'Aşk yaz, bir boşluk bırak...'
Haydar Ergülen
Son Köşe Yazıları

'Aşk yaz, bir boşluk bırak...'

13.02.2012 04:59
Güncellenme:
Takip Et:
\n

\n

Aşk yaz, bir boşluk bırak... Biliyorum gül alıp satmanın zamanı değil, hem Seyhan Erözçelik de gitmeden söylemişti: Gülleri de eskittik diye. Günleri de eskittik ve yine dünyaya onunla, onun için geldiğimiz aşka yazıldık. Elsa Trioletnin bir romanının adıydı Veresiye Güller (Roses a Credit), şimdi güllerin günüvar. O gün ödenmiş ve satın alınmış güllerden geçilmeyecek ortalık. Kokusuz muymuş yeni ve uzak güller? Ne gam! Biz de gül sözcüğünü koklarız olur biter! Üstüne de şöyle derin bir nefes çektik mi güllerin günü’, ‘yılların gülüne dönüşür: Gül alırlar gül satarlar/ gülden terazi tutarlar/gülü gül ile tartarlar/çarşı pazarı güldür gül.

\n

Aşk yaz, bir boşluk bırak... Ayrılığın da aşka dahil olduğu şair sözüdür, öyle olunca da doğru-yanlış terazisinde değil, gül terazisinde tartılır. Gülden ağır olmasın diye kendini alttan alır söz, gülün gölgesinde kalır. Hisarlı Ahmetten alınma bir Kütahya türküsü var, Ben kendimi gülün dibinde buldum/sevda bir düşümüş kendime yordum sözleriyle insanın içini okşar, sona doğru Dünya dedikleri bir gölgeliktir dizesiyle de perişan eder. O zaman işte ayrılığın, aşkın gölgesi olduğu anlaşılır. Hem aşkı hem de kendisini sakınmak için insan aşk yazar, bir boşluk bırakır. Boşluk aşkın kaçıncı katıdır? Masallarda, söylencelerde, kutsal metinlerde her şey en çok yedi katlıdır. Yerin altı da göğün üstü de. Boşluk yedinci katımızdır.

\n

Aşk yaz, bir boşluk bırak... Bak sonra neler oluyor, başına neler geliyor! Geçen ay Demirci Eğitim Fakültesine bir konuşma yapmaya gittim. Fakültenin bahçesine girdiğimde gözüm bir bez afişe takıldı. Benim bir fotoğrafım ve üstünde de şu yazı:Aşkın Şairi. Gencecik kızlar, çocuklar, bir bana bakacaklar bir de yazıya ve şöyle düşünecekler: Aşk adamı bu hale getiriyormuş meğer!Hayli ironik bir durum. O yüzden, aşk yaz, şiirini yaz ama bir boşluk bırak, fotoğrafını filan koyma yanına! Ertesi gün de İzmirde bir gazetede haber, konuşma sonrası elimde çiçekler, başlık: Aşkın Şairi Demircideydi!” ‘Çakmadan bol ne var, hem adı da üzerinde işte çakma. Benim aşkın şairioluşum da böyle bir şey. Hem de doğrusu TVlerdeki asi, serseri, romantik, isyancı ve âşık şair abiler dururken değil mi?

\n

Aşk yaz, bir boşluk bırak... Sonra da şapkanı önüne koy ve şu soruyu yanıtla: Aşk şiiri ne demek?Aşktan başka şiir var mı? Danimarkalı şair Henrik Nordbrandtın kitabının adı gün günden daha bir anlam kazanıyor: Aşk Şiiridir Bütün Şiirler. Şair, bu şiirinde kendisine konu olarak aşkı seçmiş!’ Şiir yorumlayan ortaokul öğrencisi saflığıyla böyle diyebiliriz. Diyelim ama düşünelim de. Aşk insanın konusu mudur ki şiirin de konusu olsun? Aşk bizim konumuz değildir, halimizdir. Halböyle olunca da aşk şiiridemek yersizdir. Nordbrandt bunu sezeli çok olmuş bence, kitabının adından da belli. Biz de sezelim ve kendimize aşkın şairifilan dedirtmeyelim! Öyle bir şey yok çünkü, hepimiz aşkın insanıyız, hepimiz aşkız!

