Ajax sürekli kadrosunu yenileyerek genç oyuncularla oynayan bir ekip. Yine 40’lık kaleci Pasveer ve 34’lük Henderson’a rağmen yaş ortalaması 23.5. Bizim 17’lik Mustafa’ya rağmen yaş ortalamamız 25.6. Bu yüzden Gio Hoca iki takım arasındaki hız ve enerji farkını gözetmiş orta sahayı sert tutmaya çalışmış. Onana’yı Musrati’nin yanına koymuş. Ama savunmayı geriye çekmemiş. Ne var ki ileride baskı kuramayınca sık sık kalemize çekiliyoruz. Nitekim 31’e kadar dayanabiliyoruz; Fitz-Jim sağdan soldan yelpaze gibi açılıp gelmelerinin sonucunu alıyor. Fitz-Jim durdurulacak gibi değil. Beşiktaş savunma 4’lüsü ile iki stoper sadece bu sezon birlikteler ve pire gibi hareketli Ajax’lı gençlere yetişmeleri pek mümkün gözükmüyor. Top bize geçtiğinde de yeterli baskıyı kuramayınca ıstırap devam ediyor. 2. yarıya Mustafa’nın yerine Immobile’yi alarak giriyoruz. Fakat 51’de, 55’te, 73’te gelen goller yine Ajax’tan. Biz ceza alanına bile giremiyoruz. Futbolda hızın, dinamizmin ve takım uyumunun önemi bir kez daha kanıtlanıyor. Yani uçaktan yarı emekli ünlü futbolcu indirmekle olmuyor.
Yazarın Son Yazıları
Zaten artık kadroya onu aldın bunu almadın zamanı hiç değil. Tam destek hep destek zamanı. Şans dileme zamanı. Ev sahibi ABD ile aynı gruba düşerek şimdiden şanslıyız aslında. Ama asıl zorluk da yine bu gruptan çıkabilmekte. Hele grup birincisi olarak çıkarsak yolumuz çeyrek finale kadar gidebilir. Hatta gönlüm daha da sonrasına kadar uzanıyor ama orası bende kalsın. Artık şu saatten sonra bizim buralardan yapabileceğimiz tek şey de taa oralara şans sinyalleri göndermek, iyi dileklerde bulunmak olur. Her şey umarım istediğimiz gibi olur...
Şu geçtiğimiz günlerde Türkiye “mutlak butlan” kararıyla öylesine dalgalandı ki adeta başka bir şeyin önemi kalmadı ülkede. Ama yaklaşan Dünya Kupası da vardı.
Beşiktaş’ta hoca arayışı sürüyor.
Sergen Yalçın “Taraftar isterse giderim” dedi; taraftar istedi ve o da gitti.
Herhâlde yılın esprisi buydu; TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun “Avrupa’nın en az hata yapan hakemleri bizde” açıklaması…
Zaman kelimesini dillerinden düşürmeyenler sürekli “Zamana ihtiyacımız var” diyenler nedense zamanı en çok heba edenler.
Beşiktaş topa ve oyuna hâkim.
Malumunuz; Dolmabahçe’de Beşiktaş’ın Karagümrük maçının ardından “taraftar olduğunu sanan bir grup” takımı ıslıklayarak soyunma odasına yolladı.
Yeni bir Galatasaray-Fenerbahçe derbisine yaklaşıyoruz.
Burak Yılmaz’ın hakem yönetimlerine ilişkin, Futbol Federasyonu ve Merkez Hakem Kurulu sorumlularına ilişkin açıklamalarına şaşırdınız mı?
Sevgili Lucescu’yu kaybettik. Çok üzgünüm. Ama böylesine değer görerek, böylesine sevilerek aramızdan ayrılması hep tek tesellim olacak.
Bir hakem nasıl olur da ta orta sahadan bir penaltıya hükmedebilir.
Oyun müthiş bir mücadele ile başlıyor
Tam 24 yıl bekledikten sonra Dünya Kupası’na katılıyoruz.
