Olaylar Ve Görüşler

Toplumsal Yaşam ve Termodinamik - Rezzan ÖZKÖK SABUNCU

31 Mayıs 2021 Pazartesi

İnsan topluluklarını da enerji yüklü bir kitle olarak algılarsak olmuşları ve olacakları termodinamik prensipleriyle açıklayabiliriz. Sosyolojik davranışlar, fizikokimya kuramlarına aykırılık göstermez. Tarih tekerrürdür” deyişi bundandır. Aynı koşullar, değişik ad ve renkte tekrarlanarak o enerji” seviyesine ulaşınca o tanıdık sonuç kaçınılmazdır.

İnsanı doğadan, toplum bilimlerini doğa bilimlerinden soyutlayamayız. Toplumsal enerjiyi, termodinamik yaklaşımla inceleyebilir, irdeleyebiliriz. Yaşanılan yerde iç enerji azalınca göçler başlar. Hareket, çeşitli ırkların, genlerin, kültürlerin bir araya gelip bir mozaik oluşturması yönündedir. Tersi yönde bir hareket, kendiliğinden olamaz. Yani ari ırk” oluşturmak, ari ırktan” olanları öbekleştirmek kendiliğinden olmaz. Bunun için fazladan baskı, enerji uygulanması gerekir.

Kapalı bir sistem, dışarıdan enerji almadan sonsuza kadar dönmez” diyen termodinamiğin 2. yasasına göre dünyanın öteki ülkelerince dışlanmış faşizan rejim, sonsuza kadar kendini sürdüremez. Kapalı bir sistemdeki gaz moleküllerinin davranışını, ülke içindeki bireylerin davranışıyla özdeşleştirebiliriz. Her sistemin iç enerjisi, sistemdeki taneciklerin, dönme, ötelenme, titreşim, elektron hareketlerinin toplamıdır. Bireylerin mali, duygusal, düşünsel alışverişlerinin cebirsel toplamı o kitlenin yetisidir, yapabilirliğidir.

TOPLULUKLARIN YETİSİNİ NELER BELİRLER?

Yasaklar, özgürlükler, sanat, mali güç, öteki ülkelerle iletişimi, sömürme, sömürülme veya destek görme belirler. Hacim küçültüldükçe gaz moleküllerinin bulunduğu kabın çeperlerine olan basıncı artar. Sonunda ya kabı patlatır ya da gaz fazdan sıvı faza geçer.

Baskı uygulanan insan kitlelerinin davranışı da fizikokimyasal kuramları doğrular. Gazın sıvılaşması durumu, topluluğun üretemez hale gelmesine tekabül eder. Nasıl, gazı sıvı halde tutabilmek için baskıya yani enerjiye gerek varsa toplumu sürekli baskı halinde tutmak için de güçlü bir kolluk kuvveti gerekir.

Temel hak ve özgürlükler, azınlık hakları, hayvan haklarına saygı, doğaya saygı, temsil edilme, üretici-tüketici hakları konularında ilerlemek, olması gerekendir. Gerilemek ise baskıyla yani enerji harcamakla olur. Sıkıştırılan gazın kabı patlatması veya sıvılaşması gibi insan kitleleri de ya uygulanan enerjiye eşdeğer enerjili bir patlama yaratır ya da üretemez hale gelir. Toplum üretemezse kolluk kuvvetlerinin giderlerinin karşılanması sürdürülemez. Dışarıdan enerji alınması gerekir. Şu dış güçler!..

Dış güçler için de elverişsiz durumlar vardır. Dış gücün, bir macera uğruna başka bir ülkeyi baskı altında tutabilmesi için silahlı kuvvetine para akıtması gerekir. Bu kanama, kendi yapısında huzursuzluk yaratır. Öteki ülkelerce kınanır. İlişkileri zora girer. Sonsuza dek sürdürülemez.

Üretimden kopuk bireyler, gereksinimlerini karşılamak, geleceklerini güvenli kılmak için mal veya hizmet karşılığı olmayan, yalancıktan kazanma yöntemlerine itibar ederler. Hızlı ve emeksiz. Egemen sistem, piyasayı hareketlendirmek için potansiyel farkı yaratmalıdır. Para herkeste varsa paranın yaptırım gücü yoktur. Bir kesimi daha da fakirleştirerek parayı egemen güce karşı sakıncasız olan ellerde toplamak daha kolaydır. Bu uğurda her yol denenir, hukuk çiğnenir. Yasaların caydırıcı gücü, rejimi korumak için zayıflara uygulanır.

KRİZ ZAMANLARI VE BASKI REJİMLERİ

Kriz zamanlarında, çekirdek aileler, önceki kuşak ile bir araya gelip büyük aileyi oluşturarak dış etkenlere karşı daha korunaklı olmayı seçerler. İhtiyarlarla bir evde oturur, onların emekli aylıklarıyla kendi kazançlarını birleştirir, genel giderlerden kısarlar. Kriz zamanlarında ahlaki çöküş artar. Dahası, bu kanıksanır. İnsanlardaki erdem, vicdan, temel ilke ve prensipler aşınır. Aşırı yoksulluktan erdemleri aşınmış insanlar, maşaların maşası olur, büyük vurgun ailelerinin en dış çeperini oluştururlar.

Baskı rejimlerinde, özgürlüklerin yok edilmesine ve yoksulluğa karşı tahammülü sağlamak, kitlesel patlamaları önlemek için birey, kendi gözünde değersizleştirilir. Bireyin kendini geliştireceği, güçlendireceği, öğreneceği olanaklar engellenir. Medya yalan söyler. Eğitim-öğretim işlevsizleştirilir.

Baskı rejimi, güçlü ve haklı görünmek için biz” ve “ötekileri” yaratır. Özürlüler, hastalar, eşcinseller, azınlıklar biz”e dahil değildir. Yarattığı bu ötekileştirmeden beslenir. Ta ki “ötekilerin” tamamı tüketilip biz”in içinden lanetlenecek yeni “ötekiler” çıkara çıkara biz”i tüketinceye kadar.

REZZAN ÖZKÖK SABUNCU

YÜKSEK KİMYA MÜHENDİSİ


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları