‘Biz’ hastalığı
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

‘Biz’ hastalığı

17.01.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Sonunda bu da oldu: Saray hükumetinin uğradığı siyasal bozgun Ahmet Hakan (Hürriyet, 11 Ocak 2020) tarafından CHP’ye fatura edildi. Bunun sorumlusu Baykal’ın kullandığı “biz” sözcüğü (zamiri). Yüzlerce kez “biz” zamiriyle, iktidarın sözcükleriyle konuşmayın diye uyarı yazıları yazdım. Libya ile askeri sözleşmeyi Saray yaptı, CHP yapmadı.

Ahmet Hakan, CHP milletvekili Deniz Baykal’ın bilinçsizce yaptığı konuşmaya, haklı olarak, mal bulmuş Mağribi gibi atılmış:

***

Yeniçağ gazetesinden Orhan Uğuroğlu’na konuşmuş Deniz Baykal. Şu iki cümlesinin altını çizdim:

¦ Libya’yla yapılan askeri anlaşmamız çok önemli, emeği geçen herkesi kutluyorum.

¦ BM’nin desteklediğimiz hükümeti meşru görmesi çok önemli.

***

Deniz Baykal’ın kullandığı dile, üsluba, yaklaşıma dikkat!

¦ ‘Anlaşma’ demiyor, ‘anlaşmamız’ diyor.

¦ ‘Desteklediği’ demiyor, ‘desteklediğimiz’ diyor.

Bu dil, bu üslup, bu yaklaşım... Tam da Türkiyeli bir perspektifin dili, üslubu ve yaklaşımıdır.

***

Hiç unutulmasın!

¦ Libya anlaşması, AK Parti’nin anlaşması değil, Türkiye’nin anlaşmasıdır.

¦ Doğu Akdeniz’deki çıkarlar, AK Parti’nin çıkarları değildir, Türkiye’nin çıkarlarıdır.

¦ Hafter denilen bela AK Parti’yi değil, Türkiye’yi tehdit etmektedir.

¦ Libya meşru hükümeti, AK Parti ile değil, Türkiye’yle anlaşmıştır.

CHP lideri Kılıçdaroğlu da. Deniz Baykal’ın bu dilini, benimsese... AK Parti’ye karşı yaptığı muhalefetin etki gücü...

En az bin kat artar.

*

Ama nerdeeeeee?

***

Biz”, “ben”in çoğuludur. Libya ile anlaşmayı, ben, biz, sen ya da siz yapmadı. Saray’da oturan kişi ve Saray hükümeti yaptı. Bu durumda kullanılacak şahıs zamiri “o” ya da “onlar”dır. Ya da ilgilinin unvanını, adını ve soyadını vereceksin. Lamı cimi yok:

¦ Libya anlaşması, Türkiye’nin anlaşması değil, iktidardaki hükümetin anlaşmasıdır. Muhalefet bu anlaşmayı imzalamamıştır, karşıdır. Bunu açıklamıştır.

¦ AKP, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını yanlış savunmaktadır.

¦ Hafter denilen bela AK Parti yüzünden Türkiye’yi tehdit etmektedir.

¦ Meşru olduğu kuşkulu Libya hükümeti, AK Parti hükümeti ile anlaşmıştır.

***

Suç, kuşkusuz muhalefet diliyle konuşmayı hiç bilemeyen ve asla öğrenemeyecek olan Deniz Baykal’a aittir. Deniz Baykal eğer Saray’ı gerçekten destekliyorsa “Hükümetin Libya’yla yaptığı askeri anlaşma çok önemli, emeği geçen herkesi kutluyorum” demeliydi.

Demeliydi çünkü Deniz Baykal bir AKP yetkilisi değildir. Kendini öyle hissetmesi şaşırtıcı olur. Deniz Baykal, CHP’yi kastederek de “biz” diyemez, çünkü CHP adına konuşabilecek herhangi bir yetkiye sahip değildir. CHP’nin parti olarak Deniz Baykal’ın sözlerini paylaşacağını sanmıyorum. Ahmet Hakan, “Ama nerdeeeeee?” diye hayıflanırken benim düşüncemi paylaşmakta ve bana hak vermektedir.

