Demokrasiyi baltalayan liderler

07 Kasım 2021 Pazar

Biden hazırlık içinde. 9-10 Aralık’ta ABD’nin düzenleyeceği sanal Demokrasi Zirvesi için çalışmalar sürüyor.

Üç gün önce Amerika merkezli medya kuruluşu Politico’da bu konuda bir haber yayımlandı. Zirveye davet edilen hükümetlerin listesi henüz resmi olarak açıklanmasa da etkinlikle ilgili olarak birtakım belgelerin sızdırıldığı anlaşılıyor. 

Haberde aynen şu cümle yazıyor: “Türkiye ve Macaristan gibi bazı ülkeler davet edilmemiş durumda çünkü liderleri, ülkelerinin demokratik sistemlerini yıllardır baltalıyor.”

Politico’nun yayımladığı davetli ülke listesine baktım. ABD ile birlikte 107 ülke veya hükümete, 2021 Demokrasi Zirvesi’ne katılımcı olmaları için çağrıda bulunulmuş. Avrupa ve Latin Amerika ile birlikte Afrika’nın bazı yoksul ülkeleri de davetliler arasında. Katılan ülkelerin liderlerinin, üçer dakikalık konuşma yapacağı tahmin ediliyor. 

Ben ABD’nin demokrasicilik oyununu yutanlardan biri değilim. Seçimlerin elitler arasında güç paylaşımı şeklinde yapıldığı hiçbir ülkede gerçek anlamda demokrasi olamayacağını biliyorum. Belki ifade özgürlüğünün ve yargı bağımsızlığının bir ölçüde var olduğu ülkeler denilebilir bunlara... 

Türkiye, araya giren dışişleri görevlilerinin, elçilerin çabasıyla zirveye son anda davet edilir mi bilmiyorum ancak bu durum, “Şahsım Devleti”nin yarım yamalak işleyen sistemi nasıl dibe vurdurduğunu bilen kimseyi şaşırtmaz. 

Zaten 25 yıl önce “Demokrasi bir tramvaydır, gittiğimiz yere kadar gider, orada ineriz” diyen Erdoğan’ın o tramvaya bindiğine inanacak kadar kullanışlı aptal da değiliz ama bu vesileyle konuyu biraz irdelemek istiyorum. 

KARAPARA AKLAMA VE TERÖR FİNANSMANINDAN GRİ LİSTEDE YER ALMAK!

Daha geçen ay Uluslararası Mali Eylem Görev Gücü (FATF), Türkiye’yi “karapara aklama” ve “terörizmin finansmanı” ile mücadele konusunda “yeterince çaba göstermeyen” ülkelerin bulunduğu “gri liste”ye aldı. 

FATF Başkanı Marcus Pleyer, bu karar açıklandığında Türkiye ile ilgili olarak şunları söyledi:

“Ciddi sorunlar bulunuyor. Bankacılık, altın ve değerli taş ticareti ve emlak gibi yüksek riskli sektörlerin denetimi bunların içinde. FATF, Türkiye’nin insan hakları örgütlerinin, hükümet destekli olmayan organizasyonlara yönelik kaygılarının da farkında. Türkiye IŞİD ve El Kaide gibi BM’nin terör örgütü olarak tanıdığı gruplara öncelik verip, riskleri de hesaba katarak terörizmin finanse edilmesine karşı yaptırım uyguladığını göstermelidir.” 

Ne ilginç ki iki Türk askerinin yakılma görüntülerini çektirip servis ettiren ve yargılandığı davada tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilen IŞİD’in “medya bakanı” Ömer Yetek’in Türkiye’de ticaretle uğraştığı daha geçen ay ortaya çıktı. İstanbul Ticaret Odası’na kayıtlı üç şirketinin olduğu belirlendi. 

İki askerin yakılma fetvasını veren, 2012’den bu yana yasadışı şekilde Türkiye’ye girip cihatçılar için para transferini sağlayan IŞİD kadısı Suriyeli Jamal Abdul Rahman Alwi ise Gaziantep’te yargılandığı mahkeme tarafından yurtdışına çıkmama tedbiri ile tahliye edildi; daha sonra bu tedbir de kaldırıldı.

Alwi hakkında iki Türk askerinin şehit edilmesine ilişkin Kilis’te bir soruşturma olduğu ancak henüz bir dava açılmadığı İsmail Saymaz’ın yazısı ile gündeme gelince tepkiler yükseldi ve sonunda Alwi tutuklandı.

Bu iki örnek bile bu konudaki laçkalığı göstermeye yeter...

İĞNE, ÇUVALDIZ VE DEĞNEK 

Türkiye’nin, demokrasinin olmazsa olmazlarından ifade özgürlüğü, yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü ve hukuk devleti gibi başlıklarda ise karnesi o kadar utanç verici ki son 19 yılda AKP döneminde olanları anlatmaya kalksam, değil bu köşe, tüm sayfa yetmez. 

İğneyi kendimize batırıyoruz elbette ama çuvaldızı da unutmuyoruz... 

Taliban gibi bir terör örgütü ile işbirliği yapanların düzenlediği Demokrasi Zirvesi’ne, AB’nin terör listesindeki PKK’ye yıllardır destek verenlerin ve FATF’nin gri listesinde yer alan bazı ülkelerin de katıldığını düşünürsek, aslında ABD’nin elinde değnek ile organizasyonunu üstlendiği bu zirvenin de sanal dünyada gerçekleşecek bir demokrasicilik oyunu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. 

ABD’nin elindeki öyle bir değnek ki...

Bir ucunda emperyalizm, diğer ucunda siyasal İslam olan bir değnek!

Ülkenizde laikliği açıkça çiğneyip hukuk devletini ve ekonomiyi çökerttiyseniz, pisliğe bulaşmamanız olanaksız. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları