Sarışın Faşizm
Mine G. Kırıkkanat
Son Köşe Yazıları

Sarışın Faşizm

22.02.2015 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Esmer ağırlıklı her toplum gibi Fransızların da sarışınlığa zaafı vardır.
Ama esmer dünya geneliyle paylaştıkları bu zaafın üstüne tüy diktikleri nokta; kendilerini sarışın sanmalarıdır!
Öyle ki, her yıl okula yeni başlayan Fransız çocuklarından “sevgili sarışın kafalar” diye söz edilir. Oysa Arap ve Afrika kökenli 6 ila 8 milyon Müslümanın yaşadığı ülkenin okullarında “sevgili esmer kafalar”ın sayısı epeyce olup giderek de artmaktadır.
Zaten yerli çocuk nüfusu da sapsarı değildir.
Fransa’nın Vikinglerle akraba Kuzeybatı ve Germenlerle haşırneşir olmuş Kuzeydoğu bölgelerinde sarışın Fransızlar vardır elbet. Ama daha çok Güney’den göç alan bu ülkede, nüfusun ezici çoğunluğu orta boylu, düpedüz esmer değilse de koyu kumral Akdeniz insanlarıdır.
İkinci Dünya Savaşı sırasında işgal ordusunun sarışın ve zıpkın gibi Alman subayları karşısında eli ayağı kesilen Fransızların sayısı hiç de az değildir.

***

Uzun lafın kısası, Arap ya da Afrika kökenliler gibi sonradan olmadıklarını belirtmek için kendilerini “Français de souche”, yani Kökten Fransız diye tanımlayanların açık ya da gizli bir “aryen ırk” hayranlığı; ırk tabiri caiz değilse, sarı saçlı, mavi gözlü olmak özlemi vardır.
Sıradan insanların oluşturduğu işte bu Fransa’nın Haçlı belleğinde uyuklayan sarışın milliyetçiliği, aşırı sağcı Jean Marie Le Pen’in kurduğu Ulusal Cephe Partisi temsil eder.
Ama bugüne kadar sağ ve solun ortak gayretiyle yükselişi bir ölçüde önlenebilen Ulusal Cephe, sarışın Le Pen’in sarışın mavi gözlü kızı Marine Le Pen başkan seçildikten öteye iktidar alternatifi bir kitle partisi haline geldi.
Fransa’da bu yıl 22 ve 29 Mart’ta yapılacak bölgesel (komünal) seçimlere ilişkin kamuoyu yoklamaları, en azından birinci turda Ulusal Cephe’yi ülkenin geleneksel iki büyük partisi UMP ve PS’nin önünde gösteriyor.

***

2017’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise Marine Le Pen’e oy vereceklerini açıklayanların oranı, daha şimdiden yüzde 30. Bu da Fransa’nın siyasal arenasındaki biricik sarışın, milliyetçi Ulusal Cephe liderinin cumhurbaşkanlığı yarışında favori olması demek.
Adı lacivert anlamına gelen Marine Le Pen, Ulusal Cephe’yi bir kitle partisine dönüştürdü.
Babasının ırkçı söyleminden ayıkladığı partiyi, daha yumuşak, daha geneli kucaklayan bir üslupla korkulu rüya olmaktan çıkardı. Örneğin göçmenlerin kapı dışarı edilmesi projesini rafa kaldırdı. Faşizmi akla getiren slogan ve iddiaları dillendirenlerle birlikte silip süpürerek, Ulusal Cephe’yi milli çıkarları savunan, ama demokrasiye saygılı herhangi bir sağ oluşum gibi sunmayı başardı. Avrupa’daki ekonomik kriz, zaten AB karşıtı tüm aşırı sağ partilerin yelkenlerini rüzgârla dolduruyor. Marine Le Pen bazılarıyla işbirliği yapıp, bazılarıyla “ırkçı söylemlerinden dolayı” ilişkiyi kestiği bu partilerin arasında da tek kadın lider olarak öne çıkıyor ve Ulusal Cephe’yi kadın-erkek eşitliğine, dolayısıyla cumhuriyetçi değerlere sahip bir parti imgesiyle donatıyor.

