Dünyayı Değiştiren 8 Saniye 3

Dünyayı Değiştiren 8 Saniye 3

25.11.2013 01:32
Güncellenme:
Takip Et:

Yakılan notlar, rötuşlanan fotoğraflar, tehditler…

? Yüzyılın en önemli cinayetinin otopsisi, yüzyılın en savsaklanan ve tahrifata uğrayan otopsisine dönüşüyor

Kennedy otopsisinin tamamı, başından sonuna dek doktorların kendilerine “sipariş edilen” son rapora ulaşabilmek için oynadıkları bir komediden farksızdı.

Dealey Plaza’da kurşunlar konuştuktan sonra Merriman Smith, dünyaya telsizle suikastı duyuran ilk gazeteci oldu. Vurulduktan beş dakika sonra, Başkan’ın arabası hastaneye vardı. Üç koruma görevlisi, Kellerman, Green ve Lawson, Kennedy’yi zorlukla ameliyathaneye taşıdılar. Dr. Malcolm Perry, Dr. Robert Mc Clelland ve Dr. Charles Carrico 15 dakika panik içinde ellerinden geleni yaptılarsa da yaşam işaretlerini hareketlendirmeyi başaramadılar, son duayı okuması için rahip Oscar Huber’i çağırdılar. Kennedy’nin ölümü saat 13.38’de basın sözcüsü Malcolm Kildulff tarafından kamuoyuna açıklandı. Bu, dünyanın gelmiş geçmiş en hızlı yazılan haberiydi. Cinayetten bir saat sonra Amerika’nın yüzde 95’i olayı duymuştu. Texas kanunlarına göre Dallas’ın sorumlu yasal doktoru Earl Rose otopsi yapmadan, naaş Parkland’i terk edemezdi.
Dallas hâkimi, savcısı ve Kennedy ekibi arasında, bu konuda ciddi bir sertleşme bile yaşandı. Nihayetinde, Kennedy’nin vücudu acil olarak sipariş edilen pahalı bir tabutla, Johnson ve Jackie Kennedy’nin de içinde olduğu AIR FORCE ONE’a apar topar yüklendi. Kennedy’nin naaşıyla birlikte AIR FORCE ONE’a gelen Johnson, Robert Kennedy’nin bir karşı hamlesinden korkuyordu. “Robert uçakta yemin etmemizi istedi” diye bir hikâye uydurup Jackie’yi apar topar yanına çağırttı, yeminini uçakta etti ve kaşla göz arasında başkan oldu! Ancak AIR FORCE ONE Washington’a indiğinde, Robert Kennedy ve diğer Kennedy aile üyeleri ile beraber havaalanında düzenlemek istediği basın toplantısı senaryosu tutmadı. Kennedy’ler derhal Jack’in tabutunu arabaya alarak uzaklaştılar. Johnson, her haliyle zavallılık kokan basın toplantısını tek başına yapmak zorunda kaldı. Amerika, karizmasıyla dünyayı ve tüm halkları büyülemiş bir yıldızın ardından, kimsenin tanımadığı ve sevemeyeceği bir ikincil yaşlı adamın eline kalmıştı...

Otopsi öncesi cesede müdahale
Birçok akıl almaz teori, ortalıkta gezen iddialara tuz biber ekiyor. Bu teorilerden en ilginci, Kennedy’nin naaşının Parkland’den alınıp Bethesda’daki otopsiye götürülmeden önce başka bir yere kaçırılıp yaraların arkadan gelen kurşunlar sonucu oluştuğunu kanıtlamak istercesine, bir müdahaleye maruz kaldığı şeklinde olanı. Dallas’taki ambulansın şoförü Aubrey Rike, vücudun Dallas’tan hareket ederken şık bronz tabut içinde ve çarşaflara sarılı olduğunu söylerken, Bethesda Hastanesi’ndeki laboratuvar teknisyeni Paul O’Con Nor ise kendilerine gelen vücudun sade bir askeri tabutta, fermuarlı ceset torbasında olduğunu vurguluyor. Ama öte yandan, Kennedy’nin en yakın görev arkadaşı Dave Powers, Parkland’den Bethesda’ya kadar tabutun yanından hiç ayrılmadığını vurguluyor ve bu senaryonun doğru olamayacağını söylüyor. Aynı şekilde FBI ajanı Frank O’Neill ve James Sibert, uçağın indiği Andrews Air Force Base’den Bethesda Hastanesi’ne dek ambulansı sürekli takip ettiklerini anlatıyorlar. Tam Kennedy cinayetine uygun gri bir soru işareti daha! Keşke otopsi Dallas’ta yapılsaydı...

