansıtan ana aracılar olarak sıralayabiliriz. Peki asıl soruya gelelim, aynı zamanda kamuoyunu biçimlendirebilirler mi?

Son yılların moda deyimleri olan “algı yönetimi” ve “algı yaratmak” da tam olarak bu soruyla ilişkilidir.

O zaman sizi 20. yüzyılın başından bir düşünür ile tanıştırayım. Amerikalı bir yazar olan ve iki kez Pulitzer Ödülü (1958, 1962) kazanmış Walter Lippmann ile… 

Kendisi, kitle iletişiminin ABD’deki kullanımıyla ilgili fikir yürüten ilk isimlerdendir. Ayrıca 1922 yılında çıkan “Public Opinion” (Kamuoyu) isimli kitabın yazarıdır ve “stereotip” kavramını çağdaş psikolojide bilinen tanımıyla ilk kez bu kitapta kullanmıştır.

Yukarıda belirttiğim “güçlü mesaj” niteliği nedeniyle stereotip ve kamuoyu kavramları arasında çok güçlü bir bağlantı vardır.

Lippmann, kitle iletişimi hakkında oldukça tepeden inmeci bir bakış açısına sahipti. Kitleleri, yöneten sınıf (!) tarafından her an yönlendirilmesi gereken bir “şaşkın sürü” olarak tanımlıyordu.

Söz konusu sınıf alanında uzman kişiler ve bürokratlar tarafından oluşturulmalıydı ve ana amacı Lippmann’ın demokrasinin en büyük “zayıflığı” olarak gördüğü, “omnicompetent citizen” (Her şeye kadir yurttaş) idealinin imkânsızlığının arkasında dolanacak yollar bulmasıydı.

Sözün özü, Lippmann’ın tasarladığı düzen yurttaşların kendini irade, fikir sahibi ve demokrasinin bir paydaşı olarak görmesini sağlarken arka planda kendilerinden daha yüksek vizyonu olan bir sınıfın amaçları doğrultusunda yönlendirilmesini öngörüyordu. 

Bu duruma günümüz tabiriyle kısaca “rıza üretimi” diyebiliriz ve bu üretim baskı aracı kullanmadan kitle iletişimi sayesinde yapılıyordu.

Tüm bu görüşleri, düşüncelerinde oldukça aşırı olan bir düşünürün iletişim alanındaki görüşleri olarak ele alabiliriz. 

Ancak Lippmann’ın görüşleri söz konusu yönetici sınıf (!) arasında ilgi görmüş olacak ki kendisi ABD’nin en önemli “think tank” kuruluşları arasında yer alan Diş İlişkiler Konseyi’nin (CFR) 1921’deki kurucuları arasında yer almıştır...

Eski ismi ile Twitter, güncel ismi ile X’te kullanıcıların en sık karşısına çıkan gönderilerden birisi gündemle ilgili anketler. Tek bir soru, oturup düşünceniz hakkında kafa yormanıza bile gerek yok. İstediğiniz seçeneğe basın ve artık siz de kamuoyunun iletmek istediği güçlü mesajın bir parçasısınız.

Eğitimde birkaç yıl en çok itiraz edilen konulardan birisi, yazılı sınav yerine çoktan seçmeli sorularla sınav yapılmasının gençlerin kendini ifade edebilmeleri açısından nasıl eksiklikler yaratacağıydı. Şimdi anketlere yanıt vererek görüş bildiriyor olunması ne kadar ilginç değil mi? 

Bireysel düşüncenin standardize edilmesi kitle iletişim organlarının gelişimi, kültür endüstrisinin (Frankfurt Okulu’nun tüm itirazlaırna karşın) akım belirleyici bir konuma erişmesi, kaçışçılık kavramının ortaya çıkması ve medya kanallarının tekelleşmesi ile eş zamanlı ilerleyen bir süreç. 

Öte yandan bu kendi başına bir yazı konusu ve şimdilik bir soruyla bitirelim. Sizce bireyin özgün düşünce üretimi hâlâ mümkün mü?

Yazarın Son Yazıları

Görünürlük paradoksu

Görünürlük paradoksu

Devamını Oku
27.12.2025
Öfke Yemi

Oxford Sözlüğü tarafından yılın sözcüğü seçilen kavram, sırf dilsel bir yaklaşım değil, aynı zamanda dijital çağa yönelik önemli bir teşhistir.

Devamını Oku
06.12.2025
Pandeminin mirası bir sessiz salgın: Gooning

Pandeminin ardından yalnızlık yeni bir biçime büründü. Ekranların ritmiyle biçimlenen çağda “gooning”, sırf bir cinsel pratik değil, dijital odak ekonomisinin bir yansıması.

Devamını Oku
08.11.2025
Zamanın parçalanmış belleği

Zaman artık yalnızca ölçülebilir bir akış değil belleği, siyaseti ve ekonomiyi biçimlendiren bir iktidar aracı

Devamını Oku
25.10.2025
Samimiyet çağında samimiyetsizlik

Samimiyet, insanlık tarihi boyunca güven ve içtenliğin karaktere yansımış bir göstergesi olarak tanımlanırdı.

