Bir İstanbul panoraması: Ekmek, zeytin ve Coca-Cola
Işıl Özgentürk
Son Köşe Yazıları

Bir İstanbul panoraması: Ekmek, zeytin ve Coca-Cola

17.04.2022 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Evimin hemen yanında bir türlü bitmeyen metro inşaatı var. Artık çalışanlarla ahbap olduk. Öğle saatlerinde oradan geçerken kurdukları sofraya beni de davet ederler. Sekiz saat boyunca yerin altında ağır işçilik yapan dostlarım, her gün aynı sofrayı kurarlar, koca bir beyaz ekmek, bir avuç zeytin ve Coca-Cola. Çoğu taşeron olan işçilerin ay sonunda asgari ücret alamadıklarını adım gibi biliyorum, alsalar ne olacak, kuş sütü eksik sofralar mı kuracaklar, iyi ki Coca-Cola var. (Reklam gibi olmasın; Coca-Cola koka bitkisinden yapılır, güç veren bir bitkidir ve yükseklerde yetişir. Vaktiyle gittiğim Bolivya’da dinlemiştim, bir ara Vatikan İspanyol işgali altındaki bu topraklarda koka ekimini ve kullanımını yasaklamış, ne olmuş madenlerde çalışan işçilerin verimi düşmüş, onun üstüne Vatikan kendisi koka ticaretine başlamış.) İşte Coca-Cola böyle bir şey, insanı bir süre dinç tutabiliyor. Ve ağır işçi metrocuların en çok tükettiği: Ekmek, zeytin ve Coca-Cola.

Mahallenin kahvesinde de kimselerin yüzü gülmüyor ve sigara içenler hangi tütüncü sarma sigarada bir liralık indirim yapmış bunun peşinde; köpeği ve kedisi olanlar lüks tüketime giren kedi ve köpek mamalarından, sürekli artan veteriner ücretinden yakınıyorlar. Bizim buralarda bir ara bütün kediler obezdi. Gelen besliyor, giden besliyordu, bu ansızın kesildi ve kediler tavuk eti karıştırılmış mamaya alıştıklarından iyice hırçınlaştılar, kedisini üç günlük serum tedavisi bittiği için kucağında getirip kahveye oturan bir kedisever, neredeyse ağlayacak, çünkü bir anda 4 bin lira bulmak zorunda.

Ve tabii mahallenin gediklisi, güzelim dilencisi Nazlı, iki çocukla da gezse eski parayı toplayamıyor. Bir zamanlar Nazlı’ya çocukları için mama alanlar şimdi onu görünce yollarını değiştiriyorlar.

Geçenlerde canım istedi, eskiden apartmanda özellikle belli aylarda aşure dağıtılırdı. Birden bu aşure dağıtımı sona erdi, benim de canım aşure çekti. Pastaneye gidip tahmini bir fiyat düşünüp bir porsiyon aşure aldım, o da ne, fişe baktığımda gerçekten acayip şaşırdım, 45 lira. Hemen satın alamayacağımı söyleyip pastaneden uzaklaştım ama şaşkınlık içindeyim, bir tas aşure 45 lira arkadaş. O şaşkınlıkla kahveye gittim, “Bir tas aşure 45 lira” dedim ve herkes bana garip garip bakıp “Artık böyle” dedi.

Ama şaşırdığım bir şey var, ben 45 liraya şaşırırken önümde on tane aşure alanlar vardı. Burası bir emekli semti, ne oluyor diye kafa yormaya başladım ve o zaman gördüm ki emekli paralarında aşırı bir sınıf farkı var. Şöyle dört yıl milletvekilliği yapan, aslında çoğu yan gelip yatan ya da milletvekili olmanın çeşitli parasal alanlarda keyfini çıkaran milletvekili emeklileri 25 bin lira emekli parası alıyorlar. Ömrünü 400 metre yerin altında ölümüne çalışarak geçiren SSK emeklisi maden işçisi en fazla 4 bin 500 lira emekli parası alıyor ama bir profesör 14 bin emekli parası alıyor; ikisi de ağır işçilik. Peki, polisler ne kadar alıyor, ben inceledim 7 bin lira. Bekçiler de imamlar da öyle. Ortada büyük bir haksızlık var. Her yerde olduğu gibi. Milletin memur olabilmek için nasıl canını dişine takarak uğraştığını bu adaletsizliği görünce anladım.