Watergate ve suikast ilişkisi
Harrison Edward Livingstone “Yüksek İhanet, 2. Bölüm”
 isimli kitabında, özellikle cinayet sonrasında, otopsi esnası ve sonrasında, hatta daha ileriki yıllarda sürekli olarak izlerin nasıl yok edildiğini en ince detayına kadar kaleme alıyor. Sadece otopsi etrafında dönen oyunlar 400 sayfa tutarken, 600 sayfalık kitap, Kennedy cinayeti ve Watergate arasında da bağlantılar kuruyor. Robert Kennedy ve Martin Luther King cinayetleri de, Nixon’un Demokrat Parti karargâhına espiyon olarak yolladığı adamlarının neden olduğu Watergate skandalı da, bir ucundan JFK cinayetinin esrarengiz bulutlarına takılıyor. Örneğin, JFK cinayeti soruşturma dosyalarında sıkça adı geçen Howard Hunt’un eşi Dorothy Hunt, Nixon’un espiyonlarına ödemeleri yapan “çantalı kadın” rolündeyken, 8 Aralık 1972’de bindiği 553 sayılı uçak düşüyor ve Bayan Hunt ölüyor. 

Şüpheli bir uçak kazası 
Olay hemen örtbas edildi ve Nixon’un adamları olayı soruşturacak kilit noktalara getirildiler. Şüpheli bir kaza olarak tarihe geçen 553 numaralı uçuşta Dorothy Hunt dışında birçok “kritik” isim daha vardı. 
Uçak düştükten sonra FBI uzun süre enkaz çevresine sağlık ekiplerini bile yanaştırmadı ve az yaralıların olay yerinden bir an önce uzaklaşmalarını sağladı. 
CIA Başkanı Richard Helms, Howard Hunt’ın Watergate olayına karışmasına neden olan kişilerden biriydi. Helms, Warren Komisyonu ve CIA arasındaki bağı oluşturuyordu ve şayet biri JFK cinayetinin gerçek yüzünü, sürgündeki anti-Castrocu Kübalıların suç birliğini, CIA’nin Castro aleyhine olan suikast denemelerini gizleme gücüne sahipse, HSCA’ye (House Select Committee on Assassination - Temsilciler Meclisi’nin 1976-78 Araştırma Komitesi) göre bu Helms’den başkası olamazdı.

Dünyanın en baştan savma otopsisi
O gece Bethesda Askeri Hastanesi’ndeki otopside inanılmaz hatalar yapıldı. Dünyanın en önemli cinayetinin otopsisi, tarihe belki de “dünyanın en baştan savma otopsisi” olarak geçecekti! İşlemi yürüten şef Dr. James Humes, daha önce ateşli silah yaralarıyla ilgili bir otopside bulunmamıştı. Kennedy’nin doktoru Burkley, Humes’a, kurşunların vücutta açtığı izleri araştırmamasını söyledi. Kennedy’nin kanıyla lekelenen Dr. Humes’un el yazısı raporu yırttırıldı. Otopsiye katılan doktorlar tehdit edilerek, işlem hakkında açıklama yapmaları yasaklandı. Otopsi anında yapılan kalitesiz çekimdeki fotoğrafların müdahalelere uğradığı ortaya çıktı. Otopsiye katılan doktorların, yaraları sözlü ve yazılı olarak tarifleriyle “otopsi fotoğrafı” diye etrafta gezen görüntüler, birbirleriyle büyük çelişki içindeler... 

