Çözüm süreci mi, çözülme süreci mi? - Doğu Silahçıoğlu
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Çözüm süreci mi, çözülme süreci mi? - Doğu Silahçıoğlu

15.05.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

ABD ve kimi Batılı devletler ile İsrail’in ardında yer aldığı “Büyük Ortadoğu Tasarımı”na da katkıda bulunan bölücü/ ayrılıkçı terör örgütünün Ortadoğu faaliyetinin Türkiye’deki bölümünde yeni bir aşamaya geçildi.

1987’den bu yana süren ve binlerce vatan evladının yitirilmesine, büyük acıların yaşanmasına neden olan hareket, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin dünyada örneği görülmemiş bir başarısıyla yok edildi. Bu nedenle örgüt silah bırakmak ve silahlı mücadeleden vazgeçmek zorunda kaldı. Bugün geldiği noktada, “demokratik çözüm” olarak adlandırdığı “siyaset alanı”nda faaliyet göstermeye karar kıldı.

BİLİNMEZLER SÜRECİ

Ne var ki bu gelişme, gelecekte ortaya çıkabilecek sorunlar açısından bilinmezlerle dolu bir sürecin başlangıcı oldu. Buna “çözüm süreci” diyenler oldu. Eskilerin deyimiyle malumun ilamından başka bir şey olmayan örgütün silah bırakmasıyla ve kendini feshetmesiyle oluşan bu belirsizlik ortamı toplumda yeni bir tartışma başlattı. Çünkü örgüt görüldüğü kadarıyla bu aşamada anadilde eğitim de dahil olmak üzere, etnik kültürel altyapıyı genişletmek, önce “özerklik”, sonra da Türkiye, İran, Irak ve Suriye tabanlı dört parçalı oluşumu bir “konfederasyon”a dönüştürmek yolunda kararlı olduğunu satır aralarındaki ifadelerle ortaya koymuştu.

Bunu gerçekleştirmek için siyasal iktidar ittifakının istediği biçimde onun önünü açabilecek bir anayasa oluşturulmasına destek vermenin ve bu anayasanın içine kendi hedeflerine ulaşma olanağı sağlayacak hükümleri de dahil ettirebilmenin peşine düştü.

Terörist gömleğini çıkararak siyasetçi gömleği giymeye karar veren örgütün bu konudaki beklentisi, siyasal iktidar ittifakının “yapısal reformlar” kapsamında kendi isteklerine de yer vermesidir. Ancak bu gerçekleşirse “denetimsiz başkanlık sistemi”nin kalıcılığına ve tek kişi yönetimine getirilen sayı ve süre kısıtlamasının kaldırılmasına destek sağlayacağını çevresine sezdirmektedir. Bunu da TBMM’de güdümü altında olan siyasi parti veya partiler ile seçimlerde yandaş seçmenler aracılığıyla yapmayı öngörmektedir.

GERÇEĞİN GÖRÜNTÜSÜ

“Tek ulus, tek vatan, tek dil, tek bayrak” ifadesinde öz anlatımını bulan, “laik, demokratik, sosyal hukuk devleti” Türkiye Cumhuriyeti niteliklerinin; bugün milli görüş gömleğini çıkarıp siyasal İslam gömleği giyen iktidar ile terörist gömleğini çıkarıp siyasetçi gömleği giyen bölücü örgütün değişim hedefi haline geldiği ileri sürülmektedir.

Sürece ilişkin kullanılan üst perdeden dil ile metinde yer alan “Lozan ve 1924 Anayasası”nı dışlayan; “karşılıklı savaş”, “imha”, “asimilasyon”, “soykırım” gibi sorunlu ifadeler içeren örgüt açıklaması karşısında siyasal iktidar ittifakının takınacağı tavır ve sergileyeceği tutum önem kazanmıştır. Ancak toplumda oluşan “Siyasal iktidar ittifakı bunlara karşı çıkar” beklentisinin sonunda bir düş kırıklığına dönüşmesi olasılığı da mevcuttur. Bir örnek olarak örgüt ile siyasal iktidar ittifakının Lozan’a bakış açısında; Şeyh Sait ayaklanması ile Tunceli ayaklanmasına bakış açısında ortak yanlar mevcuttur. Ayrıca örgütün amaçladığı “ortak vatan” ve “iki toplumlu” devletin, siyasal iktidar ittifakının karşı çıkmasını gerektirecek bir yapı olmadığı yolunda değerlendirmeler mevcuttur.

Bu açıdan bakıldığında örgütün hedeflerinin siyasal iktidar ittifakının bakış açısına uygun şekillenebileceği ileri sürülmektedir. Bütün bunlar, anayasanın başlangıç bölümündeki değişmez nitelikli maddeleri yerinde bırakılarak, diğer maddeleri eğip bükerek oluşturulacak bir düzenlemeyle sağlanabilir diye düşünenler vardır.