Kahveden çıkıp biraz aşağı doğru yürüdüğümde anlı şanlı Bağdat Caddesi’ne varıyorum. Yemek ve kahve mekânları tıklım tıklım. Buradaki kahvelerde çay 15 lira, kahvenin en küçüğü 15 lira. Millet birileri kalsın da oturalım diye kuyruk olmuş. Bir arkadaşım diyor ki “Işıl, biraz da E-5 üstüne git. Resmen zamanda yolculuk yapmış olursun.” Benimki de inat ya, bakalım bu zamanda yolculuk nasıl oluyor diye E-5 üstüne çıkıp marketleri kontrol etmeye başlıyorum. Vay canına yepyeni bir satış stratejisi geliştirilmiş. Torbalar içinde aslında çürümüş meyve ve sebzeyi bir yığın halinde orta yere koymuşlar ve üstüne de “Olgunlaşmış meyve ve sebze!” yazısını dikivermişler. Vallahi billahi pazarların dağılma saatine yetişemeyenler oradan alışveriş yapıyorlar.

Zaman içinde yolculuk yapıyoruz ya, Bahçeşehir Üniversitesi’nin boğazı kucaklayan terasında Dünya Sanat Günü kutlanıyor. İstanbul Sanat ve Kültür Derneği ve Artshop Yayıncılık işbirliğiyle onur ödülleri yeriliyor. Hiçbir sanat disiplini atlanmamış. Operacılar, şairler, ressamlar, dijital sanat yapanlar, kısaca toplanıp bir uçağa binseler ve uçak düşse Türk sanat alanı epey öksüz kalır. Ben de ödül alanlar arasındayım, bir ara gene ödül alan Türk resim sanatının duayeni Yahşi Baraz’a soruyorum: “Resim satışlarında durum nasıl?” “Acayip bir durum ortaya çıktı Işıl” diyor, “Ülke nüfusu 85 milyon ya, bunun içinde 8 milyonunda deli para var. Onlar ne yazık ki on-on beş sanatçının resimlerini su gibi alıyorlar. Çünkü onlar için resme verdikleri para çerez parası, gençler ise boya parası bile bulamıyorlar.

Şimdi bunları neden anlatıyorum. Yapılan taramalarda ülkemizde 6-11 yaş arasındaki çocukların yüzde 85’inde kansızlık ve demir eksikliği tespit edilmiş ve gelişme bozukluğu alıp başını gitmiş. Yani etsiz, balıksız, sebzesiz sadece hamur işiyle beslenme en çok yeni kuşakları etkiliyor. Beyin gelişmesi olmayan, bedeni cılız bir kuşaktan ne bilgisayar uzmanları ne de mühendis, doktor, işadamı, sporcu çıkar. Ülkemiz anneleri artık çocuklarına peynirsiz, ıspanaksız hamura katık olarak hamurun eşlik ettiği börekleri yediriyorlar. Ve mahallede her işimize koşan Ömer Usta soruyor: “Ne yapacağız?

Yazarın Son Yazıları

Şu bizim tüketim sevdamız

Sevgili okurlarım, 2 Nisan’da yapılan tüketim boykotunu yerinde izlemek için yollara düştüm.

Devamını Oku
05.04.2026
Acaba ülkemize havadan biyolojik bir silah mı atıldı?

Sevgili okurlarım başlığımdaki soruya şaşırdınız mı?

Devamını Oku
29.03.2026
Bombalarla ölen çocuklar için ağıt

Bombalarla ölen çocuklar için ağıt

Devamını Oku
22.03.2026
‘Yurtta sulh, cihanda sulh’

Sevgili okurlarım geçtiğimiz hafta ülkemize üç füze düştü.

Devamını Oku
15.03.2026
Savaşlar da değişir

Sevgili okurlarım her şey değişir, bu bir doğa yasası.

Devamını Oku
08.03.2026
Milli eğitim bakanımızı alkışlıyorum (!)

Dostlarım eğitim bakanımız yemin etmiş, bu ülkeyi şeriat kanunlarıyla yönetilen bir ülke yapacak.

Devamını Oku
01.03.2026
Artık ateş hattındayız!

Sevgili okurlarım, her dakika yeni bir şey öğreniyoruz.

Devamını Oku
15.02.2026
Emperyalizm meydan okuyor

Sevgili okurlarım ne oldu da bir zaman önce açığa çıkan ama üstü hemen örtülen Epstein dosyalarının kapağı yeniden açıldı ve 1 milyona yakın belge, bir kısmı sansürlenerek tüm dünyaya yayıldı.

Devamını Oku
08.02.2026
Kendi kendine yetmek!

Sevgili okurlarım yollarda yürürken dikkat ediyorum, herkesin yüzü asık, düşünceli; marketlerde torunlarına çikolata almak isteyen anneanneler, dedeler en ucuz çikolatayı almak için reyondaki çikolataları tek tek inceliyorlar.

Devamını Oku
01.02.2026
Gel de kıskanma!

Sevgili okurlarım sizi bilmiyorum ama ben fena sıkıldım.

Devamını Oku
25.01.2026
Şiirin ve acının ülkesi İran

Sevgili okurlarım İran’da aralık ayından bu yana iktidara karşı yapılan protestolar şiddetini artırarak sürüyor.

Devamını Oku
18.01.2026
Emperyalizm haykırıyor: ‘Dünya artık bizim!’

Sevgili okurlarım izin verirseniz, bugün öncelikle fakir emeklilere günde sadece üç simit parası eden yeni zammı nasıl kullanabileceklerini söylemekle başlamak istiyorum.

Devamını Oku
11.01.2026
Yeni bir yıl ve bir düş

Sevgili okurlarım, önümüzde yeni bir yıl uzayıp gidecek ve başka yeni yıllarla buluşacağız.

Devamını Oku
04.01.2026
Cennete gidip gelenler

Sevgili okurlarım, hiç böyle zamanlar yaşamamıştık, “at izinin it izine karıştığı”; her an, her dakika bir lağım pisliğinin üstümüze sıçradığı, bazılarının bu lağım pisliğini dünyanın en güzel kokusu gibi akciğerlerine çekip “Şükür Allah’ıma” dedikleri bir zaman.

Devamını Oku
28.12.2025
Yetti bu uyuşturucu magazini!

Sevgili okurlarım vallahi billahi bana iki şeyden daral geldi.

Devamını Oku
21.12.2025
Hereke yolunda

Sevgili okurlarım sevdiğim tahta heykeller diyarı Değirmendere’ye taşındığımdan beri dostlarım, okurlarım beni hiç yalnız bırakmıyorlar.

Devamını Oku
14.12.2025
Boji’yle dünyayı gezdik!

Sevgili okurlarım, son yazdıklarıma bir göz gezdirdim.

Devamını Oku
07.12.2025
Canım şaka yapmışlardır

Sevgili okurlarım, yıllar önce İspanya’nın Endülüs bölgesinde dolanırken nereden aklıma düştüyse yolda gördüğüm Çağlar Boyu İşkence Aletleri Müzesi’ne girivermiştim.

Devamını Oku
30.11.2025
Denize düşen yılana sarılır

Sevgili okurlarım gerçekten bıktım, neden mi?

Devamını Oku
23.11.2025
Müjde! Ölüm kokan parfümlerim var!

Sevgili okurlarım bir an kendimi bir reklam şirketinde çalışırken buldum.

Devamını Oku
16.11.2025
Dünya unuttuğu bir sözcüğü yeniden anımsadı: Sosyalizm!

Geçtiğimiz hafta, uzun zamandır siyasal ve ekonomik belirsizlik, biri biterken öteki başlayan savaşlar ve giderek şiddetini artıran emek sömürüsü karşısında umutsuzluğa kapılan dünya halkları, uzun zamandır egemen güçler tarafından özellikle unutturulan bir sözcüğü yeniden anımsadı: “Sosyalizm!”

Devamını Oku
09.11.2025
Kraldan çok kralcılar

Sevgili okurlarım tarih bize, ülkelerin çökmesine en çok yardım edenlerin kraldan çok kralcılar olduğunu gösterir.

Devamını Oku
02.11.2025
İmecenin muhteşem gücü

Sevgili okurlarım ülkemin içinde bulunduğu belirsizlik durumu, giderek çoğalan çocuk çetelerinden söz etmek, öldürülen yoldaşların ardından ağıt yakmak, her gün bir kadın cinayetiyle yüz yüze gelmek beni hiç olmadığım kadar umutsuzluğa sürükledi.

