Hilmi Türkay

Cezadan Ders Çıkarın

13 Eylül 2011 Salı
\n\n\n

F.Bahçe dün cezalıydı. Kimin suçu; elbetteki taraftarın. Medyaya saldırırsan, sahaya girersen ceza kaçınılmaz olur. Belki o günkü maç hazırlık niteliğini taşıdığından taraftarın birçoğu ceza geleceğini sanırım düşünmemişti. Bizde malum; biri ne yaparsa, diğerleri de aynısını yapar. Olaylara karışanların F.Bahçeli olduklarına inanmıyorum. Bu kişiler gerçek F.Bahçeli olsa bunları gerçekleştirmez. Kaş yaparken göz çıkardılar. Kulüplerine verilen cezanın artık farkındadırlar. Vurup, kırmakla iş yürümez. Şiddet almış başını gidiyor. Ama bu yalnız Sarı - Lacivertli ekip için değil, Türkiye geneli için geçerli.

\n

Shakhtar Donetsk maçında bilindiği gibi taraftarlar, bir yayın organında çıkan fotoğrafla ilgili faturayı tüm medyaya kesmişti. Hepimiz olaylardan nasibimizi aldık. Gerçi o gün saha içine emniyet güçleri alınsaydı, olaylar büyük boyutlara tırmanmazdı. O maçı unutmam mümkün değil. Stadı terk ettiğimde yaşadıklarıma inanamıyordum. İnsanlar bu kadar mı acımasız oluyor? Taşlardan biri kafamıza gelse; başımız yarılabilir, bozuk paralardan biri gözümüze isabet etse kör kalabilirdik...

\n

F.Bahçeli yandaşların çoğunluğu bilmez; mesleğimiz içinde kulüp muhabirliği yapan biz çalışanların çoğunluğu, o takımın taraftarıyızdır. Hatta içimizde kongre üyesi olanlar dahi vardır. Bizler futbolcularla sürekli birlikte bulunduğumuzdan aile olmuşuzdur. Bunlar bilinmeli, öğrenilmeli ki bir daha olaylar yaşanmasın. Hemen hemen her yazımda F.Bahçe taraftarını örnek seyirci olarak göstermişimdir. Şimdi aynısını söylemem mümkün mü? Aziz Yıldırım olsaydı bunların hiçbiri yaşanmazdı. Baksanıza kulübün haline. Kimsenin sesi çıkmıyor. Her yerde tek başına asbaşkan Ali Koç var. O da olmasa vay kulübün haline... Nihat Özdemir istifa etti, sonra kararından döndü. Neymiş efendim, dönmesi için büyükler baskı yapmış. Pek inandırıcı gelmedi ama... Yöneticiler, Aziz Yıldırımın cezaevine girmesiyle pasif kaldı, oysa şampiyonluklara, rekorlara, kupalara alışık F.Bahçedeki çöküş bu kadar hızlı olmamalıydı. Hayatın içinde her şey vardır. Sarı - Lacivertliler olumsuzluğu yaşayanlardan. Ama bu dünyanın sonu demek değil. Camia kenetlenir, futbolcular kenetlenir, yeniden yapılanmaya gidilirse her şey eskisinden daha iyi olabilir. Önemli olan bunu başarmak. Futbolda seyircisiz maçlar hiç zevk vermez. Futbolcu bile oynadığından keyif almaz. Haklı. Ama bizim ülkemizde ne yazık ki sahalar diğer ülkelere göre daha fazla kapandığından, suçsuzlar da takımlarını izleme şansını bulamazlar. Örneğin; 26 yıl sonra yeniden Süper Lige merhaba demiş, Ordusporun İstanbuldaki taraftarının suçu neydi? Biz medya mensuplarının büyük bölümü bu maça protesto amaçlı gitmedik. F.Bahçe taraftarı bundan bir ders çıkarmalı. Karşılaşmayı TVden izledim. Maçı gidip, yerinde izlemekle; TVden takip etmek tabi ki farklı şeyler. Statta tüm olup, bitene hâkim oluyorsunuz. F.Bahçede Emre, Gökhan, Serdar, Orhan ve Özer gibi oyuncular sakatlıkları nedeniyle forma giymedi. Sakatlıklar şimdiden büyük baş ağrısı. Futbolcular nedense kolay sakatlanıyor, zor iyileşiyorlar. Ya kendilerine iyi bakmıyorlar, ya da birileri işlerini iyi yapmıyor! Orduspor 19 oyuncu katmış kadrosuna. 10 transferini ilk 11de başlattılar. Fransadan, Fildişinden, Portekizden futbolcu getirmişler, bravo Mor - Beyazlı yönetime. F.Bahçe başlarda bocaladı. Acemice hareketler yaptılar. Cristianın golü olmasa başka pozisyonları yoktu. Fatih Tekkenin kaçırdığını ayıpladım. Bu Orduspor iş yapar. İlk maçta bu ışığı gördüm. Etkili isimleri fazla. Hele bazıları vardı ki; yıllarca ülkemizdeymiş gibiydiler. Sarı - Lacivertliler çok iyi değildi. Gerçi daha yolun başı. Bu köprünün altından çok sular akıp geçer. Bu sezon da 17de 17 yapıp, zoru başarabilirler. Yalnız dün geceki gibi oynarlarsa bu düşünce gerçekleşmez. Yenilmesine karşın Ordusporu tebrik etsem haksızlık yapmamış olurum, değil mi?

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Olmuyor Erol Hocam 30 Kasım 2020
Sosa, Emre’nin kopyası 22 Kasım 2020
Kazandı ama... 26 Ekim 2020
Aferin Altay’a 4 Ekim 2020
Sessiz ve golsüz 28 Eylül 2020
Ayıp! 22 Eylül 2020
İyi başlangıç 12 Eylül 2020
Emre’siz asla 8 Temmuz 2020
Altay ve Ferdi 5 Temmuz 2020
Ozan Tufan 28 Haziran 2020