Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

21.12.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sahnede bir adam var. Yeldeğirmenlerine saldırıyor. O değirmen yalnızca değirmen değil: Sahneye baktığımda, değirmeni örgütlü kötülük, hoyratlık, kabalık, sıradanlık, yozluk, gizli tanıklık, maçoluk vb. olarak görmeye başlamaz mıyım!

Yok böyle olmaz baştan başlamalıyım: “Don Quixote” bu kez müzikal olarak karşımızda. Neden “Don Kişot” değil “Don Quixote” diye öyle çok soran oldu ki önce onu belirteyim: Çünkü doğrusu öyle. (Eserin orijinali İspanyolca. Bizde ilk çeviriden beri, çevirinin çevirisi Fransızca telaffuzu benimsenmiş. İspanyolca ismin Türkçe telaffuzu Don Kişot değil, Don Kihote’dir.)

RENKLİ VE HAREKETLİ

Çolpan İlhan Sadri Alışık Tiyatrosu ile “Piu Entertainment” ortak yapımı “Don Quixote” müzikali neresinden baksanız çok zengin bir prodüksiyon. 15 kişilik canlı orkestra, 30 kişilik oyuncu ve dansçı kadrosu, birbirinden ünlü üç başrol oyuncusuyla dikkatleri çekiyor.

Cervantes’in ölümsüz (ve de modernist) eseri, 1959’da Dale Wasserman tarafından kaleme alınmış, yıllar boyu ABD ve Avrupa sahnelerinin gözbebeği olmuştu. Müzikler Mitch Leigh; şarkı sözleri Joe Darion...

Bizdeki prodüksiyonun Türkçesi Güngör Dilmen’den. Sahneye koyan, her rejisinde kendisiyle yarışan Işıl Kasapoğlu. Müzik direktörü: Volkan Akkoç.

Hemen kestirmeden söylemeliyim: Bu çok katmanlı, zor oyunu Işıl Kasapoğlu dev kuklalarla; sahnenin her alanını kullanan çok katlı dekorla (Hakan Dündar), çok renkli giysilerle (İnci K. Özgür), muhteşem ışık oyunlarıyla (Cem Yılmazer) ve harika bir koreografiyle (Canberk Yıldız), sayısız inceliklerle donatmış. Sonuç çok renkli, şaşaalı, hareketli, sıcacık bir yorum. Tüm yaratıcı ekibe alkışlar.

DÜŞLERLE GERÇEKLİK ARASINDA 

Müzikalde, Cervantes’in o inatçı hayalperestini Selçuk Yöntem canlandırıyor. Dört dörtlük bir performans çıkarıyor. Onun özellikle Cervantes’le Mançalı şövalye arasında gidip gelmesi, birinden ötekine geçişleri; Cervantes olarak kendini savunurken Don Quixote olarak inadını sürdürmesi çok başarılı. Bilgelikle delilik arasında gidip gelerek asıl meseleye dokunuyor.

Sağduyu ile teslimiyet arasında salınan, halkın ta kendisidir Sancho Panza. Bu rolde Cengiz Bozkurt’un daha öne çıkmasını isterdim. Ama belki de metinden gelen bir eksiklik. Efendisi gerçekliğe dönerken silahtarı olarak onun daha çılgın hayallere kapılmasını bekledim.

Asıl adı Aldonza olan, şövalyemizin ideali, aşkı, sevgilisi Dulcinea’da Zuhal Olcay’ı alkışlıyoruz. Sesiyle, oyunculuğuyla, görüntüsüyle gereğini yerine getiriyor. Ondan öyle mükemmel yorumlar izlemişliğim var ki bu rolünü benimseyip benimsemediğinden çok emin değilim.

Müzikalin kanımca en zayıf yanı prozodisi. Akılda kalıcı, izleyiciyi saran müzikler dinliyoruz. Ancak o müziğe eşlik eden şarkı sözleri zaman zaman müzikle çatışıyor. Kimi şarkılarda sözler anlaşılmayınca akışta, anlatımda kopukluklar ve duraklamalar oluyor. Zorlu’da ciddi akustik sorunu olduğunu da unutmamak gerek.

HÂLÂ GÜNCEL 

Ancak yine de müzikal boyunca ilgim bir an olsun dağılmadı. Çünkü eser hâlâ çok güncel ve sahnedeki emek çok büyük. Tüm emek verenleri kutluyorum.

Evet, Don Quixote günümüzde hâlâ çok güncel. En olmayacak hayallerinin peşinde koşanlar, ideallerinden asla vazgeçmeyenler, olanaksızı olur kılanlar hâlâ var. Don Quixote’lar bugün bizim aramızda dolaşıyor.

Ne de olsa bu müzikal de bir direniş biçimi. Don Quixote azıcık delirmiş mi? Evet. Ama kime göre? Bugün aklını yitirmiş sayılanlar kimler? Hâlâ adalet isteyenler mi? Hâlâ iyiliğe, aşka, dürüstlüğe, ideallere inananlar mı? İnsanlığı, insanca yaşamı korumaya çalışanlar mı? (Kimi sahneler daha cesur, daha kışkırtıcı olabilir miydi? Bilemiyorum.)

Don Quixote yenilmeyi redderken bize şunu fısıldıyor: “Dünya aklını yitirmiş olabilir. Ama delilik, bazen son sığınaktır.”

Ve biz hâlâ o sığınakta, elimizde mızrak ya da kalem, biraz hayal ve çokça inatla ayakta durmaya çalışıyoruz. 

Öyleyse... “Ne duruyorsun? Sür atını yeldeğirmenlerinin üstüne!”

Yazarın Son Yazıları

Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025