ADHD yani açılımı Attention Deficit Hyperactivity Disorder Türkçe karşılığı da Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu kısaca DEHB olarak bilinir. Son yıllarda bu terimleri sık sık duyuyorsunuz, sosyal medyada da çok fazla paylaşım var. Son yıllarda teşhisler arttı mı? Evet! Bugün biraz bu konuyu değerlendirmek istedim. Beslenme ile ilişkisi ne?
DEHB konuşulurken beslenme konusu genelde iki uçta ele alınıyor. Bir yanda “şekeri kesin, her şey düzelir” gibi fazla iddialı yaklaşımlar; diğer yanda ise “beslenmenin hiçbir etkisi yok” düşüncesi. Gerçek ise bu iki uçtan da biraz uzakta duruyor.
Beslenme DEHB’ye neden olmaz, tek başına tedavi de etmez. Ama ne yediğimiz, ne zaman yediğimiz ve nasıl bir düzen içinde beslendiğimiz; dikkat süresini, huzursuzluğu, duygusal iniş çıkışları ve günlük işlevselliği belirgin şekilde etkileyebilir. Üstelik bu etki çocuklukta ve yetişkinlikte aynı şekilde karşımıza çıkmaz. Bu yüzden beslenmeyi yaşa göre değerlendirmek çok daha gerçekçi bir yaklaşım sunar.
Bu durum yeme davranışını etkiler mi? Hem de nasıl? Siz bu yazıyı okuyunca bende de mi var acaba diyeceksiniz? Bu belirtilere göre belki de var ama tabi bunun için psikiyatrist sizi görüp çok daha detaylı bir değerlendirme yaparak bunu söyleyebilir.
Örneğin, uzun süre aynı yerde oturamayan birinin yeme davranışı, ağız seslerine, yemek seslerine, etraftaki tüm seslere takılan birinin yemek davranışı, duyusal hassasiyet yaşayan birinin yeme davranışı farklı mıdır? Evet.. yani bu durumum davranışları etkiler. Şimdi biraz beslenmeyi nasıl etkiliyor bunu anlatayım.
ÇOCUKLARDA DEHB VE BESLENME
Çocukluk döneminde temel hedef “kusursuz beslenme” değil; büyümeyi destekleyen, dikkat ve davranış düzenlenmesini kolaylaştıran bir yapı kurmaktır.
Uzun açlık süreleri çocuklarda dikkat dağınıklığını ve huzursuzluğu artırabilir. Özellikle kahvaltı atlandığında, günün geri kalanında hem odaklanma hem de duygusal kontrol zorlaşır. Bu nedenle düzenli öğünler çocuklarda büyük önem taşır. Her çocuğun saati aynı değildir ama kendine özel bir düzeni olmalıdır.
Öğünlerin protein içermesi, kan şekeri dalgalanmalarını azaltarak daha stabil bir dikkat süresine katkı sağlar. Yumurta, yoğurt, peynir, et, balık ve baklagiller bu açıdan değerlidir.
Aşırı işlenmiş, paketli ve yapay renklendirici içeren gıdalar bazı çocuklarda hiperaktivite ve huzursuzluğu artırabilir. Bu durum herkes için geçerli olmasa da, sıklığın azaltılması genellikle olumlu sonuç verir. Buradaki amaç yasaklar koymak değil, dengeyi korumaktır.
Demir, çinko ve omega-3 gibi mikro besin ögeleri çocukluk çağında dikkat ve sinir sistemi fonksiyonları açısından kritik rol oynar. Ancak takviye kararı mutlaka değerlendirme sonrası verilmelidir; eksiklik olmadan yapılan desteklerin faydası sınırlıdır.
Çocuklarda beslenmeyi bir “mücadele alanı”na çevirmemek çok önemli. Rutinler, içerikten bile daha belirleyici olabiliyor. Benzer saatlerde, benzer öğün yapıları; çocuğun hem bedenini hem zihnini güvende hissettiriyor. Ayrıca beslenmeyi bir ödül ya da ceza aracı haline getirmek çoğu zaman ters etki yaratıyor. Eğer çocuğunuzda seçici yeme durumu var ise bu durumda onu zorlamak değil, uzman desteği ile yardımcı olmak çok daha doğru olur.
YETİŞKİNLERDE DEHB VE BESLENME
Yetişkinlikte DEHB’ye çoğu zaman yoğun iş temposu, stres, düzensiz uyku ve duygusal yeme davranışları eşlik eder. Bu da beslenme düzenini daha kırılgan hale getirir.
En sık karşılaşılan sorunlardan biri öğün atlama ve günün sonunda kontrolsüz yeme ataklarıdır. Uzun süre aç kalmak, dikkat performansını düşürürken akşam saatlerinde aşırı yeme eğilimini artırabilir.
Kafein kullanımı yetişkin DEHB’de kişiden kişiye değişen etkiler gösterir. Bazı bireylerde odaklanmayı artırırken, bazılarında çarpıntı, huzursuzluk ve kaygıyı artırabilir. Miktar ve zamanlama bu noktada belirleyicidir. Hiç içmeyen birinde 1 fincan bile çarpıntı yaparken , kahve içmeye alışmış birinde 4-5 fincan rahatsız etmeyebilir. Nasıl hissediyorsunuz kendinizi anlamay açalışın.
Omega-3 yağ asitleri, yetişkinlerde de dikkat, duygu düzenleme ve zihinsel dayanıklılık açısından destekleyici olabilir. Balık, ceviz, keten tohumu gibi kaynakların düzenli tüketimi bu açıdan değerlidir.İlave destekler de iyi fikir.
Yetişkin DEHB’de sık görülen bir diğer konu ise duygusal yemedir. Sıkılma, zihinsel yorgunluk ya da stresle tetiklenen yeme davranışları genellikle “irade eksikliği” olarak yorumlanır; oysa bu durumun nörobiyolojik bir altyapısı vardır. Bazen yemek istemiyor bazen de bazı gıdaları çok fazla yemek istersiniz. Bazen en güzel salatayı yerken bazen günlerce salata görmek bile istemezsiniz. Ama unutmayın, düzen çok önemli.
Yetişkinlerde beslenmeyi “ideal plan” üzerinden değil, sürdürülebilir alışkanlıklar üzerinden konuşmak gerekiyor. Haftanın her günü mükemmel beslenmek yerine, gün içinde en az bir dengeli öğün oluşturmak bile ciddi fark yaratabiliyor. Kendini suçlamak yerine “bugün bedenime ne yardımcı olur?” sorusunu sormak uzun vadede çok daha işe yarıyor.
DİKKAT BESLENMEYE, BESLENMENİZ DİKKATE BAĞLI
DEHB’de beslenme ne çocuklukta ne de yetişkinlikte tek başına bir çözüm değildir. Ancak doğru yaklaşımla ele alındığında, belirtilerin yönetimini kolaylaştıran güçlü bir destek aracıdır.
Beslenmeyi mucize beklentisiyle ya da suçlama diliyle değil; beyni ve günlük yaşamı destekleyen bir yaşam becerisi olarak görmek, hem çocuklar hem yetişkinler için en sağlıklı bakış açısını sunar.
Ve sonuç olarak biliyoruz ki, beslenme şekliniz Dikkat dağınıklığını etkiliyor. Ve bu sorunu yaşıyorsanız beslenme davranışları da etkileniyor. Biraz tavuk yumurta ilişkisi gibi. Ama size tavsiyem; en iyisi bir süre günlük tutmak. Ne iyi geliyor, ne sizi toparlıyor, ne dağıtıyor bunu takip etmek fayda sağlayacaktır.