Barış arayışı ve mücadelesi
Mehmet Şakir Örs
Son Köşe Yazıları

Barış arayışı ve mücadelesi

02.09.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

30 Ağustos Ulusal Bağımsızlık Günü ile 1 Eylül Dünya Barış Günü’nü ardı ardına kutladık. Ulusal Kurtuluş Savaşı ile bağımsızlığını kazanmış ve Cumhuriyeti kurmuş bir ülkenin yurttaşları olarak ulusal bağımsızlık ve barış günlerini birlikte kutluyor ve ortaklaşa sahipleniyoruz.

Aslında bu yaklaşım, ulusal kurtuluşun önderi ve Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” özdeyişinden güç alır. Savaşın acılarının en çok yaşandığı ve derin izler bıraktığı Ege’de, bu gerçeklik çok daha iyi bilinir. 30 Ağustos’tan 9 Eylül’e uzanan Ege kentlerinin kurtuluş günleri, günümüzde işte bu anlayışla kutlanır.

DÜNYA BARIŞ GÜNÜ

1939’da İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı 1 Eylül günü, sonradan birçok ülkede ve toplumsal çevrede “Dünya Barış Günü” olarak kabul edilmiş ve kutlanmıştır. Bizim Dünya Barış Günü ile ilk buluşmamız 49 yıl öncesine uzanır. 1976 1 Eylül’ünde, İzmir’de, şimdi adı Yenişehir olan Tepecik semtinin adeta bir tarla büyüklüğündeki yazlık sinemasında, barış günü ilk kez kitlesel olarak kutlanmıştı.

Bizim de aralarında olduğumuz pek çok emekçinin, aydının katıldığı bu anlamlı buluşmaya; başta büyük usta Ruhi Su ve Sümeyra Çakır olmak üzere, o dönem fuar için İzmir’de bulunan birçok sanatçı da güç katmıştı. O gün İzmir’den barış mücadelesinin gür sesi yükselmişti. Sonraki yıllarda bu çalışmalar daha da güçlenerek sürdü.

HİROŞİMA UNUTULMAZ

Geçtiğimiz günlerde gittiğimiz Japonya’da Hiroşima kentini de ziyaret ettik. Barış müzesini ve parkını gezdik. Savaşın ve özellikle de atom bombasının hiç unutulmaması gereken izlerine, acılarına tanık olduk. Barış çanını çalarak, ülkemiz ve bütün dünya için barış dileğinde bulunduk.

Emperyalizmin kışkırttığı ve körüklediği savaşlar maalesef günümüzde de yaşanıyor. Başta Ortadoğu’da olmak üzere yakın çevremizde savaş acıları adeta yürekleri dağlıyor! Ülkemizde yıllardır yaşanan ve bugünlerde sönümlenmesi için çalışılan terör olaylarının acıları da barış mücadelesinin bir başka boyutunu oluşturuyor.

MÜCADELE GELENEĞİ

Aslında kalıcı barış ortamı için çabalar yalnızca iktidar çevrelerinin isteğine bırakılamaz-bırakılmamalıdır. Ülkemizin ilerici yurtsever güçlerinin çok köklü ve güçlü barış mücadelesi geleneği vardır. Bu gelenek, Kore’ye asker gönderilmesine karşı çıkan Behice Boran’ların, Adnan Cemgil’lerin Barışseverler Cemiyeti’nden, 1970’li yıllardaki Barış Derneği’ne kadar uzanır.

Ülkemizde ilerici yurtsever aydınlar, emekçiler, yurttaşlar; hemen her zorlu dönemde ve koşulda, barışı-barış mücadelesini savunmuştur. 12 Eylül sonrasındaki Barış Derneği davası bunun en somut örneğidir. Bu davada yargılanan, kaybettiğimiz Mahmut Dikerdem, Orhan Apaydın, Ali Sirmen, Reha -Ahmet İsvan gibi aydınlarımızı saygıyla anıyoruz. O davanın simge isimleri Ataol Behramoğlu, Kemal Anadol gibi değerli barış mücadelecilerini de sevgiyle selamlıyoruz.