Şimdi gözler Milli Takım’ın bu akşam Romanya ile oynayacağı kritik maçta.
Galatasaray derbisinde doğan şüpheler ve yanlış hakem kararlarına doyurucu bir cevap gelmedi hâlâ.
Anımsayın neyin sözünü vererek TFF’nin başına geçmişti İbrahim Hacıosmanoğlu, “Şeffaf ve adil bir yönetim”.
Beşiktaş’ın yeni oyuncuları derbinin ağırlığı altında ezilmiş gibi başlıyorlar oyuna.
Bir sürü masrafa girildi ama bu yeni transferler yeteneklerinin ötesinde takımı sahiplenişleriyle de beğeni topluyor. Sonuçta Beşiktaş artık taraftarına ümit veriyor. Ve Beşiktaş uzun bir aranın ardından eski “büyük takım” kimliğine kavuşuyor.
Bu kadar yeni oyuncu olunca Beşiktaş için her 90 dakika artık bir test maçı gibi.
Sürekli tekrarlayıp duruyorum; bir takımın başarısı için olmazsa olmaz şeyler istikrar ve uyum.
Kendimi sürekli tekrarlıyorum; başarı için en önemli şeyin istikrar olduğu konusunda.
Tamam sürekli yeni transferle takımda istikrar yakalamak zor. Tamam Beşiktaş’ın Alanya maçındaki yeni transferleri -Oh hariç- ilk kez takıma katıldıklarından oraya buraya gereksiz koşarak alanlarını boş bıraktılar. Ve Alanya’nın kolay goller bulması da bu yüzdendi. Tamam Sergen Yalçın’ın takıntıları var. Tamam takımın hiçbir oturmuş oyun planı yok; kanatlar bomboş, orta alan bomboş.
Anlaşılıyor ki Beşiktaş’ta planlı programlı hiçbir hareket yok.
Beşiktaş’taki transfer sorumlularının doğru dürüst birini alamayacakları belli oldu.
Beşiktaş kalanlarla zorunluluktan bir 11 kurmuş.
Beşiktaş’tan giden gidene.
Maçın en kötü başlayanı uydurduğu faul düdükleriyle orta hakemdi.
Medyamızın, taraftarların, menajerlerin ve aracıların en sevdiği dönemdeyiz; ara transfer dönemi.
Yeni bir yıla daha girdik ama sorunlarımızı da birlikte getirerek.
Cerny, Abraham ve Orkun’un bireysel becerilerine kalmış her şey. Oyun içinde dalgalanmalar, skorlarda dalgalanmalar hep bu yüzden. “Bireysel hata” gibi ucuz mazeretlerden değil.
Her iki takımda da büyük eksikler var.
Sakat, cezalı ve milli takımlara gidenler nedeniyle Beşiktaş’ta Demir Ege, Kartal ve Taylan ilk on birde.
Yine değişen bir şey yok; ne maç yönetimlerinde, ne hakem atamalarında ne de kulüp yöneticilerinin tavırlarında.
Böyle skor korunamaz, korunamıyor da zaten. Skor eşitleniyor: 3-3. Uzatmalarda Beşiktaş’ı Allah koruyor. Sonuçta ben de skoru belirleyen VAR ile ilgili Trabzonlu TFF Başkanı’ndan bir açıklama bekliyorum.
TFF Başkanı Hacıosmanoğlu yaptığı açıklamalarla bize ne demek istedi?
Beşiktaş’ın ilk on birinde 6-7 oyuncu belli artık. Ama ben mesela Milli Takım kalecisi Mert’in, Sergen Yalçın’la birlikte neden itibar kaybına uğradığını anlamıyorum.
Pazartesi akşamı ne izledik biz?
Baştan söyleyeyim.
Baksanıza adalete olan inancımızın her gün daha da azaldığı şu kirlenmiş futbol ortamını birileri bahis üzerinden temizleme kararı almış.