Her şeyi kendimizden bekleriz
Deniz Yıldırım
Son Köşe Yazıları

Her şeyi kendimizden bekleriz

09.11.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Cumhuriyetin 10. yıl kutlamalarına damga vuran sloganlardan birisi şöyledir: “Her şeyi kendimizden bekleriz”. Cumhuriyetin bağımsızlık ve çağdaşlaşma mücadelesini daha güzel özetleyen bir slogan olamaz.

Hem bir kurtarıcı beklememe; yurttaşın kendi zincirlerini kendisinin kırabileceği şartları yaratma arayışının özetidir; hem de bir olumsuzluk oldu mu, bir fenalık başımıza geldi mi hemen kendi dışımıza suçu atıp eylemsizliğimizi, sessizliğimizi aklamaya çalışmamıza bir eleştiri. Bir yanıyla da, ekonomide dışa bağımlılığın ortadan kaldırılışına, milli ekonominin inşasına övgüdür bu slogan.

Büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümü yarın. Kurtarıcı beklememe, kendi çaresini örgütleyebilecek yurttaşlar haline gelme düşüne ne oranda yakınız peki? Anıyoruz da, anlıyor muyuz?

Anlamanın yolu, her çağın gereklerine göre yeniden yorumlamaktır. Mesela “her şeyi kendimizden bekleriz” ilkesi, bugün hayatın her alanına uygulanabilir.

Bugün en büyük yıkımları yaşadığımız alanlara bakalım. İşin ucu mutlaka ekonomiye dokunuyor. Ne yapmak gerek? Elbette iktidar ve program değişikliği gerek. Dışa bağımlı, sıcak parayla dönen, üretmeden tükettiren borçlanma ekonomisinde “Her şeyi dışarıdan bekleriz” çünkü. Ama bu değişiklik yeterli mi? Toplumsal ayakta yine “her şeyi başkalarından beklemek” hatasına düşmüş olmuyor muyuz?

Başka yollar gerekiyor. İşte burada en önemlisi, iktidarların ve yönetenlerin uyguladığı programları değiştirmeden önce toplumsal alanda başka bir ekonomi modelini, dayanışmacı çözümleri görünür kılmak. “Dayanışma ekonomisi” tabiri de böyle yükseliyor son yıllarda. Kamusal kaynakları, varlıkları, alanları ortaklıktan çıkarmaya çalışan, özelleştiren saldırılara karşı halkın kendi dayanışma biçimlerini geliştirmesi, çarelerini kendisinin üretmeye başlaması, kârlılık ve servet yerine kamusal yarar için ortaklıklar geliştirmesi bu nedenle daha da önem kazanıyor.

Dayanışma ekonomisi

Geçmişte Ecevit’in “Halk Sektörü” girişimi bunun ön işaretlerini vermişti. Kooperatifler bu açıdan yeniden önem kazanıyor. Belediyelere düşen, şimdi bu kooperatifleri teşvik etmek, geliştirmek olmalı. Ama daha yeni uygulamalar, toplumsal alanda her yurttaşın kendi yeteneğine ve yeterliliğine göre bir dayanışma modelini örgütlemesi ya da olana katkı vermesi ile şekillenecek.

Bakın, ülkede kriz var. Kriz dediysem, yönetici sınıflara yok kriz. İşini kaybedene var; işini kaybetme korkusuyla maaş kesintisini kabul edene, fazladan çalışıp susmak zorunda kalanlara var. Öğrenciye var, emekçiye var, emekliye var, işsize var, esnafa var, borç çevirmeye çalışan küçük sanayiciye var. Geçinemeyenlere, faturanın ödetildiği geniş çoğunluğa var özetle.

Daha yeni Fatih’te 4 kardeşin geçim zorlukları nedeniyle intihar ettiği haberleri düştü bu hafta. Daha ağır ne olabilir ki?

Hal böyleyken; yani kriz, hakkıyla geçinmeye çalışan çoğunluğun belini bükerken, ne eksik? Toplumsal mücadele. Mesela sendikalar. Nerede sendikalar? Doğru, sınıfın yapısı değişiyor; doğru, iktidar baskısı etkiliyor. İyi de, sendikal mücadeleler baskı yokken mi gelişti bu ülkede? Sendikal örgütlenme, grev ve toplusözleşme mücadelesi asıl krizlerde daha fazla yükselmedi mi geçmişte? 90’larda yeri göğü inleten işçi, memur sendikalarına bakın. Basın açıklamasından ötesi yok. Sendika-siyaset ilişkisinde gömleğin düğmesi yanlış yerden iliklendi, gelinen yer ortada.

İşte tam da bunun için “her şeyi kendimizden bekleriz” demenin, farklı ekonomik dayanışma modellerini, hak arama örgütlenmelerini gücümüzün ve zamanımızın yettiği her alanda görünür kılmanın zamanı geldi de geçiyor.

Özellikle ekonomik kriz dönemleri, bu girişimler için en uygun zaman. Örneğin krizde Yunanistan’da, İspanya’da, İtalya’da yüzlerce dayanışma ekonomisi girişimi ortaya çıktı. Bunlar güvencesizler ve işsizler için sosyal klinikler, eczaneler açma, hekim dayanışmaları yaratma; sosyal mutfaklar ile gıda toplama ve dağıtma; takas pazarları kurma; hukuki destek grupları oluşturma; kütüphanelerle kâr amacı dışında çalışan mekanizmalar başlatma; işsiz kadınlar için üretim kooperatiflerini destekleme, çeşitli tüketim mallarının ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması için ağlar oluşturma gibi girişimleri kapsadı. Toplumun kendi yaşamına dayanışma yolları ile müdahale etmesi, büyük laflar yerine gündelik ve gerçekçi sorunlara kâr amacı gütmeden, birleşerek çözümler geliştirmesi bugün bizim de ihtiyacımız. Yurttaşlık böyle canlanır yeniden.

Evet, bunlar her sorunu çözmeyecek. Ama halkçı bir iktidar programı, toplumsal alanda bu modeller yayıldıkça mümkün olacak. Atatürk’ü gerçekten anmak ve anlamak istiyorsak, sözümüz belli: “Her şeyi kendimizden bekleriz.”

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet’e veda

Cumhuriyet’e veda

Devamını Oku
04.06.2022
‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

Devamını Oku
21.05.2022
Geçim siyaseti, aday siyaseti

Geçim siyaseti, aday siyaseti

Devamını Oku
07.05.2022
Hak mücadelesi

Hak mücadelesi

Devamını Oku
30.04.2022
23 Nisan ve iki halkçılık

23 Nisan ve iki halkçılık

Devamını Oku
23.04.2022
Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Devamını Oku
16.04.2022
‘Sonra hayat devam etti’

‘Sonra hayat devam etti’

Devamını Oku
02.04.2022
Değer mi hiç?

Değer mi hiç?

Devamını Oku
26.03.2022
Savaş ve siyaset

Savaş ve siyaset

Devamını Oku
19.03.2022
Transit

Transit

Devamını Oku
12.03.2022
Savaş (05 Mart 2022)

Savaş

Devamını Oku
05.03.2022
Ukrayna

Ukrayna

Devamını Oku
26.02.2022
Cemre düştü

Cemre düştü

Devamını Oku
23.02.2022
İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

Devamını Oku
16.02.2022
Güneşli Pazartesiler

Güneşli Pazartesiler

Devamını Oku
12.02.2022
En uzun gece

En uzun gece

Devamını Oku
09.02.2022
Çatlak

Çatlak

Devamını Oku
05.02.2022
Rejimin yeni aşaması

Rejimin yeni aşaması

Devamını Oku
02.02.2022
Borç

Borç

Devamını Oku
29.01.2022
‘Siyasetin sonu’

‘Siyasetin sonu’

Devamını Oku
19.01.2022
Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Devamını Oku
15.01.2022
Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Devamını Oku
12.01.2022
Deli İbram Divanı

Deli İbram Divanı

Devamını Oku
08.01.2022
İki ülkeden Türkiye’ye

İki ülkeden Türkiye’ye

Devamını Oku
05.01.2022
Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Devamını Oku
29.12.2021
Kâğıt

Kâğıt

Devamını Oku
25.12.2021
Geçim ve seçim: Şili dersleri

Geçim ve seçim: Şili dersleri

Devamını Oku
22.12.2021
Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Devamını Oku
18.12.2021
Yeni model

Yeni model

Devamını Oku
15.12.2021
Joker

Joker

Devamını Oku
11.12.2021
Milli Görüş partileri

Milli Görüş partileri

Devamını Oku
08.12.2021
Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Devamını Oku
04.12.2021
Birincil ittifak

Birincil ittifak

Devamını Oku
01.12.2021
Oblomov’dan Don Kişot’a

Oblomov’dan Don Kişot’a

Devamını Oku
27.11.2021
‘Yoksulluk Kader Olamaz’

‘Yoksulluk Kader Olamaz’

Devamını Oku
24.11.2021
Labirent

Bir intiharın genel provası

Devamını Oku
20.11.2021
Akışına bırakmak

Akışına bırakmak

Devamını Oku
17.11.2021
Kalabalığa kaçış

Kalabalığa kaçış

Devamını Oku
13.11.2021
Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Devamını Oku
10.11.2021
Truman kaçışı

Truman kaçışı

Devamını Oku
30.10.2021