Bir çare düşünmek
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Bir çare düşünmek

23.01.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Rainer Maria Rilke’nin ilk basımı MEB Yayınları tarafından 1948 yılında yapılan Malte Laurids Brigge’nin Notları (Can Yayınları) bizim kuşağın şair ve öykücülerinin kült kitabı idi. Dahası, yeni sevgili bulan arkadaşımıza “Malte’yi okuttun mu?” diye sorardık. Kızların sınav köprüsü idi. İşte bu kitabın 10. sayfasının başında şöyle bir cümle vardır: “KORKUYORUM. İnsanın bir korkusu varsa, buna bir çare düşünmesi gerek.” 

Bu cümlede ağırlık “çare” sözcüğü ile “düşünmek” fiilinde. “Çare düşünmek”, her derde deva ebegümeci gibi bir şey: “İnsan açsa buna bir çare düşünmeli”, “memur ya da emekli geçinemiyorsa buna bir çare düşünmeli!” Ama her şeyden önce “Ben neden açım?”, “Maaşım neden az, neden yetmiyor?” diye düşünmeli. Düşünecek! Başka çare yok! 

21 Ekim 2024 günü yayımlanan “Piliç değil Bilinç” adlı yazımda şöyle yazmışım: “Jean-Paul Sartre, nasıl bir burjuva kendini bir işçi gibi hissedemezse, bir işçinin de kendini bir burjuva gibi hissetmemesi gerektiğini söylüyor. Kendini burjuva gibi hisseden işçi, kendini bülbül sanan kargaya benzer. Fransa’da, İngiltere’de bir işçi burjuvaların gittiği kahve ve meyhaneye gitmez; içtiği tütün de farklıdır.” 

İşe burjuvayı karıştırmadan dosdoğru şöyle söyleyebiliriz: İşçi, emeğini satan emekçi, emekçilerin tamamı işverenle pazarlık yapma hakkına sahiptir ama bir işçi tek başına pazarlık yapamaz, işkolunda “sarı” olmayan yani “hain” olmayan bir sendikaya katılmak zorundadır. Ancak bu şekilde işçi olduğunun bilincine varabilir. Ama mevcut işçilerin yüzde 85’i sendikalı değil, yüzde 15’i sendikalı. 

Ancak işçilerin işçi bilincine kavuşmasının önünde iki engel var. Birincisi “Allah deldiği boğazı aç koymaz” türünden bağnaz, din kaynaklı atasözleri: “Allah yarattığı her canlının rızkını türlü olanaklar sağlayarak verir. Yeter ki karnını doyurmak isteyen biraz çaba ve gayret göstersin.” Bu atasözünün işçinin, emekçinin yanında olmadığı, sömürüyü ve işsizliği koruduğu kesin. 

Türkiye nüfusunun yüzde 99.9’u Kuran’ı Arapçadan okuyup anlayamaz. Çiftçinin, emekçi sınıfların, genç nüfusunun yüzde 95’i de kutsal kitabı Türkçesinden okuyup anlamamıştır. Bu nedenle iktidar kitlesi ve din adamları, “dini” ve “din yemi”ni kullanarak nüfusun yüzde 80’den fazlasını gütmektedir. Gütmenin araçlarından biri “rızık” kavramıdır: “İhsan, pay, şükür” anlamına gelir. İkinci araç da “şükür”dür. Bu çok verimli iki kavram hakkında mebzul miktarda ayet ve hadis vardır, ki bunlar emekçi kitlelerini pıstırmak için kullanılır: 

Tipik bir “rızık” ayeti,  l-i İmran suresi, 27. ayet: “Geceyi gündüze bağlayıp-katarsın, gündüzü de geceye bağlayıp-katarsın; diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü de diriden çıkarırsın. Sen, dilediğine hesapsız rızık verirsin.” 

İsrâ Suresi 30. ayet: “Doğrusu Rabbin dilediğine rızkı bol verir, dilediğine de az verir. Şüphesiz O, kullarının durumunu en iyi bilen ve onları hakkıyla görendir.” 

Belki “dilediğine” koşulu olmayan ayetler de vardır ama bu ikisinde var. Neden “dilediği”ne de neden “muhtaç olan”a değil? İslama göre “şükür”: “Verilen nimetin farkına vararak nimeti verene, sözlü, fiili ve kalbi olarak saygı duymak, onu överek ona inanıp boyun eğmektir. ‘Şükür’, verilen nimetin kıymetini bilip nimeti vereni, övmektir.” 

Tanrı “rızık” dağıtımında adil davranmamaktadır. Tanrı, iktidar ve işveren; işçinin ve emekçinin yanında değildir. Şu çok iyi bilinsin ki şükreden, hakkını, emeğinin hakkını asla koruyamaz. 

Gelelim günümüze: Televizyonlara çıkıp 7 bin 500 lira diyeceklerine “7 bin 500 milyon, milyar” diyorlar. Para biriminden habersiz biri hakkını nasıl isteyip koruyacak. 

AKP iktidarından şikâyetçi 26 milyon aktif sigortalı var. Ekim verilerine göre EYT’lilerle birlikte 15.3 milyon emekli, 5.1 milyon memur var. SSK emeklisi 9 milyon, Bağ-Kur emeklisi 2 miyon 750 bin. 

Ben bunları şair kafasıyla bulup yazdım, siz istastikçi hesabıyla doğru sayıları bulun. Ey ağlayıp sızlanan emekliler, ey pazar yerlerinde atık meyve sebze toplayanlar, ey yurtsuz kalan, aç karnını doyuramayan üniversite öğrencileri ve bunların aileleri, ey yoksulluk bataklığında debelenen memurlar ve emekçiler, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde hakkınıza, onurunuza ve oyunuza sahip çıkın!

Yazarın Son Yazıları

Hükümet nedir? (4)

Cumhuriyetler...

Devamını Oku
08.03.2026
Hükümet nedir? (3) Hükümet biçimleri

Platon’un “Devlet” adlı kitabında, hükümetleri beş temel tipe ayırdığı belirtilmektedir. (Dört tanesi mevcut formlar ve biri Platon’un ideal formu olup “yalnızca sözde var olan” bir formdur.)

Devamını Oku
06.03.2026
Hükümet nedir? (2)

Modern hükümetler 17. yüzyılın sonlarından itibaren, cumhuriyetçi hükümet biçimlerinin yaygınlığı arttı.

Devamını Oku
03.03.2026
Hükümet nedir?

Değerli okur(lar), devletin ve biçimlerinin neler olduğunu Vikipedi’den aktararak bilginize sunmuştum.

Devamını Oku
01.03.2026
Devlet nedir? (4)

Liberal felsefeden doğmuştur ve bu nedenle “liberal teori” olarak anılır.

Devamını Oku
27.02.2026
Devlet nedir? (3)

Devlet şekilleri...

Devamını Oku
24.02.2026
Devlet nedir? (2)

Kavramsal tarihi...

Devamını Oku
22.02.2026
Devlet nedir? (1)

Çok yorgunum! Bu nedenle “insan aklı ya da beyni terbiyeciliği” belasından bir süre kurtulmak istiyorum.

Devamını Oku
20.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (2)

AKİT adlı mizah gazetesinin tozunu attırmayı ne yazık ki bugün de sürdüreceğiz...

Devamını Oku
17.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (1)

Akit adlı gazete tam anlamıyla bir mizah gazetesidir.

Devamını Oku
15.02.2026
AKP’nin ortak aklının iflası

Değerli okur!

Devamını Oku
13.02.2026
AKP’nin ortak aklı

Değerli okur(lar) bugün okuyacağınız yazıyı 16 Eylül 2001 günü Hürriyet Pazar’da “AK Parti’nin kollektif aklı” adıyla yayımlamıştım.

Devamını Oku
10.02.2026
‘Rum’ demek ne demek?

On yıl kadar önce Sisam (Samos) Adası’nın Karlovassi kasabasında kutlanan Uluslararası Yannis Ritsos Günleri’nde yaptığım konuşmaya şöyle başlamıştım:

Devamını Oku
08.02.2026
Şeriata karşı çıkmak

Basından öğrendiğime göre, SOL Parti’nin “Şeriata karşıyız” pankartına karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin AKP hükümeti, daha doğrusu R.T. Erdoğan hükümeti nedense soruşturma açmış...

Devamını Oku
06.02.2026
Devletin cebinden...

Çiğdem Toker’in “Yap İşlet Devlet Projeleri’ne DEVLETİN CEBİNDEN Büyük Simbiyoz” (Tekin Yayınları, 2025) adlı kitabı AKP’nin ekonomik uygulamalarını hallaç pamuğu gibi atan bir kitap.

Devamını Oku
03.02.2026
İşçi burjuva olamaz

Jean-Paul Sartre’ın Les Temps Modernes adlı dergisinin ilk sayısında yayımlanan “Sunuş” başlıklı yazısından bir kez daha alıntı yapıyorum.

Devamını Oku
01.02.2026
Duymadık demeyin!...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin TBMM grup toplantısında “MHP iktidar ortağı değil” demiş.

Devamını Oku
30.01.2026
Kendin ettin kendin buldun

Emekliler ekonomik ve siyasal bir toplum kitlesidir.

Devamını Oku
27.01.2026
İktidar kanadında Esra Erol kavgası

19 Ocak 2026 tarihli Sözcü gazetesinin 14. sayfasında yayımlanan bir haber: “İKTİDAR KANADINDA ESRA EROL KAVGASI.

Devamını Oku
25.01.2026
Dondurma isteyen çocuk

Bir okurdan gelen e-postayı okumanıza sunuyorum:

Devamını Oku
23.01.2026
Cumhuriyetin fazilet ve adaleti

DEM Parti demlenmeye ve demletmeye devam ediyor.

