Aşırı ilgi çekme merakı bir hastalık mıdır?
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Aşırı ilgi çekme merakı bir hastalık mıdır?

12.01.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

DR. Billi Gordon / Psychology Today

Çeviren: M. Birol Güger

Bütün insanların ilgiye ihtiyacı vardır. Öyle ki ilgi görmeden ve göstermeden sağlıklı bir iletişim geliştirmek neredeyse olanaksızdır. Dikkat çekmek, yaşam içinde sergilediğimiz girişimler için son derece gereklidir ve kriz anlarında işlevi daha da önemli hale gelir. Bu nedenle, yeterince dikkat çekememek hayatın kalitesini ve devamlılığını tehdit eder hale gelebilir. Bu nedenle, insanların uygun ölçülerde sosyal ilgiyi üzerine çekme istekleri anlaşılabilir. Ancak aşırı ilgi çekme meraklıları bu güdülerini, duygusal çaresizlikleri tarafından yönlendirilen sağlıksız boyutlarda tatmin etmek istemektedirler. 

Aşırı ilgi çekme eğilimi bir karakter kusuru değildir. Bu aksine, insan beyninin, hayatın erken dönemlerinde “ihmal edilme” nedeniyle oluşmuş gelişimsel travmaya verdiği tepkidir. Örneğin, yeni doğanlar hayatta kalmak için annelerinin ilgisini çekmeye son derece bağımlıdır. Çocuğun erken gelişim sırasında ihtiyaçları ne kadar ihmal edilirse, hayatta kalma ve güvenlik duygularını aynı oranda dikkat çekme ile özdeşleştirir. Karşılığında da hangi ölçüde dikkat çekmesi gerektiğine dair bir inanç sistemi geliştirir.

Bu merak nasıl gelişir?

Beyin, ilgi eksikliğini tehlikeli olarak tanımlar ve ona doğal bir refleksle, beyindeki duygusal tepkilerin oluşumunda öncül role sahip olan amigdala bölgesinde oluşan bir tehdit unsuru olarak yaklaşır. Aslında, tıpkı bir “mikro anne” misali “şunu yapma, bunu yap; şuraya git, oraya gitme” diyen ön singulat korteks (ÖSK) (1) bu duruma müdahale edebilir. Zira ÖSK, beynin amigdala harekete geçtiğinde serbest kalan kortikal (2) düşünme kısmındadır. Ancak ÖSK söz konusu yönetim faaliyetini gerçekleştirmek için serotonin hormonuna ihtiyaç duyar. 

Bu tür temel sorunlara sahip insanlar genellikle aşırı stres altındadır. Sürekli devam eden aşırı stres, serotonin varlığını sınırlar. Erken dönemde ilgi eksikliği ayrıca, beynin hipotalamus (3) bölümünde yeniden şekillenmeye yol açar. Bu genellikle hipotalamusunuzun daha küçük olduğu; serotonin ve diğer nörokimyasallar için daha az reseptöre sahip olduğunuz anlamına gelir. Bunun sonucu olarak da ÖSK’nize sevk edilecek askerler olsa bile, savaşacakları bir saha bulunmayabilir.

Dram bağımlılığı ile ilişkisi

Aradaki ilişkiyi şu şekilde özetleyebiliriz: Dram ilgi çeker ve ilgi çekmesinin yanı sıra hipofiz bezi (4) ve hipotalamusun, ağrı kesici ve haz verici bir bileşik olan endorfin (5) salgılamasına neden olur. Eroin ve diğer bazı uyuşturucular, insanlara yaşattıkları bakımından bu etkiyi taklit eder. Dram duygusu sonucu endorfin salgılanması, daha fazla ilgiye ihtiyaç duyma yolundaki endişelerinizi hafifletir. Dram, beyinde afyon maddesinden elde edilen ilaçlar ile aynı mekanizmaları kullandığından, insanlar kolayca dram bağımlısı olabilir. Herhangi bir bağımlılık gibi, dram bağımlılığı da aynı nörokimyasal etkiyi elde etmek için her defasında dozajı arttırdığınız türden bir tolerans oluşturur. Dram bağımlılığında da, aynı heyecanı elde etmek için her seferinde daha yüksek bir dozaja ihtiyacınız vardır.

