Son derece özel koşullarda oynanan bir Trabzon-Beşiktaş maçı. Her şeyden önce Trabzon tribünlerinin bomboş olması çok garip geliyor insana. Beşiktaş’ın hocası Sergen Yalçın, koronavirüs testinin pozitif çıkması nedeniyle yok. Geçmiş olsun, aman dikkat. Ayrıca pandemi, parasızlık, devam eden transfer dönemi filan derken takımlar son derece hazırlıksız yakalanmışlar bu karşılaşmaya. Özellikle Beşiktaş sağ bek ve santrfor sorununu çözememiş. Bu yüzden joker Necip sağ bekte. Ve taraflar son derece temkinli başlıyor karşılaşmaya. Ama yine de oyun daha çok Beşiktaş’ın sahasında geçiyor. Yani Trabzon’un kâğıt üzerinde kuvvetli olduğu atak yönüyle Beşiktaş’ın zayıf olduğu savunması arasında. Fakat öyle heyecan uyandıracak bir pozisyon da yok. İlk 29 dakika böyle tamamlanıyor. Sonra Kartal ilk kaleyi bulan topuyla beklenmedik bir şekilde öne geçiyor. Hem de sürekli eleştiri alan Boyd’un sol çaprazdan harika vuruşuyla. Golün ardından Beşiktaş daha güvenli, Trabzon ise daha güvensiz bir görüntü çiziyor. İki takımın da yeni transferleriyle birlikte uyum sorunu yaşadığı açık. Karşılıklı basit top kayıplarından, akışkan bir oyun çıkaramamalarından belli bu. Son yarım saate girerken Trabzon toparlanıyor ve skoru değiştirme çabasına giriyor. Ne var ki uzun VAR incelemesiyle Beşiktaş’a verilen tartışmalı penaltı ve 2. sarıdan gelen kırmızı kart Trabzon’un bu cılız oyun hevesini de bitiriyor. Beşiktaş ise fazla futbol pırıltısı gösteremediği bu önemli maçta 3 puanın kapısını çok kolay açıyor böylece. Mücadele aslında o dakika bitiyor. Bundan sonra değişen sadece skor. Trabzon’da ise pandemi arasından sonraki düşüş maalesef çöküşe dönmek üzere. Acil çözüm gerek.
Yazarın Son Yazıları
Anımsayın neyin sözünü vererek TFF’nin başına geçmişti İbrahim Hacıosmanoğlu, “Şeffaf ve adil bir yönetim”.
Beşiktaş’ın yeni oyuncuları derbinin ağırlığı altında ezilmiş gibi başlıyorlar oyuna.
Bir sürü masrafa girildi ama bu yeni transferler yeteneklerinin ötesinde takımı sahiplenişleriyle de beğeni topluyor. Sonuçta Beşiktaş artık taraftarına ümit veriyor. Ve Beşiktaş uzun bir aranın ardından eski “büyük takım” kimliğine kavuşuyor.
Bu kadar yeni oyuncu olunca Beşiktaş için her 90 dakika artık bir test maçı gibi.
Sürekli tekrarlayıp duruyorum; bir takımın başarısı için olmazsa olmaz şeyler istikrar ve uyum.
Kendimi sürekli tekrarlıyorum; başarı için en önemli şeyin istikrar olduğu konusunda.
Tamam sürekli yeni transferle takımda istikrar yakalamak zor. Tamam Beşiktaş’ın Alanya maçındaki yeni transferleri -Oh hariç- ilk kez takıma katıldıklarından oraya buraya gereksiz koşarak alanlarını boş bıraktılar. Ve Alanya’nın kolay goller bulması da bu yüzdendi. Tamam Sergen Yalçın’ın takıntıları var. Tamam takımın hiçbir oturmuş oyun planı yok; kanatlar bomboş, orta alan bomboş.
Anlaşılıyor ki Beşiktaş’ta planlı programlı hiçbir hareket yok.
Beşiktaş’taki transfer sorumlularının doğru dürüst birini alamayacakları belli oldu.
