Olaylar Ve Görüşler

Laiklik En Temel Çağdaş Yaşam Değeridir - Av. Sedat DURNA

22 Nisan 2021 Perşembe

10 Nisan 1928 günü Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndan Devletin dini İslamdır” ibaresi çıkarılmıştır. Bu tarihi olay, 700 yıllık dini bir monarşinin yıkılmasından sonra Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletinin resmi dininin olmayacağı anlamına gelir. Bu değişiklik laikliğin anayasal zeminde kabulüne giden yolu açmıştır. Laiklik ilkesi, anayasa metnine dokuz yıl sonra 5 Şubat 1937de yapılan bir değişiklikle girebilmiştir.

Laiklik, dinsizlik olarak gösterilmeye çalışılsa da aslında Ortaçağ Avrupası’ndaki gibi inananlar ile inanmayanlar arasındaki çatışmalardan değil, aynı dine mensup farklı grup ve cemaatlerin birbirleriyle çekişmelerinden, topluma yön verme ve devleti ele geçirme amaçlarından korunmak için bulunmuş bir çözümdür. Ortaçağın din devletlerinin yok olmasıyla yakınçağın ulus devletlerinin kurulabilmesinde ve günümüzün modern devlet anlayışına geçişte laiklik en kritik belirleyici araçtır. 

AŞAMA AŞAMA DEVRİM

Osmanlı İmparatorluğunda Yeni Osmanlıcı tanzimat aydınları tarafından laiklik fikri değerli bulunmuş ancak laik bir toplum yapısına geçiş hayal bile edilememiştir.

Mustafa Kemalin başkomutanlığında emperyalizmin yenilmesi ve işgalci Yunan ordusunun denize dökülmesiyle bu büyük zaferin üzerine inşa edilen Türkiye Cumhuriyetinde laiklik için atılan ilk ciddi adım 3 Mart 1924 tarihinde hilafetin ve Şeriye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılmasıdır. Bu devrim yasası ile devletin laik devlet yapısının inşası başlamıştır.

Ardından 17 Şubat 1926 tarihinde Türk Medeni Kanununun kabul edilmesi ile laik devlet yapısı laik hukuk ile güçlendirilmiştir. Medeni Kanunun gerekçesini Adalet Bakanı Mahmut Esat BOZKURT şu şekilde özetlemiştir:

Yasaları dine dayalı devletler, kısa bir zaman sonra yurdun ve ulusun isteklerini karşılayamazlar çünkü dinler değişmez kuralları kapsar ancak yaşam yürür, ihtiyaçlar hızla değişir.”

Bu laik devrimlere, 93 yıl önce bugün anayasal güvence getirilmiştir ve son olarak 5 Şubat 1937de laiklik ilkesi anayasada devletin temel nitelikleri arasında yerini almıştır. Ülkemizin toplumsal inanç yapısı, ulusumuzun Orta Asyadan gelen kültürel özellikleri ve Anadolu hümanizması laikliğin bizler için çok büyük bir gereksinim olduğunu göstermektedir. Bunu bilen ve kavrayan büyük Atatürk laiklik devrimini aşamalar halinde tamamlamıştır.

TEK TİP DAYATILAMAZ

Laiklik, kamusal alanın ve kamu hizmetlerinin dini kurallara göre değil çağın gereklerine uygun yasalara göre düzenlenmesidir.

Laiklik, devletin tüm inanç gruplarına ve inanmayanlara karşı sunmuş olduğu bir güvencedir.

Laiklik eğitimin, bilimin, kültür ve sanatın özgür düşünceye dayalı olarak gelişiminin güvencesidir.

Laiklik toplumsal barışın en önemli anahtarıdır.

Tüm bunların sonucu olarak vazgeçilmezimiz olan laik toplum yapısı ve laik yaşam tarzı ortaya çıkmaktadır. Bugün ülkemizde devletin laik niteliği ciddi şekilde örselenmiştir. Laik devlette din eğitimi tek bir mezhebin din anlayışı hâkim kılınarak verilemez.

Laik devletin tüm kurumları laik olmak durumundadır. Laik devlet çağdaş ve bilimsel eğitimin tüm gereklerini tüm yurttaşları için yerine getirir, tek bir okul tipini yurttaşlarına dayatamaz. 

VAZGEÇİLEMEZ

Anayasanın değiştirilemez 2. maddesinde devletin temel nitelikleri arasında düzenlenen laiklik ilkesinin anayasadan çıkarılmasını savunmak ve söylemek düşünce özgürlüğünün bir parçası olamaz, bu olsa olsa Türk Ceza Kanununda düzenlenen devletin anayasal düzenini bozma suçunun hazırlık eylemidir.

Tüm bunlar göstermektedir ki laiklik en temel çağdaş yaşam değeridir, laikliğin kaybedilmesi yüz yıldır sahip olduğumuz birçok temel hak ve özgürlüğümüzü anlamsız kılacaktır. Bunun için ÇYDD olarak yaptığımız her işte, kamusal tüm çalışmalarımızda tarihini bilen, haklarının bilincinde ve başta laiklik olmak üzere Atatürk Devrimlerini yaşayan ve yaşatacak nesillerin yetişmesine katkıda bulunmayı öncelik olarak görmeye devam edeceğiz.

Bizler laiklik ilkesinden asla vazgeçmeyeceğiz.

AV. SEDAT DURNA
ÇYDD YÖNETİM KURULU ÜYESİ


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları