Sesini kaybeden masumiyet
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Sesini kaybeden masumiyet

12.09.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

İnsan sesini kaybeder mi? Çığlığı duyulmuyorsa kaybeder.

Neyse ki bu kez konuşuyoruz. Yoksa Narin’in ölümü de sessizliğin dipsiz kuyusunda kaybolup gidecekti. Belki milyonlar “Bulun” diye bağırmasaydı, “Katil kim” diye sormasaydı cansız bedeni suların içinde daha çok bekleyecekti.

Narin için öfkeleniyoruz. Peki Narinler için?

Önümde bir kitap duruyor. Adı: Katilimi Tanıyorum. Yazarı: Gazeteci Sinem Nazlı Demir.

Sinem’in kitabı bir istatistik çalışması değil. Kadınların anlattığı ya da öldülerse tanıkların ağzından hikâyeleri.

“Katilimi Tanıyorum” adı tesadüfen konmamış. Çünkü ensestten tecavüze, yaralamadan katletmeye kadar failler eş, sevgili, baba, ağabey, amca, komşu... Narin örneğinde olduğu gibi kadınların hayatını en çok “tanıdıkları” erkekler karartıyor.

Kitabı hazırlarken Sinem ile konuşmuştuk. Birbirinden farklı profildeki kadınlara ulaşmaya çalışıyordu. Acaba evsiz bir kadın yaşadıklarını anlatır mı diye merak ediyordu.

Okuduktan sonra gördüm. Bir gün çantasını alıp aramaya başlamış:

“Daha az görünen yerlerde kalmayı tercih ettiklerini öğrendim. Taksim Gezi Parkı’nın arka kısmına doğru gitmeye karar verdim. Orada dolaşırken bir bankta battaniyesi ve çantasıyla birlikte oturan Yağmur’u gördüm.”

Yağmur’un dostu yoktu. Aslında konuşmak istiyordu. Ama kime anlatacaktı?

Sinem’in uzattığı sigarayı aldı. Sesi çok kısık çıkıyordu:

“Birçok olayda bağırmak ve çığlık atmak zorunda kalmış. Bu nedenle ses telleri zarar görmüştü.”

Yağmur’un şiddet öyküsü evin içinde başlıyordu:

“Babam hep dövüyordu benle kız kardeşlerimi. İstismara gelecek olursak... İlk seferini hatırlıyorum. Bir keresinde gözümü açtığımda babamı yatağımda gördüm. (...) Kalktı yanımdan sonra. O gece altıma işemiştim. Kız kardeşime de aynısını yaparken görüyordum. Ama bir şey diyemiyordum.”

Babası rezilliğini artırmıştı. “Başkası yaparsa hamile kalırsın”, “Kimseye söyleme”, “El s...ceğine ben s..erim” Yağmur’un duyduğu laflardan bazılarıydı. Cesaretini toplayıp her şeyi annesine anlattı:

‘Kendinizi korumayı bilmiyor musunuz? İyi bir şey olsaydınız babanız size bunu yapmazdı’ demişti. Göz yumdu, fırsat verdi.”

Aslında anne de şiddet mağduruydu:

“Annemi çok döverdi. Kolunu, bacağını kırdığı oldu. Sopayla vuruyordu genelde.”

Yağmur’u istemediği bir adamla çocuk yaşında evlendirmeye zorladılar. Hamile kaldı. Şiddet yüzünden karnındaki çocuğu da düştü.

EVDE NE VARSA BOĞUYORDU

Üç kız kardeş de evden kaçmıştı. Yağmur da kaçtı. Polis bulup ailesine teslim ediyordu. O da yeniden kaçıyordu:

“Sonra bir adamla karşılaştım. Esrar içiyordu. Çalışmıyordu. Onunla birlikte olduk, nikâh yaptık. Hamile kaldım. Esrar bulamayınca beni dövmeye başladı. Kızım doğdu ama bu durum yine de değişmedi. Ondan ayrıldım, Adıyaman’a gittim.”

Artık 23-24 yaşına geldi. Kafe sahibi Abdurrahman ile tanıştı. Birlikte yaşamaya başladılar:

“Evlenmemiştik, hamile kaldım. Aldırmak istedim, aldıramadım. Kürtaj parasını toplayamadım. 200 liram eksik kalmıştı, yapamadım. Şiddet görmeye başladım. Beni boğuyordu hep. Evde ne varsa onlarla boğuyordu beni. Kemerle, örtüyle, yazmayla, bazen de elleriyle. (...) Çocuğum doğdu, çocuğumu da boğmaya çalışıyordu. Dışarı çıkıp eve geldiğimde de soyunmamı isterdi. Vücudumun her yerine bakardı. Bir farklılık var mı, birisiyle bir şey yaşamış mıyım diye. ‘Bizimkisi namus meselesi, anca ölüm bizi ayırır’ diyordu.”

Abdurrahman dışarıda çok kibar bir adamdı. Kimse bunları yaptığına inanmazdı. Ama evde şiddet şiddeti doğuruyordu. Yağmur artık çekiçle dövülüyordu. Bir gün sesleri duyanlar polis çağırdı:

“(Abdurrahman) Kaçtı ve birinin evinde saklandı. ‘Başına hep polis mi dikelim’ dedi polis bana. Duruşma yapıldı. Duruşma günü beni eve kadar takip etmiş. Sokakta önüme çıktı. ‘Ne istiyorsun benden’ diye bağırdım. Kalçamdan bıçakladı. ‘Hafif yaralama’ dediler. Karakoldakiler de hâlâ ‘Evine dön’ diyordu. Bu olaydan sonra beş ay ceza aldı. Şu an firari, aranıyor.”

KADINLAR BAĞIRIYOR ASLINDA

Saldırgan değil ama Yağmur kaçtı. İstanbul’da sokaklarda yaşamaya başladı:

“Havanın aydınlanmasını bekliyorum. Evdeyken de bekliyorum, babam yatağa gelmesin diye.

Çoğu zaman açtı. Yardımla yaşıyordu. Ancak uzanan çoğu zaman yardım eli olmuyordu:

“Birinden simit istedim. ‘Açım’ dedim. Bana su ve yemek aldı. Avukat olduğunu söyledi. Sonra, ‘Birlikte otele geçebiliriz, kahve içip dertleşelim’ dedi. Otel odasında sabaha kadar bana tecavüz etti.”

Yağmur’un vücudunda bıçak izi, jilet izi, kafasına vurulan sürahinin izi var.

“Birisi bana bir şey yaptığında donakalıyorum. Bir şey yapamıyorum. Nefesim kesiliyor” diye savunmasız kalışını anlatıyor.

Erkeklerden nefret ediyor:

“Hayatımda hiç erkek istemiyorum. Oğluma bile sırf erkek olduğu için tahammül edemiyorum.”

Elbette Yağmur çok bağırmış. Kimse, hatta annesi bile dönüp bakmamış. Bu yüzden en çok annesini affetmiyor.

Sonunda sesini yitirmiş:

“Sessiz çığlığım çok ama duyan yok. Geceleri kadınlar bağırıyor aslında.”

Her kadının yaşamında emin olun en az bir tane şiddet izi var. Emin olun Narin’in ölümü de o köydeki ilk şiddet hikâyesi değil. Köy neden susuyor diye kızıyoruz ya. Emin olun o köy, çocuğa ve kadına şiddetin en yakınından geldiği, birbirinin pisliğini bilen tanıkların ise suskunluk duvarları ördüğü koca toplum düzeninin küçük bir parçası.

En acısı da onları koruyan İstanbul Sözleşmesi’nin “er doğan”ların isteğiyle bir gecede kaldırılması. Yetmedi, 6284 sayılı yasanın da aynı sona doğru gitmesi.

Kalem değil, kitap değil, ses kayboluyor. Duyulmayan her çığlıkta bir çocuğun masumiyeti ölüyor.

Yazarın Son Yazıları

Bayramı zehir eden adamlar

Bayram aslında bahane...

Devamını Oku
19.03.2026
Dilovası davası başlıyor: Başkanın olmadığı yargılama

Türkiye, Silivri Cezaevi Kampüsü’ndeki İBB yargılamasını konuşurken bir başka cezaevinde kritik bir dava başlıyor.

Devamını Oku
16.03.2026
İddianamede adları 1087 kez geçiyor, ama sanık değiller!

Tarihte çelişkili görünen içinde kocaman bir gerçeği saklar.

Devamını Oku
12.03.2026
‘Bu nasıl iş’ dedirten dilekçe

Aklı kendinde olanın dünyanın adaleti umurunda olmaz.

Devamını Oku
09.03.2026
Şam’ın Talibanlaşması görünüyor

Yanlış hesap geri dönmek için genelde Bağdat’ı beklemez.

Devamını Oku
05.03.2026
Öcalan’ın statüsü mü Adem’in statüsü mü

Gelgelelim PKK’yi kuran “statülü” Öcalan’ın AKP-MHP destekli mektubu CHP’li belediyede okunurken 25 yıl öncesinden, 19 yaşından terör aranıp bulunarak bugün işten atılan gariban Ademler’in “statüsü”nü hatırlayan olmadı.

Devamını Oku
02.03.2026
Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Devamını Oku
26.02.2026
Okulda 'din' ve 'Erdoğan' sorgusu!

Hürriyet başka türlü düşünmenin ve yaşamanın imkânlı olduğu yerde başlar.

Devamını Oku
23.02.2026
Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025