\n

Aşk yaz, bir boşluk bırak... Daha iyisini yap, bu yazıyı burada bırak! Çünkü o güzelim aşkı bir kompozisyon ödevi gibi yazıyorsun ve aşk ıstırap duyuyor bundan! Bir de sözüm ona boşluk bırakacaksın! Son kez söylüyorum: Aşka bir boşluk bırakırsan o daha da sıkı olur. Boşluk bırakmazsan dar olur, daralır, darılır... Şükürler olsun sana Tanrım, nihayet aşka dair bir özlü söz söyleyebildim! Aşk Şiirlerinin Unutulmaz Şairi, ustamız, kaptanımız ve hâlâ aramızdaki en gencimiz Attilâ İlhanın kulağına gitsin istemem ama, bana aşkın şairidemeleri de boşuna değilmiş meğer!

\n

Aşk yaz, bir boşluk bırak... Bu dizeyi, siz cümle diyebilirsiniz, bir GSM şirketinin ilanında dipnot olarak gördüm, dize deyişim bundan, biliyorsunuz edebiyat büyük harfle yazılan şeye denir, şiir küçük harfle yazılana, eh şiire de her yerde dipnot olmak yakışır. Sonra o dipnotu teknolojinin elinden kurtardım, şiire çağırdım, Gelirim gelmesine amadedi, boşluğu aşkla yaz, aşkı da boşluğuyla...Aşkı yazdım,

\n

boşluğunu da bıraktım.

\n

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet’in ‘İçeridekiler’ine...

Cumhuriyet’in ‘İçeridekiler’ine...

Devamını Oku
21.03.2017
Üvey Sayfa

Devamını Oku
14.01.2013
Cemali Mektup

Devamını Oku
07.01.2013
ODTÜ 'Üniversite'dir!

Devamını Oku
31.12.2012
Mevlana'dan Yunus'tan...

Devamını Oku
24.12.2012
Dünya Cemevi

Devamını Oku
17.12.2012
Tarzan Zor Durumda

Devamını Oku
10.12.2012
Kibir Korosu

Devamını Oku
03.12.2012
Sami Baydar'ın 'Dünya'sı

Devamını Oku
26.11.2012
Cumartesi Annem

Devamını Oku
19.11.2012
Zorunsuz Âşıklama (Ya da Eskişehir)

Zorunsuz Âşıklama (Ya da Eskişehir)

Devamını Oku
12.11.2012
Eskişehir'e Gidecek Olanlara Bazı Uyarılar

Devamını Oku
05.11.2012
Kırık Kalpler Müzesi

Devamını Oku
29.10.2012
Düşyazdım...

Devamını Oku
22.10.2012
Köşeden Köşeye...

Devamını Oku
15.10.2012
Split Işığı

Devamını Oku
08.10.2012
Yürürden Abdal, Gönülden Dağ,

Devamını Oku
01.10.2012
'Zamanın Farkında'

Devamını Oku
24.09.2012
Latife'nin Zeytin Ağacı

Devamını Oku
10.09.2012
Yeni Eylül

Devamını Oku
03.09.2012
Çocukluğun Ölümü

Devamını Oku
27.08.2012
Emirgân - Teşvikiye

Devamını Oku
20.08.2012
Yol Durumu

Devamını Oku
06.08.2012
Yazla Nişanlı

Devamını Oku
30.07.2012
Yaprak

Devamını Oku
23.07.2012
İki

Devamını Oku
16.07.2012
Yaz Diye...

Devamını Oku
09.07.2012
'Merdivende Üç Şair'

Devamını Oku
02.07.2012
Alican Geldi!

Devamını Oku
25.06.2012
Dün Hazirandı

Devamını Oku
18.06.2012
'Ama...'

Devamını Oku
11.06.2012
Anıların Uğurladığı

Devamını Oku
04.06.2012
Haftaya Haziran...

Devamını Oku
28.05.2012
Yaz Bir Şiir!

Devamını Oku
21.05.2012
Enis Batur'u Sevmek

Devamını Oku
14.05.2012
Eskişiir Eskişehir

Devamını Oku
07.05.2012
1'i Kırmızı...

Devamını Oku
30.04.2012
Salak

Devamını Oku
23.04.2012
Bir İstanbul Klasiği

Devamını Oku
16.04.2012
Köşeboşu

Devamını Oku
09.04.2012