Türk kadınının şansı
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Türk kadınının şansı

09.03.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Özlem Özdemir

Gazeteci, Yazar

11 Kasım 1938: Türkiye’nin Londra Büyükelçiği’ne dünyanın pek çok yerinden Atatürk’ün ölümüyle duydukları üzüntüyü paylaşan telgraflar, mektuplar gelmekteydi. Örneğin, İngiltere’den Mr. Bayard Simmons mektubunda şunları yazmıştı: “Kadınlara oy hakkı kampanyasını savunduğum için kendi memleketimde hapse girmiş ilk İngiliz olarak Türkiye Cumhurbaşkanı’nın ölümü üzerine derin üzüntülerimi sunabilir miyim? Onun kendi ülkesinin kadınları için yaptıkları bütün dünyanın feministlerince ebediyyen minnetle anılacaktır. Yaşasın Kemal Atatürk ülkülerine dayanan Türkiye Cumhuriyeti!” (Atatürk’ün Hastalığı, Sayfa 199, Bilal N. Şimşir)

Kadınların eşitlik ve hak mücadelesi yüzlerce yıldır sürüyor. Ülkemiz ise pek çok ülkeden evvel kadınlara haklarını “onları hırpalamadan” sağlamış sayılı ülkelerden biri olarak tarihte hak ettiği yeri bence almış değil. Ancak çuvaldızı kendimize de batırmamız gerektiği kanaatindeyim. Acaba biz bu şansın yeterince farkında olduk mu? Günümüzde yaşadıklarımıza bakınca, hayır! Öyleyse, hatırlamakta sınıfta kalan bizi kısa bir zaman yolculuğuna çıkarmanın belki bir faydası olur.

1800’lerin başı: Fransız Devrimi ile halk bilinçlenmeye başlamış, akabinde kadınlar da erkeklerle aynı haklara sahip olduklarını dile getirir olmuşlardı. Olympe de Gouges, kadın erkek eşitliğini savunan ünlü bir kadın oyun yazarıydı. Meclisin çıkardığı “Erkek ve Yurttaş Hakları Bildirgesi”ne cevaben yazdığı “Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi” ile idam fermanını da imzalayacaktı. Kadınların yıllarca sürecek talepleri parlamentoca her defasında reddedilecekti. Fransa, devrime ve kadınların savaştaki katkılarına rağmen, kadınların seçme ve seçilme hakkını 21 Nisan 1944’te verecekti.

1800’lerin sonu: İsviçre’de kadınların oy hakkı mücadelesi 1868’de Zürih kantonunda başlamış, zamanla diğer kantonlara yayılmıştı. İmza kampanyalarına, yıllarca Federal Konsey’e başvurulara rağmen kadınların talepleri sürekli reddedilecekti. Avrupa’nın en medeni ülkesi sayılan İsviçre, kadınlara haklarını Almanya’dan 53, Avusturya’dan 27, Fransa ve İtalya’dan 26 yıl sonra, 7 Şubat 1971’de verecekti.

 1800’lerin sonu: Osmanlı İmparatorluğu’nda bir erkek birden çok kadınla evlenebilir, kadın kocasının ağzından çıkacak bir tek sözle kapı dışarı edilebilirdi. Bir çocuğun anası, babasının ölümünden sonra bile çocuğunun velisi olamazdı. Mahkeme karşısında tanıklık için ancak iki kadın bir erkeğin yerini tutabilirdi. Çünkü Mecelle bunu emretmekteydi. (Hıfzı Veldet Velidedeoğlu: Atatürk İlkeleri ve Türk Kadınının Çilesi)

1900’lerin başı: Almanya’daki kadınların oy hakkı mücadelesinde öne çıkan isimlerden biri sosyalist Clara Zetkin’di. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün yaratıcısıydı. Almanya kadınlara haklarını 30 Ocak 1918’de sağladı. Ancak Hitler, 1933 yılında iktidara geldiğinde kadınları “3K” (Çocuk, Kilise, Mutfak) modeliyle sınırladı. Atatürk'e diktatör diyenler, Hitler’in bu uygulamasına bakarak diktatörlerin kadınlara yaklaşımını görebilirler. Alman kadınları ancak 1949’daki yasa değişikliğinin ardından tekrar erkeklerle eşit konuma erişebildiler.

