Meriç Velidedeoğlu

‘Var mı yok mu...!’

17 Ocak 2020 Cuma

Değerli dostlar, “Cumhuriyet Gazetesi” yine art arda mahkeme salonlarında... Zaten hiç eksik olmamıştı ki o salonlardan” diyorsanız, yerden göğe haklısınız.

Özellikle 1960lı yıllardan bu yana, neredeyse “İkinci Mekân” oldu mahkemelerin duruşma salonları Cumhuriyete.

Gazetenin yarım yüzyıllık yazarı Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu da, mahkeme salonlarında korumuştu Cumhuriyet’i, üstelik öğrencileri olan savcılara karşı... (1942-1992)

Hele, Cumhuriyetin ikinci “Başyazarı” olan İlhan Selçukun evinin, sabaha karşı basılıp -yazılarını yazdığı daktilosuyla birlikte- sorguya alınması, ardından bitmez tükenmez duruşmalar...

Günümüzde de sürüyor, sürdürülüyor bu durum, üstelik daha da yoğunlaştırılarak.

Genel Yayın Yönetmenimiz Aykut Küçükkaya, geride bıraktığımız yılda, hangi konularda davalar açıldığını bir bir açıkladı. İnanılacak gibi değil, “Tazminat”, “Tekzip”, “Ceza”, “Basın İlan Kurumu”, “Erişim Engeli” gibi konuları içeren onca dava; “160”ı aşmış, iki yüze doğru koşarcasına gidiyor...

Yazının başlığını artık tamamlayabiliriz: “Var mı yok mu Cumhuriyet Gazetesi!”; adını Atatürkün koyduğu, “1923 Türk Devrimi”nin “Cumhuriyet Gazetesi”.

Ve değerli dostlar, geçen hafta cuma günkü gazetelerde Erdoğan’ın, Beştepe Sarayındaki toplantıda yaptığı konuşma yayımlandı. (10.1.2020)

Şöyle diyordu Erdoğan: Şu anda devlet babanın başında Erdoğan var mı? Var. Ben de şu anda tavsiye ediyorum dedikten sonra da şöyle sürdürüyor:

Rabbimiz ne buyuruyor? ‘Nikâhlanınız, çoğalınız!’ buyuruyor!”

Evet, böyle diyor Erdoğan... Dolaysiyle insan sormadan edemiyor; bu dile getiriliş, bu “Nikâhlanınız, çoğalınız!” buyruğu bir “Ayet” mi? Yoksa bir “Hadis” mi? Daha doğrusu bir “Hadis-i Sahih” mi? Diyanet İşleri Başkanı, belki açıklar... Bekliyoruz!

Öte yanda değerli dostlar, Erdoğan’ın bu “Saray Konuşması”nı, noktasına virgülüne dek yayımlayan Yeni Akit Gazetesi, Erdoğan’ın “Nikâhlanınız, çoğalınız!” olarak sunduğu Allah’ın buyruğuna (!) yer vermemiş; kuşkusuz Erdoğan’ın geldiği durumun ayrımında...

Öte yanda “Tek Adam Yönetimi”nde, yöneticilerin, insanların “mahremleri”ne dek uzanmalarının tarihsel örneği “Hitler”in, kadınları “Kuluçka Makinesi” benzetmesi de unutulmamalı, en özgün örnektir o...

Değerli dostlar bu hafta, gazetemiz Cumhuriyetin çizerlerine sesleneyim diyordum olmadı, hiç olmazsa şu kadarına değineyim; çizerlerimizin -önceleri Musa Kartın da- yer aldığı Cumhuriyet’in 12. sayfasında geçen cuma günü, Kamil Masaracının “ÇİZGİLİK” adlı karesinde, yine o özgün iki figürü birbiriyle konuşuyordu, “13 yeni kara delik keşfedilmiş!” diyene, öteki soruyor: “Bütçedeki dahil mi?” diye...

Yalnızca, evet yalnızca “16 harf” ile ülke ekonomisinin durumunun vurgulanması...

Cuma günü buluşmak üzere...


Yazarın Son Yazıları

‘Torpil’ 18 Eylül 2020
İlahiyatçı ne diyor? 11 Eylül 2020
Yine mi? 4 Eylül 2020
‘Ağustos’ ayı 28 Ağustos 2020
‘Mecelle’ 14 Ağustos 2020
Lozan’dan Lozan’a! 7 Ağustos 2020
86 yıllık... 17 Temmuz 2020
Düğme 10 Temmuz 2020
Bir zamanlar... 26 Haziran 2020
‘65 yaş üstü’ 5 Haziran 2020