Devamını Oku
20.01.2026
İskenderiye Dörtlüsü ve hayatımız...

Lawrence Durrell’in İskenderiye Dörtlüsü’nden (Justine, Balthazar, Mountolive, Clea) ilk kez Yusuf ağabey (Yusuf Atılgan) söz etmişti İzmir’de.

Devamını Oku
18.01.2026
Arkamdan ne derler...

11 Ocak 2026 gün ve 418665 başlıklı yazım “Çünkü ‘Arkamdan ne derler’ kaygısı her zaman en önemli ilkem oldu...” cümlesiyle bitiyordu.

Devamını Oku
16.01.2026
418665

“Dört yüz on sekiz bin altı yüz altmış beş” çocuk işçilik döneminde benim sağlık sigortası numaramdır.

Devamını Oku
13.01.2026
Anadolu 4

12 Aralık 2025 tarihli yazımdan bir alıntı yaparak bugünkü yazıma başlayacağım...

Devamını Oku
11.01.2026
Anadolu (3)

Luvi bölgeleri...

Devamını Oku
09.01.2026
Anadolu 2

Anadolu tarihi: Anadolu’nun tarihi bir anlamda Balkanlar, Kafkasya ve Ön Asya’dan gelen işgal, istila ve fetih dalgalarının tarihidir.

Devamını Oku
06.01.2026
Anadolu

Değerli okurlar geçmişi, şimdiyi ve geleceği anlamak, kavramak için “Şimdi”yi anlayarak değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Devamını Oku
04.01.2026
Gerçek liderlik ne değilmiş?...

2000-2012 yıllarında yazı yazdığım Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmeni Ahmet Hakan Coşkun (AHC), Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’i hiç mi hiç beğenmiyorlarmış.

Devamını Oku
02.01.2026
Digiturk’ten şikâyet!!!

Digiturk’ten şikâyetçi olan benim. Kanalın hem normal hem spor yayınlarına aboneyim. İki abonelik için ayrı ayrı ücret ödemekteyim.

Devamını Oku
30.12.2025
DEM’in zırvaları

Sizler “zırva” sıfat sözcüğünü ağır buluyorsanız başka bir sözcük kurlanıp “DEM Parti’nin kıyakları” ya da “dehası” derseniz karışamam.

Devamını Oku
28.12.2025
Kürtçe anadilde öğretim mi?

Değerli okur(lar) 23 Aralık 2025 günü “DEM’in isterim de isterimleri” adlı yazımı okudunuz.

Devamını Oku
26.12.2025
DEM’in isterim de isterimleri...

Basında yer alan en önemli ortak haber: Öcalan için “özgürlük” talebi; MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan “terörsüz Türkiye” sürecinde DEM Parti de TBMM’deki komisyona raporunu sundu.

Devamını Oku
23.12.2025
Devri sabık yaratmak (2)

Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı genç Özgür Özel’in, Çatalca’daki açık hava konuşmasında, “coşkun kalabalığa seslenirken” rütbeleri sökülerek TSK’den atılan teğmenler hakkında “Teğmenlere rütbelerini takacağız” dediğini televizyonda duyunca şimdi yazdığım gibi “Aferin aslanım” dedim ve alkışladım.

Devamını Oku
21.12.2025
Gunnamak

“Doğurganlık hızı felaket!” Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, Saray’da yapılan Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu’nda, doğurganlık hızının “felaket düzeyine indiğini” söylemiş.

Devamını Oku
19.12.2025
Atatürk’ü örnek verip...

1 Ekim 2025 günkü Sözcü gazetesinin 11. sayfasında şöyle bir haber yayımlandı:

Devamını Oku
16.12.2025
Piliç değil bilinç

İnsanın kendisine sorduğu “Ben kimim” sorusu ve bir sorgulayıcının ona sorduğu “Sen kimsin” sorusu, gerçek anlamda, o kişiye varlığının adresini sormaktan başka bir şey değildir.

Devamını Oku
14.12.2025
MHP’li Semih Yalçın’a cevap

7 Aralık 2025 günü yayımlanan ve MHP’nin siyaset dağarı ile tarzını tasvir ettiğim “Vehim denen şey” başlıklı yazıma partinin genel başkan yardımcısı ve yazıda adı geçen kişinin (Semih Yalçın) tepki göstereceğini kuşkusuz tahmin ediyordum.

Devamını Oku
12.12.2025
Tek parti=Cumhuriyet

Tarih cahilleri ve tarih inkârcıları için bir kez daha okunması için dökümlü bir şekilde ve tekrar yazıyorum:

Devamını Oku
09.12.2025
Vehim denen şey

1. Gerçekte var olmayan fakat var olduğu sanılan, varmış gibi tasarlanan düşünce ve zan.

Devamını Oku
07.12.2025