‘Ev-Genç’liler!
Mehmet Şakir Örs
Son Köşe Yazıları

‘Ev-Genç’liler!

23.09.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Geçmiş dönemlerde siyasal ve toplumsal alanlarda gençlikten söz edilirken usa önce “Dev-Genç” gelirdi. Devrimci gençliğin kısaltılmışı olan Dev-Genç, 1968 ve 78 kuşaklarına damgasını vurmuş önemli bir gençlik örgütlenmesiydi. O dönemlerde siyasete uzak duran, ülke sorunları ile yeterince ilgilenmeyen gençler için de “Sev-Genç”li yakıştırması yapılırdı.

Artık bu kavramlar ve tanımlar çok gerilerde kaldı. Şimdi günümüzde “Ev-Genç”liler var! Çünkü günümüzün en geniş gençlik kesimini onlar oluşturuyor. Bu gençler kısaca “Ev-Genç”li olarak tanımlanıyor. Üstelik “Ev-Genç”lilik giderek daha da yaygınlaşıyor ve önemli bir toplumsal soruna dönüşüyor. Ancak ülkenin kaotik gündeminde onların durumu yeterince yer bulamıyor.

EV GENÇLERİ

“Ev-Genç”li tanımından ne anlıyoruz? Öncelikle bu kavram, günümüzde evde oturmak zorunda kalan geniş gençlik kitlesini ifade ediyor. Çoğunlukla eğitimli olan bu kesim iş bulamadığı için istihdam dışında kalıyor. Kısacası, ekonomik ve sosyal yaşamın dışına düşüyor. Geniş tanımlı işsizlikle 13 milyona ulaşan toplam işsizlerin önemli bölümünü bu gençler oluşturuyor.

Son dönemde resmi kurumların da kabullendiği bu gerçeklik, ekonomide “atıl işgücü”nün en yüksek oranlara ulaşmasına yol açıyor. Geçtiğimiz temmuz ayında yüzde 29.6 oranına ulaşan atıl işgücü sorunu, 2026- 2028 dönemini kapsayan orta vadeli programda (OVP) da ele alınmak zorunda kalınıyor.

NE İŞTE NE OKULDA

Aslında ekonomi alanının en önemli sorunlarından biri olan bu konunun temelinde; işsiz olan ve iş aramaktan vazgeçen gençlerle, eğitim hayatının da dışına düşmüş çok geniş bir gençlik kesimi var. Üstelik bu gençler en verimli ve yararlı olabilecekleri bir dönemde atıl duruma düşüyorlar. YÖK verilerine göre, son 10 yılda 19 milyon gencin üniversite eğitimini yarıda bırakması; çok çarpıcı bir durum oluşturuyor.

Konunun bir de sosyal boyutu var. Bu gençler giderek hayata küsüp evlerine çekiliyorlar. İstatistiklerin bile dışına düşüyorlar. Aynı zamanda ülkemiz için çok derin sosyal bir yara haline geliyorlar. Ülkemizde mutsuzluğun, umutsuzluğun, moralsizliğin artmasında tetikleyici işlev görüyorlar.

GELECEKSİZLİK 

Genç nüfusu ilgilendiren bir başka gerçeklik, ülkemizde eğitim gören ve mezun olan gençlerin işsiz kalması. OECD’nin “Bir Bakışta Eğitim 2025” raporunun ortaya koyduğu gibi; OECD genelinde eğitim düzeyi arttıkça işsizlik azalırken bizde tam tersine artıyor. Örneğin Türkiye’de üniversite mezunlarının işsizlik oranı lise mezunlarından daha yüksek. Ülkemizde 18-24 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 31.3’ü ne eğitimde ne istihdamda. Arkadaşımız Figen Atalay’ın gazetemizde yayımlanan haberinde, bu oranın OECD ortalamasının 14.1 olduğu açıklanıyor.

Bütün bu çelişkiler ve olumsuzluklar, gençliğin özellikle de eğitimli gençliğin karamsarlığa sürüklenmesine neden oluyor. Gençler kendi evlerine çekilip içlerine kapanıyorlar. Gelecekte kendileri için bir umut göremiyorlar. Sorunlarına çözüm bulamadıkları için de adeta geleceksizliğin girdabında sürükleniyorlar!

UMUT HAREKETİ

Aslında “Ev-Genç”lilik önemli bir potansiyeli de içinde taşıyor. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında ve kurulacak yeni bir hakça toplumsal düzende, bu kesim önemli bir kaldıraç işlevi görebilir. Başta bugünlerde yeni program hazırlığı yapan ana muhalefet CHP olmak üzere siyasal ve toplumsal muhalefet, bu kesime özel bir önem vermelidir. Onlara yönelik özel programlar projeler hazırlanmalı ve sorunlarına çözümler üretilmelidir.

Biz, “Ev-Genç”lilerin, geleceğin Türkiye’sinde önemli bir potansiyel ekonomik ve sosyal itici güç olabileceklerini düşünüyoruz. “Hak-hukuk-adalet” temelinde kurulacak ve gerekli düzen-sistem değişimini yapacak “umut hareketi”, öncelikle bu kesimin içinden filizlenebilir. Siyasal muhalefet bu umudu vermeli ve giderek güçlendirmelidir. Kısacası, gençlerin heyecanı-coşkusu yeniden canlandırılmalı ve umutları körüklenmelidir! Unutulmamalıdır ki geleceğin çağdaş-demokratik Türkiye’si onların ellerinde yükselecek.

İlgili Konular: #Dev-Genç

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet ve demokrasi

Son dönemlerde muhalefet çevrelerinde kimilerinin Cumhuriyet kavramını, kimilerinin de demokrasi kavramını öne çıkardıklarına tanık oluyoruz.

Devamını Oku
26.05.2026
Akbelen’e, Akbelenlilere selam olsun!

Muğla-Milas’a bağlı Akbelen yöresi, son yıllarda ülkemizde verilen çevreyi ve doğayı koruma mücadelesinin simgesi haline geldi. Gerçekten yörenin insanları, üretici köylüler; verdikleri kararlı mücadeleyle, pek çok çevreye ve toplumsal kesime örnek oluyorlar.

Devamını Oku
22.05.2026
Geleceksizlik

Ulusal kurtuluş mücadelesinin başlangıcı olarak bilinen 19 Mayıs 1919 tarihi, ülkemiz ve halkımız için çok anlamlı bir dönüşümü ifade eder.

Devamını Oku
19.05.2026
Çiftçi gününde, çiftçinin durumu

Bugünlerde Ege’nin kırsalında yoğun bir devinim var. Bahar mevsimiyle birlikte toprak uyanıyor. Bağlar, bahçeler çiçeğe duruyor. Yaşanan tüm olumsuzluklara karşın toprağına sahip çıkan çiftçiler üretim alanlarına koşuyorlar.

Devamını Oku
15.05.2026
Uçurum!

Ülkemizin sosyal sorunları giderek ağırlaşıyor ve tırmanıyor.

Devamını Oku
12.05.2026
Sezon başlamadan kıyı işgali başladı!

Ege ekimizin sürekli ve dikkatli okurları ayırdındadır; deniz mevsimi yaklaştı mı kıyıların işgali konusu öne çıkar. Yaz döneminin yaklaşmasıyla birlikte Ege’de, Akdeniz’de ve daha birçok kıyı yöresinde, deniz kıyısı işgalleri başlar.

Devamını Oku
08.05.2026