Abluka
Mehmet Şakir Örs
Son Köşe Yazıları

Abluka

24.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Son günlerde “abluka” sözcüğü siyasette çok sık kullanılır oldu. Bu sözcük, biri yurtiçinde ve diğeri de yurtdışında olmak üzere iki ayrı konuyu bize çağrıştırıyor. Abluka sözcüğünün her geçişinde, yurtiçinde ülkenin birinci partisi CHP’nin ve onun yönetiminde olduğu kurumların kuşatılmasını düşünüyoruz. Yurtdışında da Küba’ya yönelik ABD ablukası ister istemez aklımıza düşüyor.

Dün biri Ankara’da, diğeri İstanbul’da olmak üzere CHP’ye yönelik iki ayrı davanın duruşması vardı. Bu davalar ve duruşmalar bile, CHP’nin nasıl bir siyasal ve yargısal abluka altında olduğunu gösteriyor. Bütün bu davalarla; CHP kendi derdine düşürülmek isteniyor, halkın gündeminden koparılmaya çalışılıyor. Bazı sözde muhalifler de bu amaçla kullanılıyor. Oysa CHP’ye yönelik ablukaya karşı çıkmak, muhalefetin ve kendisini muhalif gören herkesin ortak sorumluluğudur.

ATATÜRK’ÜN PARTİSİ 

CHP, ülkemizin halen birinci ve en büyük partisi olduğu gibi, aynı zamanda Cumhuriyetin de kurucu partisidir. Cumhuriyetin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan CHP, ulusal kurtuluşun ateşleri içinden doğmuştur. Özünde antiemperyalist bir partidir.

İşte bütün bu özellikleri ile özgündür ve diğer partilerden ayrılır, farklılaşır. Aynı zamanda, dünyanın halen yaşayan en eski ve köklü partilerindendir. Uluslararası siyasal platformda ve üyesi olduğu Sosyalist Enternasyonal’de, en etkin ve önde gelen partiler arasında kabul ediliyor.

SİYASAL KUŞATMA

İşte bu denli özgün ve etkin bir işlevi olan CHP, bugünlerde tarihinde görülmediği ölçüde bir kuşatma ve abluka altında bulunuyor. Kurultayları, örgüt kongreleri ile ilgili ardı ardına davalar açılıyor. Bu partinin yönetiminde bulunduğu belediyeler ve başkanları çalışamaz hale getirilmek isteniyor. Aslında ana muhalefet partisi üzerinden tüm muhalefetin köşeye sıkıştırılması ve dizayn edilmesi hedefleniyor.

Bu siyasal kuşatmayı göğüsleyecek ve ablukayı yaracak olan, öncelikle ana muhalefet CHP’nin iç bütünlüğüdür. Ayrıca toplumsal-siyasal muhalefetin birlikteliği ve dayanışmasıdır. İktidar çevreleri muhalefeti olabildiğince ayrıştırmaya, etkisizleştirmeye ve iç sorunlara-çekişmelere boğmaya çalışıyorlar. Bu oyunlara gelinmemelidir.

***

FİDEL’İN, CHE’NİN ÜLKESİ

Son dönemde yurtdışında, uluslararası platformda; “abluka” sözcüğü ile en çok özdeşleşen ülke Küba. Yıllar önce emperyalizmin her türlü saldırısını boşa çıkararak devrimci bir ülke yaratan Kübalılar, bugünlerde oldukça dertli ve sıkıntılı. Latin Amerika’da Küba’yı hedef seçen Trump yönetimi, bu ülkeye diz çöktürmeye çalışıyor.

İki yıl önce bugünlerde eşim ve kızımla birlikte ailecek Küba’daydık. Bu özgün ülkede ilginç gözlemler yapmış ve izlenimler edinmiştik. Cumhuriyet’te yayımlanan “Devrimin ve Direnişin Ülkesi Küba” başlıklı yazı dizimizde; bu gözlem ve izlenimlerimizi Cumhuriyet okurlarıyla paylaşmıştık. O zaman da Küba’da sıkıntılar ve kısıtlamalar vardı. Ama Venezuela’da yaşanan son gelişmelerin ardından abluka daha da ağırlaştı.

EMPERYALİST ABLUKA 

On yıllardır ABD’nin ambargosu altında yaşayan Kübalılar bu ablukayı aşmaya çalışıyorlar. Son dönemde Küba’nın temel enerjisini sağlayan dış kaynaklı petrolün kesilmesi, bu ülkeyi oldukça zorluyor. ABD’nin ek gümrük vergisi tehdidi, Küba’ya petrol satan ya da sağlayan ülkeler üzerinde “Demokles’in kılıcı” gibi sallanıyor. Buna koşut olarak diğer ülkelerin desteği de azalıyor.

ABD’nin ablukası ve engellemesi ile derinleşen yakıt krizi, Küba’da ulaşımdan turizme birçok sektörü derinden sarsıyor. Elektrik kesintileri sonucu bazı oteller kapanıyor. Gıdaya erişim zorlaşıyor. Günlük hayat tümüyle olumsuz etkileniyor. Kısacası, Küba’ya yönelik abluka giderek ekonomik teröre dönüşüyor.

KÜBA YAŞASIN! 

Küba’yı yalnız bırakmak istemeyen ilerici güçler, uluslararası dayanışma kampanyası başlatıyorlar. Küba için Amerika kıtasında ve uluslararası platformda dayanışma hattı kuruluyor. ABD’de birçok çevrenin içinde bulunduğu “Vicdan Çağrısı Koalisyonu”, “Bırakın Küba yaşasın!” başlıklı bir çağrı yayımladı.

Emperyalizmin, otoriterliğin ablukalarına-kuşatmalarına karşı çıkmak, her zaman her yerde adaleti ve demokrasiyi savunmak; yurtseverliğin, ulusal bağımsızlığın ve enternasyonalizmin ortak sorumluluğudur. Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi de Fidel’in ve Che’nin ülkesi de daha nice yıllar yaşamalıdır.

Yazarın Son Yazıları

Akbelen dersleri

Uzun süredir Muğla yöresinde örnek bir yurttaş duyarlılığı sergileniyor. Akbelenli köylüler doğayı, toprağı, ağacı; kısacası evlerini, köylerini, üretim alanlarını, yurtlarını aktif biçimde savunuyorlar. Ayrıca bu uğurda ağır bedeller de ödüyorlar.

Devamını Oku
10.04.2026
İzmir'in çiçeklerini soldurmayın!

İzmir, kurtuluşun ve kuruluşun kentidir.

Devamını Oku
07.04.2026
31 Mart’ın 2. yılı ve Ege’de CHP kırmızısı

31 Mart 2024 yerel seçimleri sonrası oluşan yeni dönem, ikinci yılı da tamamladı. Bugünlerde yerel yönetimlerde bir durum değerlendirmesi yapılıyor. Belediye başkanları-meclisleri, yerel siyasetçiler; iki yıllık dönemin muhasebesini yapıyorlar.

Devamını Oku
03.04.2026
Otoriterlikle mücadele

Otoriter yönetimlerin ve liderlerin yarattığı heyula, giderek bütün toplumları girdabına almaya başladı.

Devamını Oku
31.03.2026
Meslek Fabrikası’nın unutulmaz tarihçesi

Siyasi iktidarın muhalif kentleri ve belediyeleri siyaseten kuşatma - kıskaca alma hamleleri devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi (İzBB), yıllardır mülkiyetinde olan binalardan çıkarılmak isteniyor. O binalar ki her birinin oldukça köklü tarihçesi var. İşte bu nedenle, söz konusu binaları sıradan hizmet binaları olarak görmemek gerekiyor.

Devamını Oku
27.03.2026
Eşitsizliğin dayanılmaz ağırlığı!

İki hafta önceki “Ekonomi-Politik”te enflasyonun ve hayat pahalılığının günlük hayatımızla etkileşimlerini irdelemiştik.

Devamını Oku
24.03.2026