İlhan Selçuk’lara Selam Olsun! - Metin PEKER
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

İlhan Selçuk’lara Selam Olsun! - Metin PEKER

21.06.2021 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye kaotik bir ortamdan geçiyor. Sert rüzgârların kayaları dövdüğü, hırçın dalgaların meddücezrinde salınan bir gemi gibi bir o yana bir bu yana gidip geliyor. Rüzgâr daha sert, dalgalar daha hırçın olmaya yeminli sanki. Böyle bir ortamda, yozlaşma ve çürüme uçsuz bucaksız bir körleşme ile birlikte Türkiyeyi adeta teslim almış durumda. Ülke nefes alamaz bir halde, umutlar mavi bir rotada yol almaktan uzakta, bezgin ve suskun bir seyirciye dönüşmüş durumda.

Bu böyle gitmez!

Bu böyle gitmemeli!

Geçmişin birikimi ve kazanımı en büyük yol göstericimiz olmalı.

Mustafa Kemalin nice savaşların ardından Anadolu ve Trakyaya sıkışmış, buraları dahi işgal edilmiş bir ülke için başladığı yoktan var etme mücadelesi örneğimizdir. Laik Cumhuriyetin pek çok sahada bize bıraktıklarının sağlam ve yıkılmaz kökleri bizim cesaretimizin teminatlarıdır.

CUMHURİYETİN YOLUNDA DİMDİK YÜRÜDÜLER

İlhan Selçuk, Cumhuriyetin sahip olduğu karizma, ışıltı ve enerjinin doğru bir yere kanalize edilmesi için hayat boyu, hayatını ortaya koyarak didindi.

İlhan Selçuk, ödünsüz bir Mustafa Kemalci ve özgürlükçü olarak toplumun adil, eşit ve bağımsız temaların, ezgilerin hükümranlığında solumasını arzuladı. Bunun için bedel ödedi. İdeallerinden vazgeçmedi.

Selçuklar, İlhan ve Turhan Selçuk Cumhuriyet aydınlanmasının çocukları olarak, Cumhuriyetin yolunda dimdik yürüdüler. Turhan Selçuk çizginin haysiyetini arkadaş edinerek toplumsal eşitsizlikleri gidermek için uğraştı durdu. İlhan Selçuk da yazıları, kitapları, söyleşileri ile yurdun dört bir tarafına Cumhuriyetin sesi olarak ulaşmaya gayret etti. İlerici, eşitlikçi ve Cumhuriyetçi olarak mücadele etti. Karanlığın temsilcilerine müsamaha göstermedi, onların dolmuşuna binmedi. Gerektiğinde Turhan Selçuk ile birlikte kotardıkları “Dolmuş”larına binecek cesaretleri, ironileri ve azimleri vardı.

Şimdi, sağ ve sol, muhafazakârlık ve ilericilik, özgürlükçü demokrasi ile otoriter devlet arasında çizgilerin belirsizliğinden, bunların iç içeliğinden el çabukluğuyla bahsedenler var. Yok öyle yağma! İlhan Selçuklar gibi düşünmek gerek. Sol soldur, sağ da sağ. İlericisinin yönü bellidir, muhafazakârın belli. Özgürlük ve demokrasi yanlıları ile devleti çıkarları için baskıcı karakteriyle massedenlerin çizgileri karışmış değil. İlhan Selçuklar, bu zokaları yutmadılar. Şimdi bizler de yutmuyoruz, yutmayacağız da. İlerici, solcu ve özgürlükçü kimlikleri kimliğimizdir.

SÖZÜNÜN BİLGESİ

İlhan Selçuk denince akla, pırıl pırıl düşünceleri ve onları veciz, kısa ve etkili aktarışı geliyor. Bir kuvva” savaşçısı, sosyalizme, toplumsal dayanışmaya gönül vermiş, mütevazı bir gönül insanı geliyor akla. İdealiyle bütünleşme, kendisi için bir şey istememe, toplumsallığı önemseyen davasını ön plana alma bilgeliği akla geliyor. İlhan Selçuk usulü bilgelik akla geliyor.

İlhan Selçuk, sevgili dostum, yokluğunun ülke için yarattığı aleni boşluğun hâlâ doldurulamadığı dostum, sözünün eri, sözünün bilgesiydi.

Yitip gitmiş zamanlara methiyeler düzme peşinde olmadı.

O, zamanının insanıydı. Zamanının gereksinimlerinden doğan olanakların peşinden gitmenin gereğini duyanlardandı.

IŞIĞI İNSANLIĞI AYDINLATACAK

İlhan Selçuk şimdi yok.

Evet, yok!

Ama mirası var, düşünceleri var.

Onlar her an bizimle. Çünkü Cumhuriyet bizimle.

İlhan Selçuk bizimle! Toplumsal adaleti, hukukun üstünlüğünü savunan mücadelesi bizimle. Atatürk Devrimleri ve dünya sosyal mücadeleler tarihinin tüm birikimlerini sahiplenen esnek ve dünyadan beslenen ulusalcı bakış açısı bizimle. İlhan Selçukun mücadele anlayışı ve mücadelesi bizimle. Falih Rıfkı, Mücadelesiz hayat, tabutunun tahtası çürümeden ismi unutulup gidenlerin hayatı olabilir” demişti. İşte İlhan Selçuk her günü dolu dolu mücadele ile geçmiş bir ömrü, güzel bir ruh ile tamamladıktan sonra aramızdan göçüp gitti. İz bırakarak göçüp gidenlere selam olsun!

İlhan Selçuklara selam olsun!

Yaşama ve dünyaya akıl ve bilim penceresinden bakan yüreğinin derinliği, kaleminin gücü her zaman saygıyla anılacaktır.

Serçeşme onu koynuna aldı ve sırladı.

Hacı Bektaş’ın çilehaneden yaktığı ışık onunla daha güçlü olarak insanlığı aydınlatmaya devam edecek.


METİN PEKER

KARİKATÜRCÜLER DERNEĞİ BAŞKANI

Yazarın Son Yazıları

‘Dokuz İlke’ bildirisi - Yüksel Işık

Siyaset ilke ile yapılır. İlkelerin bütününü içeren anlamlı metne de manifesto denir.

Devamını Oku
08.04.2026
Kutsal ve kutsallaştırılmış değerler - Abdullah Kehale

HER toplumun kendi yapısına uygun olarak kutsal olarak kabul ettikleri değerler olduğu gibi kendilerinin kutsallaştırdığı değerler de vardır.

Devamını Oku
08.04.2026
'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026