Vakıf sarmalı, künde ve tuş!

23 Şubat 2020 Pazar

1946’da Hasan Âli Yücel’in yerine Milli Eğitim Bakanlığı’na gerici ve tutucu Reşat Şemsettin Sirer getirildi. Köy Enstitülerinde yetişen öğretmenler toprak ağalarını, şeyhleri ve katı bürokratları tedirgin etmeye başlamıştı. 

Yeni bakan göreve gelir gelmez ilk icraatı, Köy Enstitülerinin kurucusu İsmail Hakkı Tonguç ve arkadaşlarını görevden almak oldu. 1947 yılında Köy Enstitülerine öğretmen yetiştiren sistemin beyni sayılan Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kapatıldı. 

Köy Enstitüleri ile ilgili büyük bir karalama ve iftira kampanyası başlatıldı. Köylerde eğitim yapan enstitülü öğretmenlerin kurumları ile ilişkisi kesildi. Ellerinden araç gereçleri alındı. Karma eğitime son verildi. Enstitülerde okuyan kız öğrenciler, iki enstitüde toplandı. Eğitmenlere geçimlerine katkı ve köylere örnek olması için verilen tarlalar geri alındı. 

1948 yılında Van Eriş’te 21. Köy Enstitüsü açılsa da Köy Enstitülerinin iş eğitimine dayanan ilkeleri büyük ölçüde budandı. 1950 yılında CHP yerine Demokrat Parti’nin iktidar olmasıyla Köy Enstitülerine eski önem verilmedi. Tamamen kapatılması için de hummalı bir çalışma sergilendi ve bu okulların yerine daha çok imam hatip okulları açıldı. 

“Köy Enstitüleri neden kapatıldı?” sorusunun birçok nedeni ve yanıtı var elbette...

Ancak bu soruya en somut, en açık yanıtı, dönemin toprak ağası ve milletvekili Kinyas Kartal vermişti:

“Köy Enstitüleri kesinlikle komünist uygulama değildi. Doğuda en yüksek eğitimi gören insan benim. Köy Enstitüleri, bizim devlet üzerindeki gücümüzü kaldırmaya yönelikti. Bunu içimize sindiremedik. Benim Van bölgesinde 258 köyüm var. Bunlar devletten çok bana bağlıdırlar. Ben ne dersem onu yaparlar. Ama köylere öğretmenler gidince benim gücümden başka güçler olduğunu öğrendiler. Bu nedenle kapattık.”*

MURAT AĞIREL

*Sarmal/Kırmızı Kedi, 2020

Künde...

Son yıllarda araştırma ve incelemeleriyle öne çıkan, gurur kaynağımız olan yeni gazeteci kuşağının parlak temsilcilerinden Murat Ağırel’in Sarmal başlıklı inceleme kitabı; Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerine kimler tarafından dinamit yerleştirilmiş ise bugün tüm temel kurumları bir bir patlatanların aynı kişiler olduğuna ilişkin en çarpıcı yapıt. 

Hatta Sarmal, on sekiz yıldan beri ülkemizi yöneten iktidar partisi ve muktedirlere yönelik müthiş bir suç iddianamesi, diyebilirim. 

Türkiye’nin birliğine, dirliğine, varlığına kastedenler mutlaka satılmıştır kuşkumuzu da belgeleriyle doğruluyor: Evet, bu vatanı dinamitleyen, satan ve batıranların hepsi ya ABD’den, İngiltere’den para almışlar ya da Anglosakson uydusu Suudi Arabistan vb. gibi devletlerden. Üstelik el ele çalışmış, vatan hainleri. Vakıflar kurmuşlar, bir vakıf ötekine para aktarmış, onların cepleri dolarken vakıfların birincil hedefi eğitimde art arda açtıkları imam hatip okulları, “cehalete eğitilen” ve İslam adına zerk edilen tüm yalanlara inanan, sorgulamayan robot orduları yetiştirilmesine yaramış. 

Bugün tarihi ve dümdüz gerçekleri, işte bu lobotimize olmuş, gözlerinin önünde olup biteni anlayamayacak kadar aptallaştırılmış kitle sayesinde rahatça çarpıtabiliyor ve fütursuzca yalan söyleyebiliyorlar.

Tüm kurumlara yayılan, laik orduyu dağıtan, önce eğitimi, sonra yargıyı ele geçiren ve kendilerine eyvallah etmeyen dürüst yurttaşları sürüm sürüm süründürürken; ondan bundan aldıkları para, mevki, komisyon karşılığında Türkiye’yi yıkan bu vatan hainleri arasında sadece siyasal İslamcılar yok. Sözüm ona Cumhuriyetçi, sahte Atatürkçüler de var. 

Ve tuş!

Ülkesini sevmeyen, insanını umursamayan, toplumsal ahlakı ve zaten hiçbir ilkesi olmayanlar; kimisi dinci, kimisi laik maskelerle işbirliği yapmış, devletin içini boşaltmış ve halen Türkiye’yi yabancı güçlerin işgaline hazırlıyorlar. 

1965 yılında TİP kongresini basıp Aziz Nesin’i dövmeye, belki de öldürmeye kalkan İsmail Kahraman, nasıl bir geçmişin ödülü olarak AKP’nin TBMM başkanı yapıldı? 

Recep Tayyip Erdoğan’ın 2 oy farkla Beyoğlu İlçe Başkanı yapan seçimlerde 40 muhalif oy kim tarafından, nasıl çalındı?

Ahmet Emin Yalman’a suikast düzenleyen Hüseyin Üzmez, yüz kızartıcı suça kadar giden hangi karanlık siciliyle siyasal İslamın saygın (!) yazarı oldu?

Kanlı pazarda yurtsever gençlere katliam çağrısında bulunan Mehmet Şevket Eygi, Aramco’dan 350 bin doları hangi kanlı eylem karşılığında hak etti?

İstisnasız tüm muktedirlerin bir biçimde akraba ya da vakıf ortağı olup, Türkiye’nin kanını damla damla, ama düzenli emmek için oluşturdukları meşum yarasalar ordusunun sarmalı, Türkiye Cumhuriyeti’ni kündeye çoktan getirmiş!

Tuş olmamak için bir mucizeye ihtiyaç var, dostlar. 

1 Mart pazar günü Ankara Kitap Fuarı’nda saat 13.00’ten 15.00’e kadar Cumhuriyet standında, 15.00’ten 18.00’e kadar Kırmızı Kedi standında kitaplarımı imzalayacağım. Ankaralı değerli okurlarım hoş gelir, sevinç getirirler.


Yazarın Son Yazıları

Asla vazgeçme, asla! 5 Temmuz 2020
İman tamam, ya ahlak? 7 Haziran 2020
Bakteri yiyen virüsler 31 Mayıs 2020
Bir hâkim anlatıyor 10 Mayıs 2020
Kiralık iktidarlar 19 Nisan 2020
Kahreden çaresizlik 12 Nisan 2020
Despotun ölümü 5 Nisan 2020