Adnan Dinçer

Değişen ne?

18 Haziran 2020 Perşembe

Futbol başladı! Korona vakaları arttı. Bir anda herkes sokak ve toplu yerlerde en azından maskeyle alacağı canının tedbirini “kader” diyerek yorumlayınca hasta sayısı iyileşenlerden fazla oldu. Boş tribünlere konulan “yüz silüeti” yeniliği ve efektlerle naklen yayına başlayan akıl oyunları sonucu telafi mekanizması gerçeğe yaklaşamadı. Doğallığın ve gezegenimizde mutluluğun ne olduğunu “sil baştan!” yeniden öğrenmeye çalışan bir sürece girerken, unuttuğumuz önemli gerçek önlemlere uymamak oldu! Hiç kimse tribünlerin neden boş bırakıldığını ve kulüplerin sahipleri olan taraftarın onlara ait yerlerden ayrı tutulduğunu demek izah edemedi! Birçok alanda kriz, hastalık ve aşısı olmayan bir virüs olurken bir başka krizin de ekonomik olarak bizi yıpratacağı açık açık ortada. Büyük kulüpler de dahil futbolumuz batmıştır! İki yol var! Ya nereye kadar giderse gitsin saklamak ya da açık açık taraftardan yardım istemek! Ahmet Nur Çebi doğruyu seçti! Kızanlar olsa da kulübün elektrik faturalarını dahi ödemede sıkıntı çektiğini söyledi ve “Bırakmam Seni!” kampanyasıyla yola çıktı. Daha önce görevde bulunduğum süreçlerde fedakârlık yapan kişi olarak anılmasam da “Bir kibrit çak!” ve “Feda!” süreçlerini yaşadım! Aslında “bir yanlış bin doğru getirir”; önemli olan çözüm için doğru kararlar almaktır. Türkiye’de geçmişte bunu kanıtlayan tek kulüp Beşiktaş olmuş ve altyapı, “özkaynak” eğitimiyle zirve yapmış hatta futbolumuzun kıpırdamasına neden olmuş kişilerden olarak önemsenmesi gereken bir şansla “kendi futbolcunu kendin üret”, “borcunu kapat ve kazan” uyarısı yaşıyoruz. Hiç kıvırmaya gerek yok. Bu iş öyle etiket ve reklamla değil; eğitim ve eğiten fedakârlığı ve yaratıcılığıyla aşılır.

Açıkçası bu kurtuluş ve belki de futbolumuzun en son kalkınma ve çağdaşlaşma adına son şansıdır. Gelin kullanın! Daha önceleri bu konuda görüştüğümüz Sayın Çebi, doğru teşhisini ısrarla sürdüremedi ve istifa etti! Ama şimdi geminin kaptanı. Doğru bir tanedir! Sıkıntıları ancak cesur kararlarla aşılır!

Futbolumuzdan bir Özkarslı geçti

Talat Özkarslı... Bizim aktif futbol sürecimizin kahramanı! Geçen hafta içinde vefat etti. Nur içinde yatsın. Metin Oktay “rahmetli”, İtalyan Palermo’ya transfer olunca çok takdir ettiğim teknik direktör Gündüz Kılıç, Beşiktaş’tan olaylı ayrılan ve Kasımpaşa’da kilo almış hali ve tecrübesiyle oynayan Baba Recep Adanır’la Gaziantep “şehre küstü” takımından “Koçero” lakaplı oyuncuyu transfer etmiştir.

Sezona zor şartlarda başlayan takım Talat ve Recep’in üstün oyunlarıyla şampiyon olmuş ve 1 yıl sonra geri dönen Metin Oktay’ın katılımıyla forvet oynayan Talat, stoper olarak defansa çekilmiştir. Burada da üstün fizik gücü ve inadıyla başarılı olarak Milli Takım’ın değişmez futbolcusu olmuştur. Geçmiş yıllarda 1. Lig’de gençlerle oluşturduğum ve 3 Brezilyalı tanınmamış genci Barbosa, Vinicius ve halen ülkemizde menajerlik yapan Miranda’yı kadroma alsam da Ahmet Genç ve Abdullah Avcı’yı da transfer etmemde bana çok destek vermiştir! Kentinde sakin ve futboldan kopmadan yaşayan saygın dostum, hafta içinde sessiz sedasız bu dünyadan göç etmiştir. Nur içinde yatsın!

Kavga yerine gerçeklerle uğraşalım

Lige devam ettiğimiz haftanın en çok dikkat çeken yanı, ilk 3 sırayı işgal eden takımların Trabzonspor, Başakşehir ve Sivasspor’un oluşudur. Korona sürecinde Galatasaray, fizik olarak yetersiz görülürken gol pozisyonu azlığı yaşamıştır. Beşiktaş ise çok üstün ve zengin olduğu pozisyonlarda golcü sıkıntısı çekmiştir. Fenerbahçe, daha dengeli ve 10 kişi kaldığı oyunda Emre’yle 2 şutu direkten dönse de maça asılarak son anda galip gelmiştir. Gördüğümüz gerçek ise takımlarımızın futbol olarak sıkıntılı olmalarıdır.

Önerim bu salgın sürecinde kavga yerine gerçeklerle uğraşarak ayrım yapmadan her türlü yanlışı giderecek kararlılıkta futbolun geleceğini sahiplenmektir. İnsanız; hata yaparız. Güzel olan ders almaktır!

Geçmiş olsun Muslera

Son paragrafımı ise Muslera’ya ayırdım. Öncelikle geçmiş olsun. Bu pozisyonda iyi antrenman yapamama ve maç oynamama izleri var. Pozisyon gereği çabukluk ve esnekliğini kaybeden futbolcular, vücutlarını kurtaramamış ve hepimizi üzen hazin son gerçekleşmiştir. Muslera, "dünyanın sayılı kalecilerinden" biridir. Onun sabırla ve sahalara dönüşte acele etmeden bu sıkıntıdan kurtulacağını söylemek isterim. Bu anlamda geçmişte benim de bu durumu aynen yaşayan Antalyasporlu kalecim Ayhan Yakar’ı örnek veriyorum. Zonguldakspor maçında Şenol’la aynı şekilde çarpışarak sakatlanmış ama birlikte sabırla sahalara dönmüştür. Ayrıca yine Rüştü’nün sahalara dönmesinde etkin ve inançlı olduğumuz tavır ve kararlılık, daha sonra onun F.Bahçe, Beşiktaş ve Barcelona’ya uzanan geleceğine ulaşmasını engellememiştir.


Yazarın Son Yazıları

Teknik adamlık 5 Ağustos 2020
Gerçeğin nostaljisi! 31 Temmuz 2020
Büyük tatil! 22 Temmuz 2020
Futbolun Tulumbacıları! 15 Temmuz 2020
Kartal kondu!.. 14 Temmuz 2020
Açık ve net!.. 8 Temmuz 2020
Lung’u aşmak zor 7 Temmuz 2020
Ucuz kahramanlar! 1 Temmuz 2020
Yaptım oldu! 25 Haziran 2020
Kolay sonuç 21 Haziran 2020
Değişen ne? 18 Haziran 2020
Futbol ve iş 10 Haziran 2020
Tarih yine tekrar edecek! 3 Haziran 2020
Futbolda Titanik! 27 Mayıs 2020