Kafatası parçaları kayıp 
Kanıt olarak saklanması gereken Başkan’ın kafatasının parçaları bugün “Milli Arşivler”de yer alacağına, “kayıplar” listesinde yer alıyor! Başkan’ın sağ arkası patlamış kafatasından fışkıran beyin parçaları otopsi esnasında çıkartılmış ve kurşunların giriş yönü hakkında araştırma yapma niyetiyle paslanmaz çelikten bir kutuya konmuştu. Bu araştırma yapıldı; sonuçlar gürültü çıkartmasın diye mi “Başkan’ın beyni çalındı” lafı ile olay örtbas edildi, yoksa gerçekten mi çalındı, bilemiyoruz. Başkan’ın gırtlağındaki yara, ilk müdahaleyi yapan doktorlara bir “giriş” olarak görünmüştü. Daha sonra ciğerlere doğru bir teneffüs yolu açmak için bu yara üstüne “traketomi” gerçekleştirilecekti. 
Kennedy’nin gömlek ve ceketindeki delikler, Başkan’ı sırtından vuran kurşunun boynun 15 cm kadar altından girdiğini göstereceklerdi bize sonradan. Dolayısıyla bu yaranın gırtlaktakiyle bir ilgisi olamazdı. Bunun aynı kurşunun giriş ve çıkış noktaları olduğunu kabul etmek, Kennedy’e yolda yer seviyesinden ateş edildiği anlamını çıkaracaktı. 
Sipariş rapor 
Doktorlar, sırttan giren kurşunun gırtlaktan çıkmasına Başkan’a yapılan kalp masajının neden olabileceğini savunuyorlardı! Açıkçası, onlar için oldukça aşağılayıcı bir süreç yaşanıyordu. Kennedy otopsisinin tamamı, başından sonuna dek doktorların kendilerine “sipariş edilen” son rapora ulaşabilmek için oynadıkları bir komediden farksızdı. Belki Dr. Finck’in, JFK’in kıyafetlerinin kontrol edilmesi talebinin reddedilmesinin de sebebi buydu. Olayın dönüp dolaşıp geldiği nokta, Kennedy’ye “önden ateş edilmediği” savını kanıtlayacak sonuçlar çıkarmaktı. Çünkü “sipariş” buydu! FBI kıyafetlere el koymuş ve onları ortadan yok etmişti. Aynen derhal temizlenmeye yollanan limuzin gibi! Vali Connally de Kennedy’i vuran kurşundan farklı bir kurşunla ve kesinlikle ondan daha sonra vurulduğunu bütün ifadelerinde ve röportajlarında savundu.

Fizik karşıtı açıklama
“Yalnız üç el ateş edildi ve Oswald tek başına hareket etti” mantığını kanıtlamaya çalışanlar, bu iki yaranın aynı kurşundan oluştuğunu kanıtlamak için fizik karşıtı açıklamalara girişecek ve bunun aksi her şeyi yok etmeye çalışacaklardı. Örneğin, otopsi esnasında orada olan FBI ajanları Frank O’Neill ve James Sibert, işlem sırasında bir kurşun bulunduğunu açıklamışlar ve bu Amiral Calvin Galloway tarafından da onaylanmıştı. Bu kurşun hiçbir resmi soruşturmada görülmedi ve gündeme gelmedi. Başkan’ın kafatasının sağ arka bölümünü ve beynini parçalayarak çıkan kurşun, birçok şahide ve doktora göre, önden girmiş, arkadan çıkmıştı. Böyle bir yarada giriş izi, daima çıkış izinden çok daha küçük olurdu. Dr. Robert McClelland çıkış yarasının desenini de bu teoriyi tamamen doğrulayıcı olarak çizmişti. O gece hastanede fotoğrafları çeken teknisyen Floyd Riebe, daha sonra gördüğü fotoğrafların öncekilerle ilgisi olmadığını söyledi.

Yazarın Son Yazıları

Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026
İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!

Devamını Oku
01.01.2026
Kılıçdaroğlu ve sosyal medya kampanyaları!

Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.

Devamını Oku
25.12.2025
Twitter’ın utanmaz zorbaları ve Manifest!

Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?

Devamını Oku
18.12.2025
Hangi hatalar zinciri bu uçurumu hazırladı?

İnsanlarımız şaşkın.

Devamını Oku
11.12.2025
CHP kurultayı: Kazananlar ve kaybedenler

1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.

Devamını Oku
04.12.2025
CHP kurultayı demokrasiyi aydınlatacak!

CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.

Devamını Oku
27.11.2025
Mustafa Kemal’i hazmedemeyen solcular!

İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.

Devamını Oku
20.11.2025
İddianame ve kritik yönlendirme

Pek de sürpriz olmadı.

Devamını Oku
13.11.2025
Sahte dünyalar kuşatması

Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyet, iki kahraman ve yarınlar

Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
CHP davasına dikkat!

Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.

Devamını Oku
23.10.2025
Yok olan Nobeller ve edepler

Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.

Devamını Oku
16.10.2025
Özel-Bahçeli düellosu, cevapsız sorular

Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.

Devamını Oku
09.10.2025
‘Bombalı Nobel’ ve barış!

Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...

Devamını Oku
02.10.2025
Fenerbahçe, Türkiye ve demokrasi dersi!

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.

Devamını Oku
25.09.2025
Misyonlarını tamamlayamayan kayyumlar!

Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasimizin açık yarası ve vazgeçilmez ikazlar

Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.

Devamını Oku
11.09.2025
Kayyuma karşı halk, partisiyle direniyor!

Bunu da gördük.

Devamını Oku
04.09.2025
Anne Frank bana Gazze hakkında mektup yollamış…

Dün aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.

Devamını Oku
28.08.2025
Cerahatin içinde yüzüyoruz...

Haftada bir köşe yazısı kaleme alarak gündemi yakalamak için, şapkadan üç değil, beş tavşan çıkarmanız lazım!

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet İşleri Başkanı’na açık mektup

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş...

Devamını Oku
14.08.2025
Komisyon başladı: Ufukta neler olabilir?

Cumhuriyet Halk Partisi, tabanından ve partinin ileri gelenlerinden yapılan bütün uyarılara rağmen komisyona katıldı.

Devamını Oku
07.08.2025
CHP komisyona katılmamalıdır, tersine...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK’sının bu ikazları dikkatle değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir "Altan Bey" geçti bu topraklardan

Yıl 1955, genç gazeteci Altan Öymen ve iki polis Ankara kışının ortasında…

Devamını Oku
24.07.2025
15 Temmuz’dan terörsüz Türkiye’ye...

Gündem aşırı yoğun. Ekrem İmamoğlu’na açılan en akıl almaz davalardan biri dün karara bağlandı.

Devamını Oku
17.07.2025
Satranç oynarken şahınızı veremezsiniz!

Gündem belli: AKP’nin “muhalefetsiz demokrasi modeli” için yaptığı çalışmalar...

Devamını Oku
10.07.2025
Sivas'tan bugüne... Karanlıklar ve tehditler devam ederken

Dün, 2 Temmuz’du… 32 yıl önce yobazların 35 aydınımızı yakarak katletmesinin yıldönümü...

Devamını Oku
03.07.2025
‘Mutlak butlan’a karşı CHP kararlılığı!

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu sayesinde CHP’nin birinci parti konumuna yükseldiğini gören AKP, ne yapıp edip bu iki lideri durdurmak için her şeyi yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

Devamını Oku
26.06.2025
Cahil ve faşist liderlerin savaşı

Aslında bu köşe yazısını kaleme almanın hiçbir anlamının olmayacağı 36 saatlik süreç yaşıyoruz...

Devamını Oku
19.06.2025
Özgür Özel’in samimi gözyaşları

Her ölüm dayanılmaz bir acıdır. Şayet o ölüm, kalp krizi, trafik kazası, elektrik çarpması, cinayet veya intiharla gelmiş ise insan nefes alamaz hale gelir.

Devamını Oku
12.06.2025
Hiçbir şey, göründüğü gibi değildir

Yaşam akıp giderken, siyasi olaylara karşı yorumlar -tahminlerim bazen çok emin görünseler de- altüst olabiliyor.

Devamını Oku
05.06.2025
Çağdaş Türkiye mutlulukları ve üzüntüleri

Hayat, iyi ve kötü olaylar arasında oluşan düğümler şeklinde akan öznel bir film gibi. Seviniyoruz, üzülüyoruz, kahroluyoruz, âşık oluyoruz, şaşırıyoruz, kâh siyasetçilere kâh en yakınlarımıza kâh tuttuğumuz takıma kızıyoruz.

Devamını Oku
29.05.2025
Hayatınızda kaç tıkanıklık var?

Bazen içiniz tıkanır ya, nefes alamaz gibi olursunuz. Uyumak istersiniz ama uyuyamazsınız. İçiniz isyanlardadır, konuşacak kimseniz yoktur. Bütün bunları yaşarken bir de kapana kısılmış fare gibi trafikte kalmışsınızdır mesela!

Devamını Oku
22.05.2025
Yoksa bu bir savaş bildirisi mi?

Hayatı terör yüzünden kararmış aileler için acaba 12 Mayıs 2025 itibarıyla acılar son bulacak mı, yoksa bu tarih iç ve dış siyasetimizi daha da büyük kargaşaya taşıyacak kritik bir eşik mi olacak?

Devamını Oku
15.05.2025
Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Devamını Oku
08.05.2025
Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Devamını Oku
01.05.2025
Subianto-Nutuk-Abdullah amcamız!

Subianto-Nutuk-Abdullah amcamız!

Devamını Oku
24.04.2025
Erdoğan’ın, yenilmez bir İmamoğlu’na katkıları

Erdoğan’ın, yenilmez bir İmamoğlu’na katkıları

Devamını Oku
17.04.2025
‘Parti devleti’ ve öncü muhalefet

‘Parti devleti’ ve öncü muhalefet

Devamını Oku
10.04.2025