Belli olduğu kadarıyla süreç içinde “tekil devlet” ve “ulus devlet” yapısı ve “tek dil” yapısı tartışmaya açılacaktır. Ancak Osmanlı’dan bu yana bu topraklarda ayrılıkçılığın başlangıç adımlarının bu ve benzer taleplerle ortaya çıktığı ve zamanla yeni devletlerin oluştuğu unutulmamalıdır.

GELİNEN NOKTA

Bu ülkede Kurtuluş Savaşı’nda yer almayan etnik grup yoktur. Yalnızca bir etnik grubun Cumhuriyetin “asli bileşen” ya da “asli unsur” olduğunu ileri süren de yoktur. Bu konuda hiçbir yerde kayıt da yoktur. Türk ulusunu oluşturan bütün unsurların emperyalizme karşı verilmiş mücadeledeki emeği ve hizmeti inkâr edilmemektedir.

Türk ulusu başlatılan bu sürecin nereye evrileceğini görmeyecek kadar sezgiden, öngörüden yoksun değildir. Bir kez aralanan ayrımcılık kapısının sonuna kadar açılacağının ve nihayet o kapının yıkılıp yok edileceğinin bilincindedir. Yoruma açık anlaşılmaz cümleler ardına sığınarak kabul edilemeyecek dayatmaları ulusun önüne koyanlar da bunu bilmektedirler. Ancak dağılıp yok olan, parçalanan Yugoslavya’nın; Çekya ve Slovakya olarak ikiye ayrılan Çekoslovakya’nın; üç parçalı hale gelen Irak’ın; bugün nasıl şekilleneceği belirsiz olan Suriye’nin etnik ve dinsel ayrımcılık yüzünden bu hale geldiğini de hiç kimse unutmamalıdır.

Türkiye’de tüm yurttaşlar rahat ve huzur içinde yaşamayı istemektedirler. Terörün bitmesinden hiç kuşkusuz herkes mutlu olacaktır. Ancak çözüm sürecinin bir “çözülme süreci”ni başlatma korkusu, yurttaşların endişe duymasına yol açmaktadır. Bu ihtimal hiçbir zaman gözden uzak tutulmamalıdır. İş işten geçtikten sonra yapılacak bir şey kalmayacaktır... Hiç kuşku yok ki “Atatürk Cumhuriyeti”nin yeminli bekçileri tüm yurttaşlar; toplumsal dayanışma içinde, siyasasal girişimler ve demokratik yollarla Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal yapısının değiştirilmesi önünde dimdik duracaklardır.

DOĞU SİLAHÇIOĞLU

EMEKLİ TÜMGENERAL

Yazarın Son Yazıları

Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Yenilmezlikler ve dokunulmazlıklar - Cengiz Kuday

Tarih, bazen büyük savaşlarla değil; küçük, sessiz ve ilk bakışta sıradan görünen olaylarla yön değiştirir.

Devamını Oku
20.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025
Hayvancılıktaki yol ayrımı - Gülay Ertürk

Türkiye bugün hayvancılıkta çok kritik bir eşiğe geldi.

Devamını Oku
19.12.2025
Devlet ve kalkınma - Prof. Dr. Bilin Neyaptı

Bir ülkede ekonomi yönetiminin temel hedefleri verimlilik ve adil bölüşümdür.

Devamını Oku
18.12.2025
Devletçiliğe dönebilmek... - Kemal Onur

Demokratik ve laik sosyal hukuk devletimizin kurucu lideri Atatürk’ün yönetimi döneminde; ülkemizin ulusal çıkarı açısından bilimsel anlayış ve duyarlı bir bilinçle, iç ve dış sermaye şirketlerinin çıkarları için vahşi madenciliğe kesinlikle fırsat verilmemiştir!

Devamını Oku
17.12.2025
Programda işçinin adı yok - Engin Ünsal

CHP 39. Olağan Kurultayı’nda tüzük değişikliği yaptı ve iktidar programını kabul etti.

Devamını Oku
17.12.2025
Yargı öyküleri - Ziya Yergök

Yıllar önce, 5 Ocak 1982’de Çetin Altan’ın Milliyet gazetesindeki “Şeytanın gör dediği” adlı köşesinde “Eski (Mahkeme Koridorları) sütununa özlem” başlıklı yazısında yer alan, bir ceza avukatının “Oturum” adlı anı kitabından alıntılanmış ilginç bir yargı öyküsüne değinmek istiyorum.

Devamını Oku
17.12.2025
Bu çığlığı duyun! - Mustafa Gazalcı

MESEM, Milli Eğitim Bakanlığı’nın sözde mesleki teknik eğitim merkezleri uygulaması.