***

Aslına bakarsanız CHP’nin genel başkanı Kılıçdaroğlu da “biz”li eleştiri cümleleri kullanmayı sürdürmekte ve sözlerini işlevsizleşmektedir. Sadece genel başkan değil, parti yöneticileri ve milletvekilleri de aynı tuzağa düşmektedir. Örneğin, bir muhalefet temsilcisi, yapımına karşı olduğu halde, “İstanbul Kanalı’nı inatla savunmamız yanlıştır” diyemez. Doğru cümle şöyle olmak zorundadır: “İstanbul Kanalı’nın inatla savunulması yanlıştır.” Ya da “Cumhurbaşkanı Erdoğan yanlış yoldadır” diyecek. Libya ile anlaşmayı “Siz” yapmadınız, bizzat R.T.Erdoğan yaptı ya da Saray hükümeti... “Biz” de yapmadık.

***

Televizyon yorumcularının, konuşmacılarının neredeyse tamamı da bu “biz” zamiriyle afyonlamış durumda... Geçen gün TELE1’de “Forum Hafta Sonu” yorumcusu Namık Koçak da hükümeti eleştirken durmadan “biz” diyordu. Sanki gençleri işsiz bırakan kendisiymiş ya da TELE1 kanalıymış gibi “Gençlerimizi işsiz bıraktık” diyor; Hükümet gençlerimizi işsiz bıraktı diyemiyor. Ne yazık ki televizyonlardaki tek örnek Namık Koçak değil!...11 Ocak akşamı Halk TV’de Fatih Ertürk’ün Türkiye Nereye? programını 3 saat izledim. Yorumcular (Emekli General Ali Er, Prof. Dr. Ümit Özdağ, Prof. Dr. Sencer İmer) da biz, biz”ci idiler. “Biz” zamiri, fiilin (eylemin) gerçek failini (öznesini) gizler.

Yazarın Son Yazıları

Tek parti=Cumhuriyet

Tarih cahilleri ve tarih inkârcıları için bir kez daha okunması için dökümlü bir şekilde ve tekrar yazıyorum:

Devamını Oku
09.12.2025
Vehim denen şey

1. Gerçekte var olmayan fakat var olduğu sanılan, varmış gibi tasarlanan düşünce ve zan.

Devamını Oku
07.12.2025
Ekümeniklik mavalı

Şu kavanoz kıçlı dünyada her nesnenin, olgu ve olayın bir tanımı vardır.

Devamını Oku
05.12.2025
Kürtçe güçlendirilecekmiş...

Kürtçe güçlendirilecekmiş, hatta kalıcılaştırılacakmış.

Devamını Oku
02.12.2025
30 Kasım 2007

Gelecek yıllarda adını sık sık anmak zorunda kalacağımız Prof. Dr. Engin Arık (14 Ekim 1948) 30 Kasım 2007 günü (nedeni kuşkulu) bir uçak kazasında ekibiyle birlikte aramızdan ayrılmıştı.

Devamını Oku
30.11.2025
3 Kasım 2002’yi hatırlamak!

3 Kasım 2002 günü olanı, olanları aramızdan kaç kişi anımsamakta?

Devamını Oku
28.11.2025
Eski defterler...

Eski defterler son derece önemlidir.

Devamını Oku
25.11.2025
AKP’yi iktidara getiren seçim

1 Kasım 2002 günü “İki gün sonra 3 Kasım 2002” başlığıyla Hürriyet gazetesinin Avrupa baskısında...

Devamını Oku
23.11.2025
Devri sabık yaratmak

Devri sabık yaratmak, Türkiye siyasi tarihinde yeni gelen yönetimin/iktidarın, kendinden önceki dönemi sorgulaması, hesap sorması vb. anlamında kullanılan ifadedir.

