AKP ve İsrail
Örsan K. Öymen
Son Köşe Yazıları

AKP ve İsrail

07.10.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

AKP Genel Başkanı ve “Cumhurbaşkanı” Recep Tayyip Erdoğan, İsrail-Filistin anlaşmazlığı konusunda, dinci ve mezhepçi bir dış politika izleyerek, köktendinci “Müslüman Kardeşler” örgütü tarafından kurulan köktendinci terör örgütü Hamas’ı desteklemeye, laiklik ilkesini benimsemiş olan ve Yaser Arafat’ın kurduğu Filistin Kurtuluş Örgütü’ne karşı mesafeli davranmaya devam ediyor. 

AKP ve Erdoğan bu nedenle, köktendinci İran yönetimi ve onun desteklediği Lübnan’daki köktendinci terör örgütü Hizbullah ile aynı cephede konumlanmış durumda. 

Bunların bir sonucu olarak da Erdoğan ve AKP iktidarı, İsrail-Filistin anlaşmazlığında yapıcı ve uzlaştırıcı olmak yerine, İsrail’e meydan okuyarak, Türkiye’nin ulusal çıkarlarını da tehlikeye atmaktadır. 

Erdoğan geçtiğimiz aylarda İsrail’i tehdit ederek, Karabağ’a ve Libya’ya “girdikleri” gibi çatışma bölgesine “girebileceklerini” söylemişti. 

Aynı Erdoğan şimdi, İsrail’in Türkiye’nin topraklarında gözü olduğunu ve İsrail’in saldırganlık konusunda Türkiye’yi hedef aldığını iddia ederek, İsrail-Filistin ve İsrail-İran anlaşmazlığını iç politika malzemesi yapmaya çalışmaktadır. 

Oysa İsrail devleti ve hükümeti bugüne kadar, Türkiye’nin topraklarını işgal etmek, Türkiye’ye savaş açmak, Türkiye’ye saldırmak doğrultusunda hiçbir açıklama yapmış veya bu doğrultuda herhangi bir eylemde bulunmuş değil. Aksine, bölgeye “girmekten” söz eden Erdoğan’ın kendisiydi. 

İsrail’in Türkiye’yi işgal etmesi, jeo-stratejik gerçeklere, uluslararası ilişkilerin doğasına ve Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin tarihine tamamıyla aykırı olan fantastik ve saçma bir iddiadır. 

Erdoğan, Türkiye’deki ekonomik krizi, ekonomik ve sosyal adalet sorununu ve siyasi baskıları örtbas etmek amacıyla savaş çığırtkanlığı yapmakta ve yapay düşman icat etmektedir. 

Başta CHP olmak üzere, muhalefet partilerinin bu tuzağa düşmemeleri gerekmektedir. 

***

İsrail-Filistin anlaşmazlığı konusunda söylenmesi gerekenler açıktır: 

Batı Şeria, Doğu Kudüs, Golan Tepeleri ve Gazze bölgesi, İsrail işgali altındadır. İsrail, işgal ettiği topraklardan çekilmelidir ve Filistin devletini tanımalıdır. 

Filistin’i temsil eden yönetim de, FKÖ ve El-Fetih yönetimidir, Hamas değildir. Onlarca yıldır sivillere karşı şiddet eylemleri uygulayan ve binlerce insanın ölümüne neden olan Hamas, bir terör örgütüdür. 

Bugün Gazze’de Filistinlilere yönelik yaşanan katliamların birinci derece sorumlusu İsrail’deki Binyamin Netanyahu hükümeti olsa da, Hamas’ın 7 Ekim 2023 tarihinde yaklaşık 1200 İsrailli sivil vatandaşı katletmesi, olayların bugünkü durumuna ulaşmasının ana nedenlerinden bir tanesidir. 

Hem Hamas, hem onu destekleyen Hizbullah ve İran yönetimi, hem de Netanyahu hükümeti, yaşananlardan dolayı sorumludur. Sorunun parçası olanlar sorunu çözemezler. İsrail Netanyahu hükümetinden, Filistin de Hamas’tan kurtulmalıdır. 

Filistin’in Hamas’tan kurtulması için, Orta Doğu’nun, Lübnan’daki Hizbullah’tan ve İran’daki köktendinci teokratik yönetimden kurtulması gerekmektedir. 

Yayılmacı ve saldırgan olmadığını iddia eden İran yönetimi yalan söylemektedir. İran onlarca yıldır, Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’de kendisiyle ittifak halinde olan silahlı güçleri doğrudan desteklemektedir, başka ülkelerin iç işlerine doğrudan müdahale etmektedir. 

***

İsrail’de mutlaka açıklığa kavuşturulması gereken bir konu, Hamas’ın 7 Ekim 2023 terör eylemini nasıl gerçekleştirebildiği, istihbarat teknolojisi konusunda dünyanın en gelişmiş olanaklarına sahip olan İsrail devletinin, bu saldırıyı neden önlemediği veya önleyemediğidir. 

Netanyahu hükümeti ve üst düzey bürokratlar hakkında bu konuda geniş çaplı bir soruşturma açılmalı, hukuki süreç başlatılmalı, Netanyahu hükümeti, Gazze’de gerçekleştirdiği katliamlarla birlikte, bu konuda da yargılanmalıdır. 

Bununla birlikte, ABD destekli Suudi Arabistan’ın ve Katar’ın, Hamas’ın 7 Ekim 2023 terör eylemini gerçekleştirmesine yol açan ortamın altyapısını nasıl hazırladıkları da araştırılmalıdır.

Yazarın Son Yazıları

Sosyalizm ve laiklik

Laiklik, dinin devlet, siyaset, hukuk, eğitim işlerine karışmaması ve müdahale etmemesi, devletin de dindar vatandaşın dini inanç ve ibadet özgürlüğünü ve dindar olmayan vatandaşın felsefi görüşünü ve yaşam tarzını güvence altına almasıdır.

Devamını Oku
20.04.2026
Sahte umutlar diyarı

1917 Ekim Devrimi’nin öncüsü ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin kurucusu Vladimir Lenin, emperyalizm kavramını çözümleyen, kapitalizm ile emperyalizm arasındaki ilişkiyi açıklayan ve emperyalizme karşı mücadelenin kuramsal temellerini ortaya atan en önemli düşünürlerden ve yazarlardan birisiydi.

Devamını Oku
18.04.2026
Muhalefetin çıkmaz sokağı

AKP’nin ana muhalefet partisi CHP üzerinde uyguladığı baskılar giderek artarken, CHP eski yöntemle yeni sonuç almaya çalışıyor.

Devamını Oku
13.04.2026
Lübnan

ABD’nin ve İsrail’in İran’a saldırması, İran’ın da Ortadoğu’da kendisine saldırmayan başka ülkelere saldırması ve Hürmüz Boğazı’nı hukuka aykırı biçimde kapatması sonucunda ortaya çıkan savaşta, Lübnan ne yazık ki gölgede kaldı.

Devamını Oku
11.04.2026
Kazanmak, kaybetmek

Düşmana karşı bir savaşı ve mücadeleyi kazanabilmek için, öncelikle düşmanın gücünü ve kapasitesini çok iyi analiz etmek gerekir.

Devamını Oku
06.04.2026
İran’daki buzdağı

19. yüzyılda felsefe, sosyoloji, siyaset bilimi, ekonomi, tarih alanlarında disiplinlerarası çalışmalar yapan Karl Marks, ekonomik temelin üstyapıyı belirlediğini savunmuştu.

Devamını Oku
04.04.2026