Abdullah Baştürk - DİSK - Kemal Türkler- Pekin - Nebioğlu..

21 Aralık 2021 Salı

Türk sendikacılık hareketinin haklar kazanım tarihine damgasını vurmuş simge liderlerinden Abdullah Baştürk’ün aramızdan ayrılışının 30. yılındayız. Hak arama yöntemlerini geliştirebilen, katılımcılığa inanan, eylemci sendikacı.. Önce Türk-İş, sonrasında DİSK çatısı altında Genel-İş Sendikası bir anlamda onun ürünü, yüz binlerin üstüne çıkabilmiş bir yapı..

1961 yılında işçileri kışırtma iddiası ile Balmumcu Kışlası’nda tutuklu kaldıktan sonra beraat ediyor. 1962’nin kasım ayında kuruculuğunda etkin rol oynadığı Genel-İş Başkanlığı’na, 1964 yılında Türk-İş Yönetim Kurulu üyeliğine seçiliyor. Ancak karşı çıktığı partiler üstü politikasına karşı çıkmanın ötesinde, muhalefetin öncü sendikal liderleri arasında dörtler, on ikiler raporları içinde muhalif ses olarak öne çıkıyor.

1966, belediye temizlik işçilerinin Çorum - Ankara çıplak ayaklı yürüyüşünün önderi. 16 Mart 1978’de, faşistlerin İstanbul Üniversitesi önünde yedi öğrenciyi öldürme eylemlerinin üzerine katıldığı, DİSK çatısı altında 20 Mart faşizme ihtar eyleminin, ülke çapında iki saatlik iş bırakma genel grevinin, DİSK Yürütme Kurulu’nun kararıyla Türkiye çapında gerçekleştirilmesinin sorumlu lideri. Ardından 1 Mayıs 1979 ile 1 Mayıs 1980 tutuklulukları geldi.

Aralık 1980’de DİSK’in genel kurulunda DİSK Genel Başkanlığı’na seçilmesinin tanıklıkları çok çarpıcıydı..

Kamuoyuna yapılmış, çelişkili açıklamaların, iç-dış provokasyonlarda kullanılan savların aksine, ülkemizde işçi sınıfımızın topu topu 17 yıllık özgür sendikal haklar kullanımının özgürlüğünde elde ettiği, dünya ölçeğinde bir örneği yaşanmamış çağdaş işçi, sendikal hakları yükselişinin durdurulması, yetmez geriye çekilebilmesinde çok güçlü evrensel emperyal sermaye ile iç odakların işbirliğinde, dev boyutlu provokasyonlar gündemdeydi. Henüz çok fazla karanlık nokta kalmış olsa da işleyişin ana çarklarını sergileyen çok fazla gerçeklik üzerinden belgelendirmeler de emek tarihimizin kayıtlarına kazındı..

***

Aralık genel kurulunun tanıklıklarını bireyselleştirmeden özetlemem gerekirse, ortada ucuz sendikacılık, liderlik savaşlarının yaşanması söz konusu değildi. Sandığa, oy kullanmaya giden delegeler vitrinde değil, içsel, özelinde, Kemal Türkler - Abdullah Baştürk dostluğunun özünü, DİSK’i ayakta tutma, kurtarma çabalarının işbirliğini gözlemleyebiliyorlardı. Kemal Türkler’in pek çok kez, içtenlikle paylaştığı üzere, çok kısacık haklar kullanımlarının parlak süreçleri içinde sendika liderleri ile işçi sınıfının lider tabanlarına yapılabilmiş kısacık süreli eğitimlerle, deneyimlerin, dünya emek tarihinde yaşanmış süreçlere göre çok yetersiz kalmasının altını çizmişti.

Hakların yükselişinin yaşanmasının moral değerleri içinde, işçi sınıfımız ancak önderliği yapılan eylemler ile siyasal, toplumsal duruşlar için gereken refleksi gösterebilecek noktalara ulaşabilmişlerdi. Direnişler, eylemler, 1 Mayıs’lara dönük kitlesel katılımların rüzgârları üzerinden yapılmış, atılmış her hesapsız adımın ödenecek bedelleri kaçınılmazdı..

İşte Abdullah Baştürk’ü özel kılan nitelikleri, bu olumsuz koşullar içindeki bireysel direniş, duruşlar üzerinden seçimleri, ödemeyi göze aldığı bedellerin ağırlığına karşın dayanma gücü olarak özetlenebilir. Düşünün ki Cumhuriyet kazanımlarının üzerine, ülkenin her alanından fışkıran toplumsal birikimin patlaması ile.. 27 Mayıs Anayasası’nın bütünlüğünden çıkan gerçek düşünce özgürlüğünden başlayan, sendikal haklara uzanan, çağdaş özgürlüklerin yasal donanımlarının da katkılarıyla.. Yetmemiş hazır toplumsal birikim, dünyayı şaşırtan bir hızla hakların kullanımlarını kazanımlara dönüştürmüş. Emperyal, sermaye çıkarları ile çelişkilerin ağırlığında frenlemelerin programlanması yaşanmış. 12 Mart yetmemiş, 12 Eylül’e gelinmiş..

Abdullah Baştürk, 12 Eylül’ün tuğla gibi gelen, idamlarını isteyen iddianamesinin içinde, herkeslerin payını aldığı çok ağır işkenceler sonrası suçlamaları çürüten savunmanın lideri olmuş. Yazılımlarından haberdar olmadığı, kimilerinin yurtdışına kaçtıkları süreçler içinde, dersine çalışmış olarak tüm oyunları bozmuş.. Hitler faşizminin deneyiminden geçmiş Alman sendika liderlerinin ağızları açık, hayranlıkla, AB, dünya sendikal örgütlerinin sonuna kadar yanlarında durmalarını sağlayacak desteği kazanmış.. Sayısız evrensel sendikal ödülü hak etmiş bir önder. Işıklar içinde yatacak..


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları