Enver Aysever

Kaldığımız yerden devam!

20 Ocak 2020 Pazartesi

Bir yazılık mola ardından oturdum masa başına. Soğuk ameliyathane masasını hayal meyal anımsıyorum ya da uyduruyorum. Malum ameliyata girmeden önce ilaç veriyorlar, hafif sersemliyor insan; gördükleri düş mü, gerçek mi ayırdına varamıyor. Beş saat uyumuşum, odada gözümü açtığımda çevremdekilere nasıl bakıyordum kim bilir? Beklemek güçtür, insan emin ellerde bile olsa, sevdiklerimiz için kaygılanırız. İçeride uyuyan bilmez neler yaşadığını, oysa dışarıda yaşam akmaktadır. Neyse atlattık, kalktık ayağa!

***

Kişi sağlığı yerindeyken hoyrat davranıyor, sanki hastalık yokmuş gibi koşturup duruyor. Oysa yaşam sonsuz değil, sınırlı zamanı iyi kullanmak gerek. Beden yıpranıyor, özen göstermezsek direnci kırılıyor ve hop yatağa düşüveriyor insan. Günlük sıradan işleri bile yapamaz hale gelince neyi yitirdiğini anlamak ahmakça aslında. Biraz düşünmeyi beceren biri için tablo ortada. Eğer sağlık yoksa hiçbir işin, eylemin anlamı yok. Su almak için uzanmak, tuvalete dek yürüyebilmek, kendi başına yemek yiyebilmek bayağı ciddiye alınası işlerdenmiş oysa…

***

Aile, yakın dostlar hemen ya ziyarete geliyor ya da arıyor. Bizim meslekte olduğu gibi, uzaktan sizi seven ailesi sayanlar da var, onların ilgisi de avutucu oluyor elbet. Kendini zorunlu sayanları fark ediyorsun hemen. Elinde kalem var ya, toplum tarafından ekrandan biliniyorsun, görev olsun diye arayan, yasak savanları da fark ediyorsun elbette. Zarar yok, buncasına katlanıyor insan. Bir de “oh kurtulduk” diyenler vardır mutlaka, onlara üzücü haber tabii, hâlâ ayaktayız. Şaka bir yana böyle zamanlarda duygular da karışıyor. Yersiz hassaslığa yüz vermemek lazım.

***

Alışkanlık oldu, avuç dolusu para döküp özel sağlık sigortası yaptırıyoruz. Belki yaşamdaki en büyük harcamamız bu. Böyle günlerde ne denli önemli olduğunu anlıyor insan. Konforlu hastanelerde, özenli koşullarda sağlık hizmeti alıyorsunuz. Sağlığın parasız, kolay ulaşılır olması düşü çok uzakta hâlâ. Hekimlerin, sağlık çalışanlarının koşulları her açıdan güç! Devlette de, özelde de özellikle tanı, teşhis meselesi ayrı dert. Mekânların güzelleşmesi, hekim niteliği açısından veri sayılamaz. Elbette kim kimdir bilirseniz işiniz kolaylaşıyor. Son günlerde hekim saldırılarını, piyasalaşmayı ayrı düşündüm. Bir halk nasıl bu kadar aklını yitirir?

***

Sağlık deyince, “modern gericilik” üstüne gidilmezse giderek daha tehlikeli hale gelecek, iyice netleşti durum. Aşı karşıtlığı, bilim insanı kılıklı soytarılık şaka olmaktan çıktı. Halk sağlığı sorunu olmuş vaziyette. Hakiki hekimler, bilim insanları, kimi belgesiz, derinlikten uzak kitaplardan rahatsız. Hekim olmayan/olup da kötüye kullanan kişilerle yapılan yayınların ne denli tehlikeli olduğu ortadayken, kimsenin bunu umursamaması ayrı rezalet. Gazeteci de hasta olur, hekimin iyisine gereksinim duyar. İzlenmek için bu işlere çanak tutmamak lazım.

***

Doktorum, ameliyat öncesi ve sonrasında uyarılar yaptı. “Sigara içme” dedi mesela, ne yalan söyleyeyim içmiyordum da RTE’nin elli müdahalelerinden sonra bir iki tane tüttürür olmuştum, kurtulmak kolay. İçki mesele değil. Adabıyla içmeye devam. Kaç zamandır unuttuk rakının tadını ayrıca. Ayağa kalkalım, kadehi “sağlığa” kaldıracağız. Bu da kolay! Lakin “Stresten uzak kalacaksın” deyince iş karıştı. Zaten gülerek söyledi. Muhtemelen görev gereği bu! Yahu bu ülkede kim, nasıl stresten uzak kalsın! Hastane odasında nadir açtığımız anda bile televizyonu, ekranda “yeni baba” azarlıyordu milleti!

***

Gamsız olmayı diler miydim, emin değilim. Dalkavuk olarak yaşamanın da pek kolay olduğunu sanmıyorum. Çoluk çocuğun perişan halini görüp, akşam saatlerinde pazarlarda çürük çarık içinden yiyecek ayıklayanları bilirken, nasıl olacak da kendiyle meşgul olup dünyaya kapayacaksın kapını? Her gün gelen onca ileti, telefon, mektupla derdini anlatan insanlara hiç mi sorumluluğumuz yok? Böyle dert sahibi oluyoruz, doğru da, başka türlü yaşamayı bilmiyoruz ki! Diyeceğim, en gücü buydu işte. “Stresten uzak kal” uyarısını dikkate almak, biri dese de öğrensek, nasıl olacak o iş? Anlayacağınız, kaldığımız yerden devam ediyoruz. Biraz yorgun ve kaygılı olarak…

TEŞEKKÜR: Zoru kolaya çeviren Doktor Murat Binbay’a ve ekibine, bizi en iyi şekilde ağırlayan Memorial Bahçelievler yönetimi ve emekçilerine çok teşekkür ederim. Elbet siz okurlara da, eve gelip sizlerden gelen iletileri okuyunca yaşam sevincim arttı.



Yazarın Son Yazıları

Acı hakikat! 17 Ağustos 2020
Üç maymun 13 Ağustos 2020
Erbaş’ın kılıcı! 3 Ağustos 2020
Bana Dostunu Söyle... 30 Temmuz 2020
Tıpış tıpış! 23 Temmuz 2020