Devamını Oku
16.12.2025
ABD’nin esnek realist stratejisi - Nejat Eslen

11 Eylül’ün hemen sonrasında ABD, tek kutuplu dünya düzeninin verdiği cesaretle küresel egemen güç olmanın hayallerini kuruyordu.

Devamını Oku
16.12.2025
Çağdaşlık yolunda bir ömür - Hüseyin Karataş

Çağdaşlık eksikliğine ve dokunulmazlara dokunan sevgili hocam Prof. Dr. Türkan Saylan...

Devamını Oku
13.12.2025
Geleceğin savaş alanı, Türkiye ve Karadeniz - Doğu Silahçıoğlu

“Erken Cumhuriyet dönemi”nde (1923-1938) savunma sanayisindeki gelişmeler Türkiye’yi; başta uçak olmak üzere harp silah araç gereçlerinde dış satım yapan bir ülke konumuna getirmişti.

Devamını Oku
12.12.2025
Gençlik MESEM’den büyüktür - Kaan Eroğuz

AKP iktidarı tarafından 2016 yılında örgün ve zorunlu eğitim kapsamına alınan mesleki eğitim merkezleri (MESEM), çocuk işçiliğinin yaygınlaşmasında ve “kurumsallaşmasında” kritik bir rol oynuyor

Devamını Oku
12.12.2025
Komisyonda emekçinin adı yok - Şükrü Karaman

Milyonlarca emekçinin yeni ücrete ilişkin alacağı kararı merakla beklediği Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarına yarın başlayacak.

Devamını Oku
11.12.2025
İnsan onuru ve demokrasi - Ayşe Atalay

TDK sözlüğünde “onur” kavramı insanın kendisine karşı duyduğu saygı olarak tanımlanıyor.

Devamını Oku
11.12.2025
Karadeniz’de neler oluyor? - Can Erenoğlu

Dünyanın en güvenli ve istikrarlı denizi Karadeniz dünyanın en tehlikeli deniz alanına mı dönüştürülüyor?

Devamını Oku
10.12.2025
Gelir adaletsizliği tırmanıyor! - Devrim Onur Erdağ

Türkiye'de emeğin değeri uzun zamandır siyaset meydanında sıkça dile getirilen bir konu.

Devamını Oku
10.12.2025
Erdoğan’ın 2005’teki hayalleri - Kadir Serkan Selçuk

Yıl 2005. Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, o dönem henüz el konmamış olan Sabah gazetesinin 20. kuruluş yıldönümü için gazeteye bir yazı yazmıştı.

Devamını Oku
09.12.2025
Yeni feodal çağ ve dijital baronluk - Doğan Sevimbike

Yanis Varoufakis’in No Kings Means No Barons başlıklı yazısı, çağımızın ekonomik ve siyasal düzenini “yeni bir feodalizm” olarak niteliyor.

Devamını Oku
09.12.2025
Terörist başının ayağına gitmek... - Hatice Topçu

Ulus devletler; tarih bilinci, ortak coğrafya ve dil birliğine dayanır.

Devamını Oku
08.12.2025
‘Kırkyama’ siyaset… - Prof. Dr. Utku Yapıcı

Türk siyasetinde son yıllardaki en ilginç gelişme siyasi kimlikler düzleminde yaşanıyor.

Devamını Oku
08.12.2025
Çocuklarımız artık kimsesiz mi? - Özgür Hüseyin Akış

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında söylenmiş bir cümle hâlâ kulaklarımızda çınlar:

Devamını Oku
07.12.2025
Çözüm mü, çözülme mi? - Ülgen Zeki Ok

Emperyalist güçlerin Ortadoğu’daki kirli emellerinin önündeki en büyük engel olan Atatürk’ü Türk halkının yüreğinden söküp atmak, yani öldürebilmek için bir gri propaganda yöntemi uyguluyor.

Devamını Oku
06.12.2025
Tek Çin ilkesi - Wei Xiaodong

Türkiye’de Çin’in Tayvan bölgesi yaygın olarak bilinse de bu bölgeye ilişkin tarihi ve siyasi bilgiler genellikle sınırlı kalmaktadır.

Devamını Oku
05.12.2025
Cumhuriyete sahip çıkma konuşması: Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ - Hamdi Yaver Aktan

Mustafa Kemal Paşa, 3 Şubat 1933 akşamı İzmir Kordon’daki köşkte akşam yemeği sırasında Bursa’daki olayı öğrenir.

Devamını Oku
03.12.2025
Demokraside seçilenler özgür olmalı - Hüseyin Mert

Demokrasi; çağdaş yaşamın, mutluluğun, ekonomik kalkınmanın ve her türlü gelişmenin önkoşulu, altyapısı ve temelidir.

Devamını Oku
03.12.2025