ABD’nin Fener kartı - Deniz BERKTAY
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

ABD’nin Fener kartı - Deniz BERKTAY

31.10.2021 04:59
Güncellenme:
Takip Et:

Fener Rum Patriği Bartholomeos’un ABD ziyareti, Türkiye ve bölge ülkeleri açısından yankıları olacak bir program. 23 Ekim’de başlayan, 3 Kasım’a dek sürecek olan programda Fener Patriği, ABD Başkanı Joe Biden ve Dışişleri Bakanı Antony Blinken’la görüştü. Biden’la görüşmesinde, Türkiye’de patrikhanenin içinde bulunduğu durumdan yakındı. Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması gerektiğini söyledi. ABD’yi yardıma çağırdı. Rus Ortodoks kilisesinin Ukrayna’daki tutumunu eleştirdi. Fener’in, diğer Ortodoks kiliselerinin “ağabeyi” olarak, onlara liderlik etme sorumluluğu olduğunu öne sürdü. Biden ve Blinken’ın desteğini alan Bartholomeos, Biden’ı “iman ve vizyon sahibi bir lider” olarak niteledi. 

Bartholomeos’un 12 yıl sonra ABD’ye yaptığı ziyaret ve Biden’la görüşmesi, ABD’yle Fener’in Türkiye ve bölgeye yönelik tutumlarının netleştiğini gösteriyor. Bunun nedenlerini özetleyelim. 

Fener Patrikhanesi, “ağabey” olduğunu söylese de Ortodoks dünyasında mutlak yetkilere sahip değil. Vatikan’ın Katolik dünyasındaki yetkileri gibi yetkileri yok. Ortodoks dünyasında, sayıları 14 (veya 15) olan bağımsız (otosefal) kilise var. Fener, bunlar arasında “eşitler arasında birinci” olarak kabul ediliyor. Diğerleri, Fener’e “ağabey” dese de Fener’in gerçek anlamda liderliğini hiçbiri kabul etmiyor. Fener’i Ortodoks dünyasının gerçek lideri yapmaya çalışanlar, Ortodoks mezhebinden olmayan ABD yöneticileri. 

ABD – RUSYA GERİLİMİ 

ABD 1940’lardan beri, Doğu Avrupa ve Balkanlar’daki Ortodoks halkları, etkisi altına almak için Fener Patrikhanesi’ni kullanıyor. Bu politikayı daha iyi uygulayabilmek için de onun diğer Ortodokslar tarafından lider olarak tanınmasını istiyor. Türkiye’ye de “Fener’i ekümenik olarak tanıyın” yönünde baskı yapması, bundan kaynaklanıyor. “Evrensel” anlamına gelen ekümenik kelimesinin buradaki anlamı, Fener’in bütün Ortodoksların lideri olarak tanınması. Türkiye ise Lozan Antlaşması çerçevesinde, Fener Patrikhanesi’ni, Türkiye’deki Rum Ortodoks cemaatin dini kurumu olarak kabul ediyor, Fener’in Vatikanvari yetkilere kavuşmasını istemiyor.

Fener’in Ortodoks dünyasında en fazla çatıştığı odak olan Moskova Patrikhanesi, “Fener’e hürmet ederiz fakat dünyadaki en büyük Ortodoks cemaate sahip olan biziz. Yüzlerce yıl Fener’e biz yardım ettik. Fener bize ağabeylik taslamasın” diyor. Üç yıl önce Fener, Ukrayna’nın kendi alanına girdiğini ilan etti. Bu, Moskova’yla ilişkilerinin kopmasına neden oldu. Fener’in bu kararını Ortodoks dünyasında destekleyen olmadı. Ancak Rusya, Fener’e yönelik tutumunu daha sert şekilde belli ediyor. Rusya’ya göre bu olanlar, ABD’nin Rusya’yı çevreleme stratejisinin parçası. Biden, Fener konusunda, Trump yönetimine oranla daha etkin bir politikayı savunuyor. Biden seçildiğinde ilk tebrik edenlerden biri Fener Patriği olmuştu.

Heybeliada Ruhban Okulu, Ortodoks rahip yetiştirmenin ötesinde, Fener’in ekümeniklik iddiasını pekiştirecek bir adım. Bu okulda, Fener’i, Türk makamları yeterince denetleyemeyecek. Burada diğer Ortodoks ülkelerden rahip adayları okuyacak. Bu da ekümeniklik iddiasını güçlendirecek. Yoksa rahip yetiştirecek okul, dünyada bolca var.

Fener’in resmen ekümenik olarak tanınması halinde, patrik ve diğer rahiplerin Türk yurttaşı olma şartı kaldırılır. Bu da Türkiye’de, Türkiye’nin denetleyemeyeceği, civardaki Ortodoks ülkelerin siyasetine müdahale eden, devlet içinde bir devletin oluşması demek olur. Biden, buna yeşil ışık yaktığını belli etti.

Bu konuları ayrıntısıyla, Cumhuriyet Yayınları’ndan çıkan “Rusya - Batı Çatışmasında Fener Rum Patrikhanesi” adlı kitabımda ele aldım. 31 Ekim’de Ankara Kitap Fuarı’nda 15.00’teki söyleşime, 16.00’daki imza günüme ilgilenenleri beklerim.

DENİZ BERKTAY

Yazarın Son Yazıları

Mustafa Kemal ve ‘Çanakkale Efsanesi’ - Hüner Tuncer

18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşı’nda yenilgiye uğratılan müttefik güçler, Çanakkale Boğazı’nı yalnızca donanma ile geçemeyeceklerini anlamıştı.

Devamını Oku
25.04.2026
Okul kapısında biriken öfke - Deniz Öztürk

Şiddet, Türkiye’de artık tekil bir davranış değil; dilde kurulan, kültürde beslenen ve kurumlarda derinleşen yapısal bir sorundur.

Devamını Oku
25.04.2026
BİÇİM, İÇERİK VE KALKINMA - Necdet Adabağ

Biçim, bir şeyin dış görünüşüdür.

Devamını Oku
25.04.2026
Şeffaflaşan baskı - Fadime Uslu

Ulusal egemenlik tam bu noktada kırılıyor: 23 Nisan’da makam koltuklarının çocuklara devredilmesi sırasında.

Devamını Oku
24.04.2026
Güç zehirlenmesi - Suna Türkoğlu

Anayasamıza göre “Devletin temel amaç ve görevleri” Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlamaya çalışmak olarak; çok açık, kesin ve net bir biçimde belirlenmiştir.

Devamını Oku
24.04.2026
Egemenliğin adı: 23 Nisan - Hamza Kiye

23 Nisan 1920, yalnızca bir meclisin açıldığı tarih değildir.

Devamını Oku
23.04.2026