1 Mayıs ve emek bildirgesi - Engin Ünsal
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

1 Mayıs ve emek bildirgesi - Engin Ünsal

01.05.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

1 Mayıs anmaları 134 yaşındadır. Ülkemizde uzun yıllar yasaklanmış olan 1 Mayıs, 2009’da 5892 sayılı yasayla, bayram olarak değil, resmi tatil olarak yasal nitelik kazanmıştır.

1 Mayıs bayram değildir.

Sermayenin hiç dinmeyen sömürüsüne karşı, işçi sınıfının haklı direnişinin, dayanışmasının sergilendiği, beklentilerinin yöneticilere hatırlatıldığı, geçmiş acıların anılması gereken gündür. Sömürü; günümüzde, emperyalizmin yeni adı olan küreselleşme sürecinde çokuluslu şirketler aracılığıyla evrensel nitelik kazanmıştır. Yeni sömürü düzenine karşı, işçi sınıfı 1 Mayıs’ın artçı etkisini sürdürmek, yeni kazanımlar elde etmek zorundadır. Çünkü henüz, hak ettiği sosyoekonomik yaşam alanını kendisi için yaratamamıştır. Bunun en önemli nedeni, sendikalarımızın kendilerini ücret sendikacılığı çemberine sıkıştırmasıdır. Bu nedenle toplumda sayısal olarak çok önemli bir güç olan işçi sınıfı, sosyal ve siyasal ortamda etkili olamamaktadır.

Bugün 4857 sayılı İş Yasası, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Yasasında, işçilerin çalışma güvenliği ve sendikaların özgürlüğüne karşı birçok madde vardır. Sendika yöneticilerimiz bu olumsuzluklara karşı siyasal ortamda etkili olacak eylemlerden ısrarla kaçınmakta, bu olumsuzluklarla yaşamaya razı olmaktadırlar. Demokrasiyle yönetilen ülkelerin sendikaları bu konularda çok duyarlıdır. Örneğin Fransa’da Cumhurbaşkanı Macron, emeklilik yaşını 62’den 64’e yükselten yasayı imzalayınca, ülkenin en önemli işçi konfederasyonu CGT, bu yasayı ve Macron’u protesto etmek için 1 Mayıs’ta Fransız tarihinin en büyük gösterisinin yapılacağını duyurmuştur.

Bizim siyaset fukarası sendikalarımızın kendilerini sorgulama zamanı gelmiştir. Üç konfederasyon neden 1 Mayıslarda ortak bir “emek bildirgesi” yayımlamaz, işçi sınıfı ve sendikalar yararına yasal düzenlemeler istemezler? 14 Mayıs seçimleri öncesinde, bu 1 Mayıs’ta, gelecek iktidardan beklentilerini bir bildiriyle açıklamaları, çok anlamlı olurdu. Konfederasyonlar bugün Taksim’de Cumhuriyet Anıtı’na çelenk koyarak veya depremzedelere gıda yardımı yaparak işçi sınıfına olan borçlarını ödemiş sayılamazlar.

Sendikalarımız bugüne dek görevlerini yerine getirememişlerdir. Eğer içinde yaşadıkları toplumun ekonomik, siyasal, sosyal olaylarında etkili olmak istiyorlarsa, sendikacılık anlayışlarında yeni sayfa açmak ve bir eylem planı oluşturmak zorundadırlar. Ücret sendikacılığı sarmalında kalmakta ısrar ederlerse, bir gün tarih kitaplarına konu olacaklarını bilmelidirler.

Yazarın Son Yazıları

‘Dokuz İlke’ bildirisi - Yüksel Işık

Siyaset ilke ile yapılır. İlkelerin bütününü içeren anlamlı metne de manifesto denir.

Devamını Oku
08.04.2026
Kutsal ve kutsallaştırılmış değerler - Abdullah Kehale

HER toplumun kendi yapısına uygun olarak kutsal olarak kabul ettikleri değerler olduğu gibi kendilerinin kutsallaştırdığı değerler de vardır.

Devamını Oku
08.04.2026
'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026