Devamını Oku
05.10.2025
Diziler, şarkılar, davalar: Kimin sahnesi?

Diziler, şarkılar, davalar: Kimin sahnesi?

Devamını Oku
21.09.2025
Gündem zehirlenmesi

Artık “Yine ne oldu?” hissiyle uyanmak, politikleşmiş bir yorgunluğa dönüştü.

Devamını Oku
17.08.2025
Kamusal şizofreni

Söylenemeyenlerin çoğaldığı, herkesin birden fazla benlik taşıdığı bir çağda yaşıyoruz. “Kamusal şizofreni” artık siyasetçilerin değil hepimizin hastalığı.

Devamını Oku
26.07.2025
Makbul queer

Makbul queer

Devamını Oku
12.07.2025
Düşünüyorum, öyleyse susayım!

Düşünce artık içerikten çok niyetiyle, sahibinden çok kökeniyle yargılanıyor. Bu sessizlik çağında en büyük özgürlük, hâlâ düşünebiliyor olmak.

Devamını Oku
28.06.2025
1000 > 100 bin

İnfluencer dünyasında artık takipçileriyle derin bağlar kuran içerik üreticileri yani mikro etkileyiciler yüz binlere ulaşan hesaplara göre markaların çok daha fazla ilgisini çekiyor.

Devamını Oku
16.06.2025
Gülerken kızmak: Türkiye’de ofansif mizahın sınırları

Gülerken kızmak: Türkiye’de ofansif mizahın sınırları

Devamını Oku
25.05.2025
Kodlarda gizli erkek bakışı

Kodlarda gizli erkek bakışı

Devamını Oku
10.05.2025
Ne diyorsunuz? Anlamıyorum!

Ne diyorsunuz? Anlamıyorum!

Devamını Oku
03.05.2025
Elveda özgür Avrupa

Elveda özgür Avrupa

Devamını Oku
20.04.2025
Gerçeğin yokluğu

Gerçeğin yokluğu

Devamını Oku
12.04.2025
Umudu yaratanlar

Umudu yaratanlar

Devamını Oku
28.03.2025
Aklın çölleşmesi

Aklın çölleşmesi

Devamını Oku
15.03.2025
Korku ve ecel

Korku ve ecel

Devamını Oku
01.03.2025
Kendini gerçekleştiren kehânet ve Antigone

Kendini gerçekleştiren kehânet ve Antigone

Devamını Oku
23.02.2025
'Yapay zekâ kullanıyorum'

'Yapay zekâ kullanıyorum'

Devamını Oku
08.02.2025
Dünyanın en büyük sorunu (şimdilik)

Dünyanın en büyük sorunu (şimdilik)

Devamını Oku
01.02.2025
İhmalkâr

Bolu’da 78 yurttaşımızı yitirmemizle sonuçlanan otel yangınından beri sık duyduğumuz ve sürekli zihnimde tekrar eden kelime: İhmalkârlık.

Devamını Oku
25.01.2025
Ucubelerin sanatı

Ucubelerin sanatı

Devamını Oku
18.01.2025
Kaliforniya’da suyun başını tutanlar

Kaliforniya’da suyun başını tutanlar

Devamını Oku
10.01.2025
Genel izleyicinin tragedyası

Genel izleyicinin tragedyası

Devamını Oku
02.01.2025
Düş adacıkları

Düş adacıkları

Devamını Oku
30.11.2024
Tepkisiz toplum etkisiz siyaset

Tepkisiz toplum etkisiz siyaset

Devamını Oku
23.11.2024
Tekinsizliğe karışan deli

Birkaç farklı yerde, farklı tonlarda ve farklı cümlelerle bilgi sahibi olduğum bir anektod:

Devamını Oku
17.11.2024
Çaresizliğin zorbalığı

Çaresizliğin zorbalığı

Devamını Oku
08.11.2024
3F’den tek F’ye

3F’den tek F’ye

Devamını Oku
26.10.2024
4K netliğinde bir çaresizlik

4K netliğinde bir çaresizlik

Devamını Oku
05.10.2024
Hibrit kimlik ve sanal töreler

Hibrit kimlik ve sanal töreler

Devamını Oku
29.09.2024
Beyaz yakalı çobanlar

Beyaz yakalı çobanlar

Devamını Oku
22.09.2024
Gölgesinden korkan ülke

Gölgesinden korkan ülke

Devamını Oku
07.09.2024
Hangi geçmiş?

Hangi geçmiş?

Devamını Oku
17.08.2024
X etkisi ve cinsiyet politikası

X etkisi ve cinsiyet politikası

Devamını Oku
10.08.2024
Instagram’daki taşralı hayaleti

Instagram’daki taşralı hayaleti

Devamını Oku
03.08.2024
İdeoloji, adi suçlar ve pozitif ayrımcılık

İdeoloji, adi suçlar ve pozitif ayrımcılık

Devamını Oku
26.07.2024
İç ve dış düşmanlar, gölgeler

İç ve dış düşmanlar, gölgeler

Devamını Oku
19.07.2024