Dramı bir ilaç olarak kullanmak da iyi hissettirir ve bu yüzden de dram ödüllendirici niteliktedir. Ödül, beynin mutluluk ilacı olan dopamin (6) kullanır. Dopamin, ödül almak için daha fazla dopamin salarak çalışır.

Tedavi edilebilir mi?

Aşırı ilgi çekme merakı tedavi edilebilir mi? Hayır, beyninizin temel bağlantılarını değiştiremezsiniz. Erken yaşam travmalarının etkilerini tamamen silmek mümkün değildir. Ancak bu yönetilebilir bir durumdur. Bu eğilime sahip bireyler için tavsiyem; dürüst ve siz duymak istemeseniz bile size gerçeği söyleyecek birilerini bulmanız. Bu kişiye, herhangi bir durumu, yorumlama şeklinizin duygusal bağlamda aşırı olup olmadığını sorabilirsiniz. Temel stres seviyenizi azaltmak için yaratıcılığınıza başvurun. Meditasyon ve yoga yapın. Bir hareketi hangi sıklıkla tekrarlarsanız, nöronlarınız da o kadar verimli bir şekilde ortak hareket sergileyecektir. Bu şekilde, ilgili davranışın yaşam programınıza adapte olması daha kolay hale gelecektir.

Kaynaklar

(1) Ön singulat korteks: Beyinde duyguların ve duygusal davranışların düzenlendiği alan.

(2) Kortikal: Beynin üst bölgesinde yer alan yoğun sinir tabakasına korteks (beyin zarı) adı verilir. Kortikal, korteksle ilişkili olan anlamına gelir. 

(3) Hipotalamus: Beyin tabanında bulunan ve hormon salınımına yardımcı olan bölgedir.

(4) Hipofiz bezi: Beyin tabanında bulunan Sella Turcica (Türk Eyeri) adı verilen kemik yapının içinde bulunur. Hormon salınımlarını düzenler.

(5) Endorfin: Ağrıyan dokularda ağrının azalması için üretilen hormonlara verilen isimdir.

(6) Dopamin: Beyin tarafından salgılanan ve bireyin duygusal tepkilerinin ve eylemlerinin kontrolünde kritik rol oynayan bir kimyasaldır.

(7) Ventral striatum: Beynin, ödül mekanizmalarını içinde bulunduran bölgesidir.


Yazarın Son Yazıları

İran Savaşı ve Amiral Mahan - Nejat Eslen

“Tarih, denizlere hâkim olan ulusların dünyaya da hâkim olduğunu gösteren sessiz tanıktır.”

Devamını Oku
14.04.2026
İKİZKÖY: Bir memleket direnişi - Kaan Eroğuz

Sermayenin sınırsız kâr elde etme arayışı, insanlığın tüm yaşam alanlarının piyasaya açılmasına, maddi veya gayri-maddi tüm değerlerin metalaşmasına ve şirketler tarafından kamu kaynaklarının istila edilip yok edilmesine yol açar.

Devamını Oku
14.04.2026
İnsansız savaş! - Abdurrahman Bayramoğlu

ABD’nin İran’a saldırısı karşısında dünyanın üç maymunu oynaması, özellikle Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatının ortadan kaybolması, insanlığın geleceği adına oldukça kaygı verici.

Devamını Oku
13.04.2026
Cumhuriyetçi devlet adamı - Hamdi Yaver Aktan

Hukuksuz soruşturmaların sürdüğü bir sırada, bir televizyon kanalında Cumhuriyet gazetesindeki makaleye gönderme yaptığını ve gazeteyi de izleyicilere gösterdiğini bir dostum iletmişti.

Devamını Oku
13.04.2026
Tarihin tekerrürü nereye kadar? - Av. Cem Alptekin

Türkiye’nin en çağdaş anayasasına zemin hazırlayacak olan 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine giden süreçte, iktidardaki Demokrat Parti’nin siyasal ve toplumsal muhalefet üzerindeki baskısını, Meclis’teki çoğunluğunu ve yargıyı da kullanarak CHP’yi kapatma noktasına taşıdığı günlerden bugüne bakınca tarihin bir anlamda tekerrür ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Devamını Oku
11.04.2026
Bana kim ‘üstadım’ diyecek! - Hamdi Yaver Aktan

Yaklaşık 20 yıl olmuş; “üstadım” diyordu. Üstat kendisiydi.

Devamını Oku
09.04.2026