Devamını Oku
26.10.2025
Hakan Tosun sen gittin gideli

Sevgili okurlarım bu hafta bir vatanseveri, bir doğa koruyucusunu, işi sadece gerçekleri belgelemek olan bir güzel insanı Hakan Tosun’u toprağa verdik.

Devamını Oku
19.10.2025
Düzenin yeni kurbanları: Katil çocuklar!

Bir avukat İstanbul’da kalabalık bir caddede, ofisi önünde maskeli kişiler tarafından Kalaşnikoflarla taranarak öldürülüyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Ah bu ne sevgi bu ne ıstırap!

Sevgili okurlarım insanın tüylerini ürperten. “Bu kadar da olmaz” dedirten bir fotoğrafa bakıp duruyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Adana’nın yolları taştan sen çıkardın beni baştan!

Sevgili okurlarım hepiniz benim Adana sevgimi bilirsiniz.

Devamını Oku
28.09.2025
Kırmızı elbiseli küçük kız

Onun hiçbir şeyden haberi yoktu.

Devamını Oku
21.09.2025
Vahşetin korkunç sularında

Sevgili okurlarım şimdi gelin İtalya’nın Roma kentinde vahşet resimlerinin sergilendiği bir müzeye girelim.

Devamını Oku
14.09.2025
Bir kitap: ‘Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım’

Sevgili okurlarım bugüne kadar hiçbir kitap beni böylesine acıtmamıştı.

Devamını Oku
07.09.2025
Devlet bir sivil itaatsizlik örgütü müdür?

Sevgili okurlarım, sivil itaatsizlik özellikle yasalardan, yönetimden hoşnut olmayanların başvurduğu bir eylemdir.

Devamını Oku
31.08.2025
Bize kim düşe?

Sevgili okurlarım bugün yazıma Leonard Cohen’in “Herkes biliyor geminin su aldığını./ Herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini./ Ve herkes biliyor zarların hileli olduğunu” şiiriyle başlayayım dedim, herkes biliyor da ben neden böyle doktorun az önce biyopsi yaptığı bir hasta gibi endişeyle bekliyorum.

Devamını Oku
24.08.2025
Ah ah beni belediye başkanı yapmadılar!

Sevgili okurlarım iyice kafa sersemi olduk.

Devamını Oku
17.08.2025
Parayı veren düdüğü çalar!

Sevgili okurlarım bu yaz kendimi büyük bir açık hava tiyatrosunda oyun izliyor gibi hissediyorum.

Devamını Oku
10.08.2025
Şu nitelikli ol ne demek? Biri bana anlatsın!

Sevgili okurlarım bir hafta önce ülkemizde her yer yanıyordu.

Devamını Oku
03.08.2025
‘Kolay ölümler ülkesi’

Sevgili okurlarım başlık benim değil, sosyal medyada gördüm, sahibini aradım, bulamadım ama bu başlığa vuruldum.

Devamını Oku
27.07.2025
Asılacak kadınlar ülkesi

Sevgili okurlarım bu hafta yazar Pınar Kür’ü sonsuza uğurladık.

Devamını Oku
20.07.2025
Kavşaktayız yeni sorular sorma zamanı!

Sevgili okurlarım ne yazık ki kavşağa geldik arabayı ya uçurumdan aşağı süreceğiz ya da hepimiz yepyeni sorular sormaya, çözümler bulmaya çalışacağız.

Devamını Oku
13.07.2025
Topyekûn savaştayız!

Başlığım kimseyi şaşırtmadı değil mi? Evet, bu canım ülkede yepyeni bir savaş deneniyor.

Devamını Oku
06.07.2025
Zeytine ağıt

Sevgili okurlarım şimdilik füzelerle, insansız uçaklarla yapılan savaş bitmiş görünüyor, doğrusu ben bittiğine hiç inanmıyorum. Bir yerlerde gene füzeler uçacak, çocuklar ölecek, ölüyor da. Şimdi gelelim bizdeki asıl savaşa. Evet dostlarım ülkemizin zeytinliklerimizi bitirme savaşı bu.

Devamını Oku
29.06.2025