Olaylar Ve Görüşler

Türkiye çağdışı Tanzimat deneyimi yaşıyor

05 Aralık 2018 Çarşamba

Türkiye Cumhuriyeti, yüksek gerilimli siyasal çekişme sürecinde, 2019 Mart ayında yapılacak genel seçimlere hazırlanıyor. Ülkenin yaşadığı ve yaşayacağı ekonomik krizler, hangi parti veya ittifak kazanırsa kazansın, bölünmüş bir ülkenin kolay yönetilemeyeceğini gösteriyor.

Konuya, Tanzimat Fermanı’nın okunduğu 1839 yılından önceki bazı tarihi gelişmelerle başlamak, Tanzimat olayını doğru yorumlamaya yardımcı olabilir.
1774: Osmanlı Devleti, Rusya savaşlarını izleyen bir dizi Barış antlaşmasında Ukrayna ile Kırım’ı kaybetmiş; yönetimi altındaki Hıristiyan milletlerin himayesini Rusya’ya bırakmayı kabul etmişti. Bu durumu Osmanlı Devleti’nin dağılacağı gibi yorumlayan Britanya, Osmanlı mirasına sahip olmak amacıyla, bir “Doğu Sorunu” politikası izlemeye başlar. (Andersen, M.S. Eastern Question 1774-1923).
1789: Fransız Devrimi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ ndeki herkesin kanun önünde eşitliği ilkesine dayanarak Kral ailesini giyotine gönderir. Avrupa Kıtası güvenlik kaygısına düşer. Sıra hangi ülkededir?
1807: Yeniçeri Ocağı’nı ıslah girişimi Sultan 3. Selim’in hayatına mal olur ,
1812: Sultan 2. Mahmut, Osmanlı Ayanı ile imzaladığı Senedi İttifak ile Devleti Yeniçeri Ocağı’na karşı korumaya çalışır. 1826: Uzun ve kapsamlı bir hazırlıktan sora Sultan, Yeniçeri Ocağı’nı söndürür (Vak’a-i Hayriye); Tıbbiye ve Harbiye’yi kurar ama Osmanlı’nın, Mısır Hıdivi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın güçlü ordusu karşısındaki yenilgilerini durduramaz. Nizamı Cedid zaman alacaktır.
1839: Sultan Abdülmecit’in, Son Nizip felaketini yaşayan, Hariciye Nazırı Koca Mustafa Reşit Paşa, Gülhane Parkı’nda okuduğu Tanzimat Fermanı ile, devlet katındaki düzenlemeleri başlatır.

Tanzimat Fermanı
Gülhane Parkı’nda okunan ilk metin, Osmanlı ferman geleneğinde, noktasız virgülsüz iki cümle halinde yazıldığı ve okunduğu için günümüzün belge dilinde okunup izlenmesi ve anlaşılması zordur. Metni inceleyenler, fermanın amaçlarını maddeleştirmek gereğini duymuşlardır.
• Müslüman, Hıristiyan ve Musevi halkın (milletlerin) can ve mal güvenliği ile huzurunu sağlamak;
• Kanun önünde herkesin eşitliği ilkesini uygulamak,
• Yargılamasız infaz uygulasana son vermek,
• Vergileri, yurttaşın geliri düzeyine göre toplamak,
• Askere alma ve terhis işlemlerini düzenlemek.
• Ömür boyu askerlik görevini, 5 yılla sınırlamak,
• Yakın gelecekte Batı hukuku düzenine geçmek.
Tanzimatın devlet katındaki yerini ve ciddiyetini yansıtmak amacıyla, Sultan Abdülmecit’in, okuyup imzaladığı fermana uymaya yemin ettiği açıklanmıştır.
Sultan, 1843 yılında incelediği uygulamaları yeterli bulmamış ve 1950 sonrasında bir İslahat Fermanı da uygulanmıştır.
• Maarifi Umumiye Nizamnamesi 1869, ilköğretimden yüksek ve mesleki öğretime uzanan, geniş kapsamlı ve ayrıntlı bir Tanzimat belgesidir; kaynak yetmezliği nedeniyle, birkaç Sultani lise dışında uygulanamamıştır. (S. C. Antel 1940).
• Mithat Paşa’nın Kanuni Esasi (Anayasa) tasarısı kabul edilmiş; ama Sultan Abdülhamit, 1878 Osmanlı-Rus Savaşı gerekçesiyle yasayı askıya almıştır. Mithat Paşa sürgünde öldürülmüştür.
• Borçlarını zamanında ödeyemeyen Osmanlı Devleti, alacaklı ülkelerin baskısıyla Düyunu Umumiye yönetimini kabul etmiş ve kapitalizmin yarı sömürgesi olmuştur. (Çavdar 1970.)
• Yusuf Akçura’nın, 1905’te Mısır’da yayımlanan Üç Tarzı Siyaset eserinde, bir Osmanlı milleti yaratmanın başarılı olmayacağı; Sultan’ın İslam ülkelerinin ortaklığı önerisi desteklenmediği için, dil ve kültür ortaklığına dayalı ‘Bir Türk milleti’ yaratma önerisi başka bir çözüm önerisi kalmadığından gündemde kalmıştır.

İkinci Tanzimat
Çanakkale Kahramanı Mustafa Kemal Paşa’nın, Osmanlı Devleti’nin dağılması üzerine tasarlayıp gerçekleştirdiği Yeni Türkiye Cumhuriyeti, en kapsamlı ve başarılı bir ‘Tanzimat’ uygulaması olmuş, ülkeyi, çatışmalı bir Dünya Savaşı ertesinde erken bir demokrasiye yönlendirmişti. Askeri ve sivil darbelerle sert kesintilere uğrayan demokrasi hareketi, garip bir Tanzimat’ın yol açtığı yapısal sorunlara çözüm aramaktadır.

Üçüncü Tanzimat
• Meşrutiyet, Cumhuriyet ve Demokrasinin çok gerilerde kaldığı bugünlerde Türkiye, çağdışı, garip bir Tanzimat deneyimi yaşıyor.
• Şöyle ki, Saray’dan alınıp TBMM’ye verilmiş olan Devleti Tanzim etme yetkisi, yapılan halkoylamaları ile Ankara’da inşa edilen yeni Başkanlık Sarayı’na iade ediliyor. Gidişat, “zamanın ruhu”na terstir. Yazar Özdemir İnce, bugünkü sorunlarımızı “Cehaletin Rönesansı” olarak tanımlıyor (Cumh. 16 Eylül 2018). Ana muhalefet bu sürecin çağdaş demokrasiye ve hukuk felsefesine aykırı olduğunda ısrarlı; ama, TBMM’de oyçoğunluğuna sahip olan AKP ve RTE ittifakı aldıkları karardan dönmüyor.
• Hedef, cihatçı ve savaşçı bir İslam yerine demokratik ve barışçı bir İslam Devleti değil, karanlık çağlara dönüştür.
• Türkiye Cumhuriyeti, yüksek gerilimli siyasal çekişme sürecinde, 2019 Mart ayında yapılacak genel seçimlere hazırlanıyor. Son yıllarda olağan üstü (OHAL) kararnameleri ile yönetilen ülkede seçimleri kimin kazanacağı belli değildir. Ülkenin yaşadığı ve yaşayacağı ekonomik krizler, hangi parti veya ittifak kazanırsa kazansın, bölünmüş bir ülkenin kolay yönetilemeyeceğini gösteriyor.
• Uğur Dündar ile Yılmaz Özdil’in “Mustafa Kemal Projesi”nin gelişmesini izlemekle yetinmeyelim, umutla destekleyelim.  

Bozkurt Güvenç


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları