Köşe Yazısı

A+ A-

Her dönemin sonu, yeni dönemin başlangıcıdır, demokrasi ve gerçekler bekleyebilir!

17 Nisan 2017 Pazartesi

Asla eşit olmayan bir kampanyanın sonucunda, yüzde yüzümüzün hayatını etkileyecek, ülkemizin geleceğini belirleyecek bir referandum yaşadık ve yeni bir dönem başlıyor.
AKP umduğu büyük çoğunluğu bulamadı. MHP desteğine rağmen toplam Evet oyları yüzde 51’in hemen üzerinde. İki partinin toplamı, bir Cumhurbaşkanı seçimi sonucuna ulaşamadı. Burada AKP oylarının yüzde 44’ler ve altına indiği söylenebilir. MHP parçalandı, parti koltuk değneği oldu, her önemli zamanlardaki gibi... Tabii CHP’nin çok önemli itirazları var, tüm şüphelerden arınmış bir sonuç alınmadığı sürece seçimler üzerinde şaibe ve tartışma sürer. YSK çok tartışmalı bir karara imza attı. Sonuçlar Hayır’ın lehine olsaydı, AKP bugün kıyameti koparıyor olacaktı!
Ama zaten böyle bir referandumun kendisi tartışmalı.
Sonuçlar böyle kesinleşirse, rejim değişti: Yetkisi - önemi azaltılan Meclis, Tek Adam’ın altında olacak... Parlamenter sistemden, frensiz, kuvvetler birliğini öngören tek adam sistemine geçiyoruz (zaten frensiz dönemlerdeyiz).
Havuz tv’lerinde silme tek adamcı güruh arasındaki tartışmaya bakın; “Osmanlı’yı Meclis batırdı”. Yani Padişah’ın bazı yetkileri, reform, tanzimat ayaklarıyla kurulan Meclis’e verilmeseydi, Osmanlı batmazdı...
Böyle, akıl fukarası mı desem yoksa ne, bir güruh işbaşında.

Dünyada bir ilk!
Dünyada ilk kez bir referandum ile devlet yapısı değiştirilip yeniden kuruluyor.
Halkın yarısıyla! Oysa devlet hepimizin.. bu değişimi istemeyen ülkenin yarısının reddiyesini sürdürmesi en doğal hakkı.
Yeni bir devlet yapısı ve ülke yönetimi yüzde 50 ile dayatılamaz. En az yüzde 70’lere yakın bir nitelikli çoğunluğun onaylamadığı bir “kuruluş” ayakta duramaz; yeni kuruluş, uzlaşmaya dayanmıyor, oy ile dayatılıyor. Ayrıca asla bir “demokratik seçim” olmadı.
Düşündükleri, 94 yıllık Türkiye Cumhuriyeti dönemini kesip çıkarmak, çünkü o bir “reklam arası”ydı. Bir oy farkı ile! “Biz yeni Osmanlıyız” diyenler, bu “reklam arası”nı tarihimizden atınca Osmanlı ile bütünleştiklerini sanıyor.
Osmanlı’yı batıran, 500-600 yıllık cehalet döneminden sonra, yeniden dirilip ülkenin başına geçtiğini düşünüyor. Adeta batıracakları bir ülke daha bulduklarını sanıyor. Fakat bu işlerin öyle seçildim oldu gibi anlayışlarla süremeyeceğini, tarihe baksalar görecekler, ama bakmasını bilmiyorlar.

Yarın umudu nerede
Düşünün: Acaba Almanya’da, Fransa’da veya herhangi bir Avrupa ülkesinde, frensizdengesiz, her şeyin tek adama verilmesini öngören, Meclis’in ikinci plana düşürüldüğü bir anayasa değişikliği referanduma sunulabilir mi? Hayır.
Bu, ülkemizin cahil, siyasi kültür birikimi sıfır yapısını gösterir.
Şükür ki ülkenin yarısı canlı, diri, yarına bakabiliyor ve umudunu sürekli ayakta tutabiliyor. Cumhuriyetin yarattığı çağdaşlık ayakta! Güzel yarını sahiplenecekler ve ülkeyi düzlüğe çıkartabilecek potansiyele sahip olanlar. Bu yarısını çekip alırsanız ülkeden, geride çoğunlukla bir enkaz kalır.
Anayasa değişimi ile şüphesiz bir hasar aldı ülke. Ama bu yeni bir başlangıçtır aynı zamanda. Siz deyin umuda yeni yolculuğun başlangıcı. Hayat durmadan yeniden doğuşlarla sürer. Varoluş böyle bir şey.

Karizma çizilse bile sürüyor
Seçim sonuçlarına bakalım yeniden: Henüz Reis’in karizma dönemi bitmedi...
İnançların, özellikle gelecek için kişilere umut bağlayan inançların yüksek, belirleyici ve henüz geçerli olduğu zamanlarda, siyasi - anayasal veya diğer gerçeklerin geçerliliği yoktur. Henüz bu aşamada insanların gerçeklerle ilişkisi zayıftır. Kafasında inşa ettiği veya inşa edilen gerçeklikle yaşarlar. Ta ki bu fildişi kule yıkılıncaya kadar.
Demokrasi ve gerçekler bekleyebilir!
Neredeyse 100 yıl geçmiş, ama gelebildiğimiz yer henüz burası. Dahası, 100 yıllık, belki de binlerce yıllık bir oyun bu. Ülke ve toplum geleceğe koşuyor, ama geçmiş kültürün esareti siyasal arenaya egemen. Bu çelişki ile bir ülke yaşayamaz. Bir şekilde çelişki çözülecektir.

Umudu yitirenler kaybeder
Şimdi bu Evet’in ilk etkisi partili yargıda olacak, hemen. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu hemen değişecek. Cumhurbaşkanı 4 kişi atayacak, Adalet Bakanı ve Müsteşarı zaten Kurul üyesi, gerisini de bu Meclis atayacak, şüphesiz ki AKP çoğunluğu belirleyecek. Yani silme ve adeta partili yargı! Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde böyle bir olay düşünülemez. Yargı zaten ellerinde, garantiye alıyorlar.
İki yıl sonra yapılacak Tek Adam seçimiyle, devlet yapısı da silme değişecek.
Ama 2 yıl, Türkiye gibi dinamizmi yüksek, boğuşacağı zorluklar bin bir olan ülke için uzun bir süredir.
Umudu yitiren, yaşam ve varoluş “oyunu”nu da kaybeder.
Ayakta kalanlar ve sürekli arayış içinde olanlar kazanacaktır.