Beşiktaş kalanlarla zorunluluktan bir 11 kurmuş.
Beşiktaş’tan giden gidene.
Maçın en kötü başlayanı uydurduğu faul düdükleriyle orta hakemdi.
Medyamızın, taraftarların, menajerlerin ve aracıların en sevdiği dönemdeyiz; ara transfer dönemi.
Yeni bir yıla daha girdik ama sorunlarımızı da birlikte getirerek.
Cerny, Abraham ve Orkun’un bireysel becerilerine kalmış her şey. Oyun içinde dalgalanmalar, skorlarda dalgalanmalar hep bu yüzden. “Bireysel hata” gibi ucuz mazeretlerden değil.
Her iki takımda da büyük eksikler var.
Sakat, cezalı ve milli takımlara gidenler nedeniyle Beşiktaş’ta Demir Ege, Kartal ve Taylan ilk on birde.
Yine değişen bir şey yok; ne maç yönetimlerinde, ne hakem atamalarında ne de kulüp yöneticilerinin tavırlarında.
Böyle skor korunamaz, korunamıyor da zaten. Skor eşitleniyor: 3-3. Uzatmalarda Beşiktaş’ı Allah koruyor. Sonuçta ben de skoru belirleyen VAR ile ilgili Trabzonlu TFF Başkanı’ndan bir açıklama bekliyorum.
TFF Başkanı Hacıosmanoğlu yaptığı açıklamalarla bize ne demek istedi?
Beşiktaş’ın ilk on birinde 6-7 oyuncu belli artık. Ama ben mesela Milli Takım kalecisi Mert’in, Sergen Yalçın’la birlikte neden itibar kaybına uğradığını anlamıyorum.
Pazartesi akşamı ne izledik biz?
Baştan söyleyeyim.
Baksanıza adalete olan inancımızın her gün daha da azaldığı şu kirlenmiş futbol ortamını birileri bahis üzerinden temizleme kararı almış.
Önde presle rakip alanda topu tutabilme, savunmadan güvenli çıkışlar, kanatların iyi çalışması Beşiktaş’ın artılarıydı
Beşiktaş’ın son mali kongresi kulüpte işlerin hangi noktalara vardığının bir göstergesi maalesef.
Beşiktaş baskılı ve enerjik başlıyor ve 2 golle öne geçiyor. Ama VAR’ın işgüzarlığıyla, hakemin sarı kartı kırmızıya dönüyor, Orkun gereksiz hareketi yüzünden atılıyor ve Kartal 10 kişi kalıyor.
Bu ligin şaibeli olduğunu zaten hep biliyorduk.
Maçın hemen başında Toure’nn soldan top sürerek ceza alanına girişi, Cerny’nin yerden topu uzatışı ve Cengiz’in net vuruşuyla Beşiktaş Kasımpaşa karşısında öne geçiyor.
Ne sebeple olursa olsun maç ertelenmesine karşıyım.
Süper Lig’i yayıncı kuruluş mu yönetiyor?
Zafer sarhoşluğu içindeyiz.
Maç yazımda “Fırsat kaçtı” başlığını atmıştım.
Fırsat kaçtı
Galatasaray derbinin favorisiydi. Ama belli ki Liverpool maçının yorgunluğu vardı.
Bitmeyen çilemiz bizim bu; tribünlerin küfürlü sloganlar nedeniyle sürekli ceza yemesi.
MHK’nin görevi iyi hakem yetiştirmek ve o iyi hakemleri adaletli bir şekilde maçlara vermek değil midir?
Garabetler ülkesiyiz; anımsarsanız 2004’te tekrarlanan Çaykur Rize-Fenerbahçe maçı ocak transferleri de kullanılarak oynanmıştı.
Beşiktaş-Başakşehir maçından çıktım koşa koşa eve geldim.
Bakın Erkek Milli Basketbol Takımımızın oyuncusu Kenan Sipahi, Avrupa Şampiyonası’nda yarı finale çıkma başarısı gösterildikten sonra “Biz saha içinde ve saha dışında birlikte zaman harcamaktan çok zevk alıyoruz” diyor.