BARIŞIN KALICILAŞMASI

İçinde bulunduğumuz zor dönemde, hem ülke içinde hem de ülke dışında teröre karşı çıkmak, savaş kışkırtıcılığına prim vermemek tavrı, giderek daha çok önem kazanıyor. Bunu yaparken aynı zamanda emperyalizmin bölgemiz ve ülkemiz için yaptığı hesapları da bozmak, boşa çıkarmak gerekiyor.

Bütün bu barışçı yaklaşımlar, uluslararası emperyal güçlerden ve onlara taşeronluk yapanlardan beklenemez, beklenmemelidir. Teröre ve savaşa karşı çıkmak, terörsüz bir ortamın ve barışın kalıcılaşması için uğraş vermek; ilerici yurtsever güçlerin temel ve ortak yaklaşımı olmalıdır. Biz bunun yakın bir erimde mutlaka başarılacağına inanıyoruz.

GAZZE’DE YAŞANANLAR

Günümüzün bir başka yakıcı sorunu Gazze’de yaşananlardır. İsrail’in Filistin’de yürüttüğü insan kırımı-kıyımı, hiçbir biçimde onaylanamaz ve göz ardı edilemez. Ana muhalefet partisi CHP’nin ve lideri Özgür Özel’in, TBMM’yi Gazze için olağanüstü toplaması ve iktidara eleştirileri, önerileri yerindedir.

Ülkemizin ilerici yurtsever güçlerinin, geçmişten günümüze uzanan çok güçlü bir Filistin’le dayanışma geleneği vardır. Yaser Arafat’lardan, Nayif Havatme’lerden, George Habaş’lardan Deniz Gezmiş’lere uzanan bu mücadele ve dayanışma geleneği; ülkemiz solunun ve 68 kuşağının onurudur. Gazze’de yaşanan kıyıma, katliama seyirci kalınmamalıdır. Filistin’de, Ortadoğu’da onurlu bir barış ortamı aranmalı ve oluşturulmalıdır.

İlgili Konular: #barış

Yazarın Son Yazıları

Kıyılar ve ormanlar kamusaldır, ticarileştirilemez!

Yaz mevsimlerinde Cumhuriyet Ege ekimizin artık klasik hale gelmiş iki önemli gündem maddesi vardır. Bunlardan birisi kıyı işgalleri, diğeri de orman yangınlarıdır. Bu konular, bizim için yaşadığımız dönemin başat konularıdır. Elbette kıyılar ve ormanlar her daim göz bebeğimizdir.

Devamını Oku
07.08.2026
‘Durduramayacaklar halkın coşkun akan selini’

Başlıkta yer alan dize, 1970’li yıllarda Ankara Sanat Tiyatrosu’nda (AST) izlediğimiz, Maksim Gorki’nin ünlü eseri Ana’dan sahneye uyarlanmış oyunun şarkılarında yer alır.

Devamını Oku
04.08.2026
YENİ Parti, Ege ve ‘Tarihin doğru tarafında olmak’

Ülke siyasetinde yaşanan gelişmelerin İzmir ve Ege’deki yansımaları izdüşümleri, yerel gündemde önemli yer tutuyor. Ege Bölgesi’nin son 2024 yerel seçimlerinde, neredeyse tümüyle ana muhalefeti tercih etmiş olduğu dikkate alınırsa; Ege’de yaşanan konuyla ilgili gelişmelerin boyutları daha iyi kavranır.

Devamını Oku
31.07.2026
Umut hareketi

Ülkemiz siyasal yaşamı ilginç ve tarihi günlerden geçiyor.

Devamını Oku
28.07.2026
Gıda enflasyonu krizi!

Geçtiğimiz günlerde gazetemize özel bir demeç veren ana muhalefet lideri Özgür Özel, gıda enflasyonuna dikkat çekti ve şöyle dedi: “En büyük krizimiz gıda enflasyonu. Dünyada beşinciyiz. Gayri safi milli hasılanın yüzde 1’nin tarıma verilmesi lazım. Bütçeye koydukları binde iki. Ama gayri milli hasılanın yüzde 3.5’ini silahlanmaya vermeye çalışıyorlar.”

Devamını Oku
24.07.2026
Siyasal etik

Son dönemde hayatın birçok alanında sosyal bir çöküş yaşanıyor.

Devamını Oku
21.07.2026