Cumhuriyetin kazanımları

Cumhuriyet kurulduktan sonra kadınların hukuki ve siyasal haklarını elde etmeleri aşamalı olarak gerçekleşti. İlk olarak 17 Şubat 1926’da yürürlüğe giren Medeni Kanun’daki “tek kadınla evli olmak ve resmi nikâh zorunluluğu, istenilen işi yapabilme, miras ve mülkiyet hakkı” ile Türk kadını şahsiyetine sahip oldu. Ardından sıra planlandığı gibi kadınların siyasi haklarına sahip olmasına geldi. 3 Nisan 1930 Belediyeler Kanunu, 26 Ekim 1933 Köy Kanunu, 5 Aralık 1934’te de Milletvekili Kanunu ile seçme ve seçilme hakları Türk kadınlarına tanındı. Burada altı çizilmesi gereken husus şudur: Türk kadını diğer ülkelerdeki kadınlar gibi yıllarca süren yok sayılmaya maruz kalmadan, sokaklarda hırpalanmadan, hapse atılmadan haklarını kazandı. Bizzat Atatürk’ün teşvikiyle! Günümüzde kadına yönelik artan erkek şiddeti ve kadın cinayetleri, yaratılmak istenen makbul kadın elbisesiyle kadının eve hapsedilme niyetleri; yarışa önde başlamış bir ülkeye yakışmıyor. Ancak bütün bu ahval ve şerait içinde dahi Türk kadınına düşen, sahip olduğu haklara sahip çıkmak, yanlışların düzeltilmesi için çalışmaktır. Artık çok mu geç? Ben hemcinslerimin gücüne inanmayı seçiyorum. Çünkü kadın değişirse, değil ülke dünya değişir! Hele Atatürk’ün kızları bence her şeyi başarabilir. Karanlık bir süredir yürüdüğümüz sokakta zaten, evimize kadar girmeden önce, aydınlık için, artık hadi!

Not: Bu yazıyı Barış Terkoğlu'nun tutuklandığı gece, kararı beklerken sığındığımız hastane lobisinde tamamladım, hiç unutmayacağım... Yazı yayımlanmadan önce de Barış Pehlivan tutuklandı. Arkalarında bıraktıkları eşlerinin yaşadıkları acı ise bambaşka bir yazı konusu olur ama bu yazıyı dimdik duran o iki güçlü kadına, Özge ve Aysel’e  armağan ediyorum. Hak mücadelemiz onların kocalarına kavuştuğu özgür bir ülke için de sürecek. Barışlar’a özgürlüklerinin bir an önce geri verilmesi dileğiyle...

Yazarın Son Yazıları

Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026
Yapay zekâ nereye bağlanır? - Tayfun İşbilen

Bir yapay zekâ aracına “Bana bir paragraf yaz” dediğimizde ekranda beliren cümleler sanki “bulut” denen o belirsizlikten kendiliğinden süzülüp geliyormuş gibi görünüyor.

Devamını Oku
11.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026
Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü.

Devamını Oku
09.03.2026
Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

Devamını Oku
07.03.2026
İklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

Dünyada son yıllarda insan yaşamını tehdit eden faktörlerden en önemli ikisi olarak iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç (AMD, bakterilerin antibiyotiklere karşı gösterdiği direnç) sayılabilir.

Devamını Oku
06.03.2026
Okulda bıçak, toplumda çöküş - Levent Nayki

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in yaşamını yitirmesi, bir başka öğretmenin ve öğrencinin yaralanması, artık münferit bir “asayiş haberi” olarak geçiştirilemez. Bu olay, eğitim sistemimizin içine sürüklendiği büyük kırılmanın çarpıcı bir göstergesidir.

Devamını Oku
06.03.2026
Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026