27 Mayıs hareketi - Doç. Dr. Hüner TUNCER
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

27 Mayıs hareketi - Doç. Dr. Hüner TUNCER

27.05.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

1950-1960 yıllarında iktidarda bulunan Demokrat Parti hükümetlerinin ilk yıllarında; ithalat bolluğu, dış yardım, tarımda makineleşme ve bunun etkisiyle ekim alanlarının genişletilmesi ile iyi ürün yıllarının birbirini kovalaması sonucunda, ekonomide hızlı bir gelişme sağlanmıştı. Ancak, 1954-1955 yıllarında; iklim koşullarındaki olumsuzluktan etkilenen tarımsal üretim daralması, ihracattaki duraklama, izlenen liberal ekonomi politikaları sonucunda başlayan enflasyonist baskılar, ABD’nin borç vermedeki isteksizliği ve kentlere yığılmayı sürdüren nüfusa iş alanı açmakta doygunluk noktasına erişen sanayi, ekonomide duraksamaya neden oldu. Bu koşullarda, yaşamlarının birdenbire ekonomik zorluk ve darlık içine düştüğünü gören sabit gelirli kitlelerin Demokrat Parti iktidarına karşı tutumları değişmeye başladı. Bunu algılayan DP iktidarı, 1957 yılında erken seçimlere gitme kararı aldı. 1957 seçimlerinde DP, yine en fazla oyu almakla birlikte, bu kez yüzde 50’den daha az oyla yetinmek zorunda kalmış ve ayrıca, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) TBMM’deki sandalye sayısını önemli ölçüde artırmasını engelleyememişti. 

1957’de bütün kaynakların tükenmesi üzerine mal kıtlıkları boy gösterdi ve Türk Lirası’nın yüzde 330 oranında devalüe edilmesi sonucunda, sabit gelirlilerin satın alma gücünde büyük bir düşüş yaşandı. Bu koşullarda iyice gerilen iktidar-muhalefet ilişkileri, Türkiye’yi bir siyasal ayaklanma ortamına doğru sürüklemekteydi.  

TAHKİKAT KOMISYONU

Öte yandan DP’nin muhalefeti susturmaya yönelmesi, hem TBMM içinde hem de dışında siyasal gerilimin tırmanmasına neden olmaktaydı. Demokrat Parti hükümetinin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin etkinliklerini soruşturmak üzere Meclis yetkileriyle donatılmış olan bir “Tahkikat Komisyonu” kurması üzerine, İstanbul ile Ankara’da öğrenci gösterileri başladı.

HOŞNUTSUZLUK

Adnan Menderes’in başbakanlığındaki Demokrat Parti iktidarının, 1960 ilkbaharında ülkede artan huzursuzluğu ve öğrenci hareketlerini denetim altında tutmak için, askeri birlikleri kullanmaya başlaması ile ordu kışlasından çıkartılarak politikanın içine çekilmişti.

1950’lerin sonundaki olumsuz ekonomik gelişmelerden en fazla etkilenen sabit gelirli gruplardan biri de genç subaylardı. Subayların maaşlarının satın alma gücü hızla erimiş ve bununla birlikte toplumdaki itibarları da azalmıştı. Öte yandan genç subaylar, DP yönetiminin laiklikten ve Atatürk Devrimi’nden ödün vermesinden ve kamu bürokrasisinin taşra kökenli politikacıların sultasına girmesinden hiç hoşnut değildi. 

CUMHURİYET İLKELERİ

27 Mayıs 1960 hareketi, iktidardaki Demokrat Parti hükümetinin ülke aleyhine yürüttüğü politikaya son vermek isteyen Atatürkçü subayların gerçekleştirmiş olduğu bir hareketti.  

27 Mayıs 1960 akşamı Milli Birlik Komitesi kansız bir biçimde iktidara el koydu. 

27 Mayıs 1960 hareketi, iki ayrı “siyasal yasallık” ilkesinin çatışmasını ön plana çıkarmıştı. Siyasal iktidarın yasallığını, seçmenlerin verdiği oy sonucunda ortaya çıkan “milli irade” ile sınırlı olarak tanımlayan görüş ile siyasal iktidarın “Cumhuriyetin temellerini ve Atatürk ilkeleri”ni benimsemesine dayandıran yasallık anlayışı arasındaki uzlaşmazlık, günümüze değin Türkiye’nin siyasal yaşantısına damgasını vurmayı sürdürmüştür.

Doç. Dr. HÜNER TUNCER

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026