***

İşte tam bu noktada, artık kimi Yahudilerin bile üye yazıldıkları Ulusal Cephe; Kökten Fransızların yanı sıra Batılı standartlara uyum sağlamış Esmer Fransızların da “ırkçı görünmek” kaygısıyla açıkça eleştiremedikleri İslami kültür başta, seslerini duyuramadıkları her konuda tüm yılgınlıkların temsilcisi ve çaresi olup çıktı.
Siyasal İslamcılığın en etkin siyasal karşıtı ne olabilir?
Elbette başkanı kadın olan bir siyasal parti.
Fransa özelinde Ulusal Cephe, tarihsel simgesi Jeanne d’Arc ve başkanı Marine Le Pen ile ülkeye alışık olmadığı gelenekler dayatan Müslümanlara hiçbir taviz vermeyeceği en belli parti.
Üstelik, Marine Le Pen’den sonraki en sevilen kadın yöneticisi yine sarışın, yine aynı aileden: Marion Marechal Le Pen.
Geleneksel sağ ve solda aradığını yıllardır bulamayan Fransa, hem kimlik, hem de ekonomik kriz yaşıyor. Ve kızgın halkı, sarışın bir kadını yavaş yavaş cumhurbaşkanlığı koltuğuna taşıyor!

“Irkçılık bilimsel anlamda saçmadır. Bir aile ya da ülkede doğmak sadece raslantı olup; tıpkı güzellik gibi kişisel bir hak ediş değildir.”
BERNARD WEBER

G NOKTASI
Kybele’nin Kutsal Emanetleri
Kan ve acıya daha çok varken Bizans’ın Roma’sı İstanbul’u ortada yokken aralandığı zaman bulutlar Mezopotamya’da üryan güzeller çıkardı geceleri erkekler ay kalçalı kadınlarla yatardı o zamanlarda da firavunlar zulüm gene yoksulluk vardı o zamanlarda da hiçbir şeyden korkmazdı dağlar ölümsüz eşkıyaları saklarlardı sevdikleri kızlar Kybele’nin kutsal emanetiydiler doğdular öldüler yürüdüler aç aslanların üzerine kötülerin üzerine ne geçmiş ne gelecek zamanlar engelleyemedi canlıları cansızları bütün yeryüzüyle seviştiler...
A.KADRİ ERGİN 

Yazarın Son Yazıları

Hiç kimsenin kızları...

Ben dahil birçok genç kadın, Epstein’in bizden ne istediğini öğrendikten sonra bile onun inine geri döndükleri için eleştirildi.

Devamını Oku
15.02.2026
Küresel kötülük ittifakı

1989 yılı mart ayı ortalarıydı.

Devamını Oku
08.02.2026
Sözü demokrat, özü faşistler

Osmanlı Devleti’nin dış borçlarını toplamak için kurulan zamanın IMF’si Düyunu Umumiye’nin müfettişi ve Fransız casusu Ernest Grenier*, anılarının Kürdistan başlıklı bölümünde anlatır...

Devamını Oku
01.02.2026
Tetikte siyasi erk, hedefte İstanbul Erkek

Geçen hafta, kardeş yazarımız Barış Pehlivan’ın kaleminden İstanbul Erkek Lisesi’nde çevrilen dinci dümeni okudunuz.

Devamını Oku
25.01.2026
Hrant Dink’in iki ölümü

Yarın 19 yıl olacak, içimizdeki en insan kaldırımda cansız yatalı ve üstüne serilen muşambaya sığmayan ayaklarındaki tabanı delik papucuyla unutulmaz olalı...

Devamını Oku
18.01.2026
Güney Amerika’ya Ortadoğu modeli

Beyaz Saray, sosyal medyada Başkan Donald Trump’ın siyah beyaz bir fotoğrafını yayımlıyor, üstüne küçük harflerle “No games” altına büyük harflerle FAFO yazıyor.

Devamını Oku
11.01.2026
Ve Tanrı aşkı yarattı

Gazeteci, o sabah dörder dörder çıktı çalıştığı derginin eski ama soylu mermer merdivenlerini.

Devamını Oku
04.01.2026
Hemingway için “ikinci Truva kuşatmasının sonu” (2)

9 Ekim 1922 tarihli Toronto Daily Star gazetesinde Ernest Hemingway imzasıyla yayımlanan “Türkler İstanbul yakınlarında” başlıklı haber...

Devamını Oku
28.12.2025
Hemingway’in Türklerle imtihanı

Kurtuluş Savaşı’nın Cumhuriyetle taçlanmasına bir yıl var ve İstanbul işgal altındaydı.

Devamını Oku
21.12.2025
Bir sosyal demokratın anıları

Halkçı Parti’nin genç milletvekilleri koşulların izin verdiği ölçüleri aşarak 12 Eylül ve sonrasındaki işkence iddialarını Meclis gündemine taşıyordu.

Devamını Oku
14.12.2025
Hello Papa, sen misin yeni baba?

Boğaz kıyılarındaki küçük Byzantion yerleşkesini Nova Roma’ya (Yeni Roma, bugünkü İstanbul) dönüştürecek yıkım-yapım çalışmaları 324 yılında başladı.

Devamını Oku
07.12.2025
Türkiye’nin ilk kitap müzesi: FKE

Fethiye, yurttaşların ormanları yanmasın diye nöbet tuttuğu ve olağanüstü güzellikte kıyı şeridine çöken muktedirlere, muktedir torpillilerine karşı kazanamayacaklarını bile bile mücadeleye girmekten korkmayan çevreciler ile yurtsever Yörüklerin diyarıdır.

Devamını Oku
30.11.2025
Karar ve tavır

Türkiye artık ulusal bir toplum değil.

Devamını Oku
23.11.2025
Onlar SAFE, bizler saf..

Hayhuy arasında kaynadı gitti...

Devamını Oku
16.11.2025
Yangın önlemek mi, keriz silkelemek mi?

Turizm, Türkiye’nin en önemli gelir kaynaklarından biri.

Devamını Oku
09.11.2025
Panik atak mı, panik aşk mı?

Kırk yaş, rastgele bir yaş değildir.

Devamını Oku
02.11.2025
İster zart, ister zurt, illaki zort

Dünyada pek çok devlet ve yönetim biçimi vardır.

Devamını Oku
26.10.2025
Yılanların yalanı

Türkiye’nin yalanları, tarihi kadar uzun, kalın ve kuyrukludur.

Devamını Oku
19.10.2025
Hayaller Riviera, gerçekler Gazze

ABD’nin en hafif deyimle en tuhaf başkanı Trump’ın Gazze’ye ilişkin bir projesi var.

Devamını Oku
12.10.2025
Siter yalha züdü çekger dirmi?

Çocukken çok sevdiğim bir oyun vardı. Belki siz de oynamışsınızdır...

Devamını Oku
05.10.2025
Al saat ver saat

Makronezya müstebiti Valdemir Potin’in ricası üzerine Mikronezya’yı barışçıl amaçlarla işgal eden 100 bin Çinli askeri doyurmak kolay değildi.

Devamını Oku
04.10.2025
Bir muhtarın çığlığı

11 Eylül 2025 tarihinde Kadıköy ilçesindeki Caferağa Mahallesi’nin kalbindeki tek mazbut (tahrip edilmemiş alan), Ali Oğlu Hüseyin Vakfı’na ait 12 dönümlük arsa için bir ihale düzenlendi.

Devamını Oku
28.09.2025
Hatırla sevgili, o makus tarifi

100 bin Çinlinin 100 bin nüfuslu Mikronezya adasını işgali, iştah ve sefayla sürüyordu.

Devamını Oku
27.09.2025
Eğriliğin ederi, doğruluğun bedeli

Dünyanın tüm kedileri aynı dili konuşur, aynı tınılarda hırlar ve miyavlarlar.

Devamını Oku
21.09.2025
Kayyum devşirme

12 Haziran 2011 genel seçimleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanı olarak girdiği ikinci, oy kullanabildiği ilk seçimdi.