Devamını Oku
21.11.2025
Toplu iğne ve nankörlük

Basında yer alan haberlere göre, Cumhuriyetin kuruluşunun 102. yıldönümü münasebetiyle savunma sanayisindeki gelişmeleri anlatan AKP genel başkanı ve Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, “Dünya genelinde satılan her 100 İHA’dan 65’ini biz tedarik ettik, 180 ülkeye ürün ihraç ettik. Sizleri 25 yıl geriye götürmek istiyorum, ülkemizde bir toplu iğne üretebiliyor muyduk” demiş.

Devamını Oku
18.11.2025
‘Entel-dantel Özdemir Bey’in itirazı

“Eşit anayasal vatandaşlık...

Devamını Oku
16.11.2025
Bir veda için adagio*

Değerli okurlar, bir terslik yüzünden 28 Mart 2025 günü yayımlanan bu yazıyı bir kez daha okumak zorunda bıraktığım için lütfen bağışlayın beni.

Devamını Oku
14.11.2025
Karakuşi siyaset

Kuzey Kıbrıs’ta cumhurbaşkanlığı seçimini ana muhalefetin adayı Tufan Erhürman’ın kazanmasının ardından, genel kanıya göre, MHP lideri Devlet Bahçeli önemli bir açıklama yaptı.

Devamını Oku
11.11.2025
İşin aslı

Kürtçülerin, Türkiye’nin demokrasi bağlamında atacağı ilk adımın “ilkokuldan üniversiteye Kürtçe anadilde öğrenim hakkının anayasada yer alması talebinin yerine getirilmesi” olduğunu biliyoruz.

Devamını Oku
09.11.2025
Bir kez daha emriniz olur!

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Devlet Bahçeli’nin “terörsüz Türkiye” süreciyle ilgili olarak düşüncelerini eleştiriyor.

Devamını Oku
07.11.2025
Kurtarıcının adı toryum (3)

CERN’in (European Center for Nuclear Research-Avrupa Parçacık Fiziği Araştırma Merkesi) evrenin oluşumuyla ilgili olarak yapmaya başladığı deney Türkiye’yi birden bilim dünyasının göbeğine getirdi.

Devamını Oku
02.11.2025
Kurtarıcının adı toryum (2)

Özdemir İnce: Uranyum bu kadar belalı bir madde, tehlikeli, radyasyon yayıyor.

Devamını Oku
31.10.2025
Dreyfus A la Turca

Hüseyin Gün 4 Temmuz 2025 günü tutuklandığına göre işlem çok daha önce başlamış olmalı. Demek ki Merdan Yanardağ’ın casusluğu (!) o günden çok daha önce belli olmuş olmalı. Öyle değil mi? Gecikme operasyon icabı mı aceba? Yoksa kerrat cetvelini (çarpım tablosunu) bilmeyen kasap hali mi?

Devamını Oku
28.10.2025
Kurtarıcının adı toryum (1)

21 Ekim 2025 Salı günü yayımlanan “Toryum dedikleri şey” başlıklı yazımla “toryum” adlı ender elementle tanıştınız.

Devamını Oku
26.10.2025
Bir kez daha toryum denen mucize

Gazetelerde, kitaplarımda yayımlanmamış yazı(lar) da var zulada.

Devamını Oku
24.10.2025
Toryum dedikleri şey

Ülkemizde edebiyattan en ince bilimlere kadar tuhaf bir alışkanlık vardır.

Devamını Oku
21.10.2025
Dilini eşek arısı soksun!

Eşek arısının nasıl soktuğunu çok iyi bilirim.

Devamını Oku
19.10.2025
UYANIN

Uyanın, uyanın artık, ey yitik insanlar!

Devamını Oku
17.10.2025
Yerçekimi

Yerçekimi denen şeyi ben bulmadığım için ortak mal Vikipedi’ye başvurarak tanımını bilginize sunuyorum.

Devamını Oku
14.10.2025
Sorumluluk

Biraz önce en küçük kardeşim Bülent telefon etti.

Devamını Oku
12.10.2025
Comandante Che Guevara

Deniz kıyısına oturup da denize girmediğim, içki içtiğim günler.

Devamını Oku
10.10.2025
Sisifos olarak

Okuyacağınız yazı 6 Eylül 2020 günü gazetemizde yayımlanmış.

Devamını Oku
07.10.2025
Gündelik hayat ve kuralları

Uzun süredir, gündelik hayatın türlüsüyle, sağlık işleriyle, bilgisayarımla, internetle, telefon santralcılarıyla, sekreterlerle başım hiç de hoş değil.

Devamını Oku
05.10.2025
Yürrü kerreste müdürü

Mersin’de, çocukluğumda, o zamanlar adı Bozkurt olan caddenin üzerindeki Büyük Çıkmaz Sokak’ta (artık çıkmaz değil) otururduk.

Devamını Oku
03.10.2025
Düşman bile yapmaz

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, doğal zenginlikleri ve tarihi mirasıyla dünya çapında ilgi gören Muğla’nın, rant uğruna tehdit altında olduğunu söyledi.

Devamını Oku
30.09.2025
Müslüman birey yoktur*

Defterlerimden birine yazdığım ancak kaynağını yazmayı ihmal ettiğim alıntı şöyle...

Devamını Oku
28.09.2025
Zırva tevil götürmez (2)

Zırvalıkla ilgili ilk yazıyı 29 Ağustos 2025 günlü Cumhuriyet gazetemizde yayımlamıştım.

Devamını Oku
26.09.2025
RTE ne yapmak istiyor?

Basından bir haber: “Kabine toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’deki sarayında toplandı. Saat 14.30 sıralarında başlayan ve iki saat süren toplantıda, PKK’nin sembolik silah bırakma töreni ve Meclis’te komisyon kurulması çalışmalarıyla devam eden süreç, orman yangınları ve Gazze gibi başlıklar görüşüldü. Toplantının ardından konuşan Erdoğan, CHP’ye seslenerek ‘Siyasette pek çok şeyin kazası olur ama süreci yokuşa sürmenin affı olmaz. Süreç, özellikle ana muhalefet partisi için geçmiş günahlarına kefaret olabilecek bulunmaz bir fırsattır’ dedi.”

Devamını Oku
23.09.2025
Emekliler ve iktidar

Televizyonların emeklilerin hal-i pür melalini tanımlayıp aktarmak için seçtikleri insanların neredeyse tamamı garip bir ruh durumu içinde.

Devamını Oku
21.09.2025
Mahşer günleri

Bu yazıyı yazmaya değerli ve genç yoldaşım Zülâl Kalkandelen’in 3 Eylül 2025 günlü Cumhuriyet’te yayımlanan “Ortadoğu kazanı fokurduyor” başlıklı yazınında yer alan Cengiz Çandar’la yapılan söyleşiden aktardığı şu bölümü okuyunca karar verdim...

Devamını Oku
19.09.2025
Din ve tarafsızlık

Hemen yazalım sonra neyin ne olduğunu açıklayalım: Teokratik yönetimde devlet başkanı genellikle bir dini liderdir.

Devamını Oku
14.09.2025
Rezillik, utanmazlık, alçaklık

31 Ağustos 2025 günlü Cumhuriyet’in birinci sayfasındaki “Zafer coşkusu” manşetin altında yer alan utanç verici haber şöyle...

Devamını Oku
12.09.2025
İmdaat soyguncu vaaarrr!

Google’a “Türkiye’de bilgisayar tamircileri odası var mı?”, “Bilgisayarcılar sendikası var mı?” diye soracaktım.

Devamını Oku
09.09.2025
Tohumu olmayan hiçbir şey olamaz (2)

Türkiye bu kıyametten kurtulabilir mi?

Devamını Oku
07.09.2025
Tohumu olmayan hiçbir şey olamaz (1)

Gazetede yayımlanmayan epeyce eski bir yazıyı, affınıza sığınarak huzurunuza getiriyorum.

Devamını Oku
05.09.2025