Hilmi Türkay

Düşe Kalka

28 Aralık 2014 Pazar

Transfer dönemlerinde hovardaca para harcamakta üzerimize yoktur. Kulüplerin transferde boşa giden paralarıyla kaç tane okul, hastane, iş sahaları vs. yapılırdı. Menajerlere çok güveniyoruz. Varımızı, yoğumuzu teslim ediyoruz. Neden, çünkü yöneticilerimizin çoğunluğu futbolun ‘f’sinden habersiz. Her şeye çabuk kanıyorlar. Gelenleri görüyoruz çoğunluğu ne idüğü belirsiz futbolcular, adı sanı duyulmamışlar, başka bir ifadeyle posası çıkmışlar. Sonuç; Hüsran. Bu bir değil, iki değil, üç değil... Ayyuka çıktı. Hiç ders alınmaz mı? Sonra çıkıp deniliyor ki; “Ekonomik kriz yaşıyoruz, borcumuz çok.” Aynı zihniyette yürüdüğünüz sürece daha çok krize girersiniz. Kim bilir gün olur bir de bakmışsınız ki kulübünüzün kapısına kilit vurmuşlar. Olmaz demeyin. Şu ana kadar yazmış olduklarıma bir örnekleme yapayım istedim. Çok gerilere gitmeye gerek yok. Taze bir haber. Fenerbahçeli Milos Krasic, Sırp basınına konuşmuş. Sözlerini aynen veriyorum; “F.Bahçe’de oturarak maaş alıyorum, keyfim yerinde.” Önce bu adamı böyle konuşturanlara yuh olsun. Krasic geleli üç yıl oldu. Bir tık yok. İşte yapılan
o anlaşma; ‘7 milyon Avro bonservis bedeli, 4 yıllık sözleşme, 2.3 milyon Avro garanti ücret, maç başı 12.500 Avro.’ Grafiği; ‘27 maç, 1 gol, 2 asist.’ Yorum sizin.

***

Hava soğuk, ısı (eksi 1 derece). F.Bahçe-Mersin İdman Yurdu mücadelesinde sahada oynanan futbol vasat. Sarı
-Lacivertlilerde Webo, Emenike sakattı. Sow’un başına bir iş gelse başka forvet yok. Bunun adı; tedbirsizlik. İlk bölümde tek gol Mehmet Topal’dan geliyor. F.Bahçe yine kötü, tatsız. Diego, neden alındı soruyorum. Madem oynamayacaktı o kadar paraya yazık değil mi? Eğer sorun sistemse Diego da bu sistemin içine alınabilir, takımın ateşleyici bir parçası olabilir. Olmuyor İsmail Hoca. Taraftar tribünlerde homurdanmaya başladı. Bugün işler düşe kalka yolunda gidiyor. Ama yarını tartışılır. Bakıyorum, Gökhan-Caner ağız dalaşı yapıyor. Hoş değil. Takımın en çok çalışanı Alper’di. Alves ve Caner’i de yanına katabilirim. Mersin İdman Yurdu ise güçlü bir ekip. Nakoulma tek başına bir takım. Topu ayağına aldığında 4-5 F.Bahçelinin peşinde koştuğunu gördüm. Her kulübe lazım. Ancak böyle oyuncular 3 büyüklere geldiğinde çabuk kayboluyorlar. Çünkü, İstanbul farklı bir yer. Futbolu ikinci plana itiyorlar.
34. dakikadaki tezahürat tribünlerin vazgeçilmezi: “Mustafa Kemal’in askerleriyiz.” 1-0’dan sonra Sow’un kaçırdığı bir gol vardı ki, ben bunu tamamen Senegallinin laubaliliğine bağlıyorum. Hakemin düdük çalmadığı tartışmaya açıkolan  pozisyonlar vardı. Örneğin, Halil’in ceza alanı içinde bariz biçimde elle oynaması gibi. Meireles-Diego değişikliği geç alınmış bir karar. Çünkü F.Bahçe’nin Selçuk ve Mehmet Topuz’a değil, Diego Ribas’a ihtiyacı var. Brezilyalı yaptırdığı penaltıyı keşke atsaydı. Herkes çok istedi, ama o kötü bir vuruş yaptı. Sonuçta F.Bahçe, belki de maçı çok daha farklı kazanabilirdi. Fakat Sow, gününde değildi. 3 puan için söylenecek söz yok ama F.Bahçe’nin futbolu hâlâ tartışmaya açık.
 


Yazarın Son Yazıları

Aferin Altay’a 4 Ekim 2020
Sessiz ve golsüz 28 Eylül 2020
Ayıp! 22 Eylül 2020
İyi başlangıç 12 Eylül 2020
Emre’siz asla 8 Temmuz 2020
Altay ve Ferdi 5 Temmuz 2020
Ozan Tufan 28 Haziran 2020
Futbolsuz maç 22 Haziran 2020
Geri dönüşü yok! 8 Mart 2020
Rövanşı bekleyelim 4 Mart 2020