Devamını Oku
14.09.2025
Sal gideyim, salla geleyim

Yalnız ve güzel ada Mikronezya’nın uyuşuk ahalisi, her şeye alıştığı gibi savaşsız gerçekleşen Çin işgaline de alışmış, minnak adayı nüfusu kadar işgalciyle paylaşmayı da kabullenmişti.

Devamını Oku
13.09.2025
Hayaller dolgun fon, gerçekler yırtık don

Güzel bir Kafkas atasözüdür: “Yükseklerde ne eserse alçaklarda onu toplarsın.”

Devamını Oku
07.09.2025
Belirsizliğe doğru

Joseph Ignace Guillotin, 1738 ile 1814 yılları arasında yaşamış bir doktor; Paris Tıp Enstitüsü’nde anatomi dersleri veren bir hocaydı.

Devamını Oku
31.08.2025
Yarım insan hakları

Mısır, nüfus çoğunluğu Müslüman bir ülkedir.

Devamını Oku
24.08.2025
我们身后还有十五亿

Çin’in Mikronezya’yı sessizce işgali Makronezya müstebiti Valdemir Potin hariç, Ezya arşipelindeki tüm istibdatları heyecana gark etmiş ve hatta okyanus ötesi kıtaları da zıplatmıştı.

Devamını Oku
23.08.2025
Bir vasiyetin ağırlığı

“Toplum olarak fikirdüşünce gelişmesi ve vicdan bilinçlenmesi gibi nimetlerden yoksun kalmışlığımızın iki sorumlusu vardır...

Devamını Oku
17.08.2025
Çin işi, asker dişi

Mikronezya ile Yutania’nın şöyle ağız tadıyla bir türlü kapışamayan ordularının sahillerde pineklediği bir sabah; olan oldu.

Devamını Oku
16.08.2025
İsyan hakkı

İnsanlar niçin anneye, babaya, düzene isyan ederler?

Devamını Oku
10.08.2025
Yanık toprak taktiği

Türkiye, artık ağır yaralı bir ülke.

Devamını Oku
03.08.2025
Satamam derdimi kimseye

Mikronezya’nın Yutania ile nihai kapışması beklenirken Ulu Çoban Muktedir Makropiç’in de askeri ve sivil ahalinin moralini elbette yüksek tutması gerekiyordu.

Devamını Oku
02.08.2025
Patria Nostra’dan Madara Mostra’ya

Hani karşınızda biri limon yer, sizin damağınız kamaşır.

Devamını Oku
27.07.2025
Emekli açlık, emeksiz tokluk

Köyde doğdum. Lise bitene kadar kara lastik ayakkabı giydim. Devlet yurdunda tıkış tıkış vaziyette üniversiteyi bitirebildim...

Devamını Oku
20.07.2025
Son dilek, yok çörek

Mikronezya ve Yutania’nın yaz sıcağında çöle dönüşen kumsallarında düşman beklerken sivrisinek avlayan, sevdiklerinden aylardır uzak kalan askerler, depresyona giriyorlardı.

Devamını Oku
19.07.2025
Yüreğimiz sızlar, ciğerimiz yanarken...

Canlılar arasında bir canlı türü olan insanın, ait olduğu memeliler sınıfındaki diğerlerinden tek üstünlüğü, beyinsel yeteneğidir.

Devamını Oku
13.07.2025
Dar sahada kısa paslaşma

Mikron ordusu kıyıda düşman beklerken, Betonit Saray’da işler çığrından çıkmıştı. Olası savaş masrafları boyuna yoksul halkın sırtına bindiriliyor; savaş korkusu ise Kel Tepe’deki ayrıcalıklı nüfusun cima furyasını kamçılıyordu. Sarayın CİA danışmanı Frozen Goldstein, donuk zekâsına karşın epeyce ateşli bir çapkındı. Güzeller güzeli karısı Frambuaz ise başlangıçta dini bütün bir Yolcu ve erdemli bir kadındı. Ama kocasının ihanetlerini öğrenince yoldan çıkmış; “göze göz dişe diş” deyip o da cima havuzuna atlamıştı.

Devamını Oku
07.07.2025