Yalan, Dolan ve Efsane
Mine G. Kırıkkanat
Son Köşe Yazıları

Yalan, Dolan ve Efsane

14.11.2012 04:58
Güncellenme:
Takip Et:

\n

İftira için Çamur at, izi kalsınderler ya, garip ama gerçek; yalandan iltifatın da bir o kadar izi kalıyor, dedikodunun iyisi de kötüsü de unutulmuyor. Yeter ki uyduruk olsun, iyi ya da kötü; efsanelerin ömrü, sahteliğini kanıtlasanız da Doğru değil!diye tepinseniz de uzun oluyor. Hatta insanlar iyilikten uzaklaştıkça, iyiliğe ilişkin uyduruk öyküler kötülerden bile çok yaşıyor, adeta ölümsüzleşiyorlar!

\n

İşte kıssadan hissesi, iyilik yap denize at, balık bilmezse halik bilir diye özetlenebilecek böyle bir öykü, neredeyse yarım yüzyıldır doğru olmadığı haykırılsa da geçen gün yine mesaj kutuma düştü.

\n

***

\n

Belki biliyor, belki bilmiyorsunuzdur, ama o kadar güzel bir yalan ki, aktarmak çile sayılmaz:

\n

İngiliz çiftçi Fleming, tarlada çalıştığı bir gün yakındaki bataklığa yavaş yavaş gömülen genç bir çocuğun imdadına yetişir. Ertesi gün zarif bir fayton çiftlik evinin önünde durur. İçinden inen aristokrat İngiliz, çiftçiye Oğlumu kurtardınız, sizi ödüllendirmek isterim der. Çiftçi Fleming, İnsanlık görevimdi, bir karşılık kabul edememdiye yanıtlar. Tam o sırada kendi oğlu yanlarına gelir. Aristokrat İngiliz, çiftçiye oğlunu en iyi okullarda okutmayı önerir. Bu kez kabul görür.

\n

Yıllar geçer. Çiftçinin oğlu Alexander Fleming, Londranın en prestijli tıp okulunu bitirir, doktor olur. Tıp alanında devrim sayılan penisilini bulur ve dünyaca ünlenir. Aradan bir zaman daha geçer. Dr. Alexander Flemingin babasının bataklıktan kurtardığı çocuk, artık koskoca adamdır ve 1943 yılında zatürree hastalığına yakalanır. Hayatını bu kez de penisilin ilacı kurtarır.

\n

Çiftçinin oğlunu okutan aristokrat İngiliz, Sir Randolph Churchill olup önce bataklık, ardından zatürreeden kurtarılan oğlu da tarihe Sir Winston Churchill diye geçen büyük devlet adamından başkası değildir.

\n

***

\n

Müthiş bir insanlık dersi değil mi? Ama yalan, baştan aşağı uyduruk bir öykü. İnternet icat edildiğinden beri dünyada binlerce kişi bu öyküyü birbirine gönderip duruyor, iki-üç yılda bir benim posta kutuma da düşüyor. Geçen gün gelen versiyonu, Fransızcaydı üstelik

\n

Bir yalanın efsane olabilmesi için, öykü uyduruk ise kahramanlarının, kahramanlar uyduruksa onlara yüklenen olayın doğru olması, yani kısmen gerçeklik gerekiyor.

\n

Örneğin AKP iktidarı ile Avrupa Birliği ilişkileri, Türkiyenin böyle bir efsanesi.

\n

2004 yılı Aralık ayında AB ile müzakere tarihi alındığında, Ankarada havai fişekler atılıyor, balonlar uçuruluyor, ülkemizi Avrupalılaştırmaya en kararlı Başbakan Erdoğan, Gerekirse Kopenhag yerine Ankara kriterleri der, devam ederiz!diye gürlüyordu.

\n

***

\n

Geldik, dayandık 2012 yılının neredeyse aralık ayına. AKPnin ABye uyum sürecinde yaptığı hukuk reformlarının yargıyı nereye bağladığını, ifade ve gösteri özgürlüğünü polis eli, hardal gazı, su karışımı mayonezle nasıl sağladığını, adaletin süründüğü Silivri davalarını gördük. Yetmedi, Başbakan Erdoğan, Türkiyenin AB yolunda kaldırdığı idam cezasını yeniden koymayı düşünüyor.

\n

Efsaneyi efsaneye benzetmek gerekirse, 2004 yılından 2012ye Türkiye, ne penisilini buldu ne de demokrasi aşısını. Aşı tutmayan iktidar da AB yerine despotluk hezeyanları geçiriyor.

\n

‘G’ NOKTASI

\n

Başbakan Erdoğan, idam cezasının gerekliliğine ilişkin düşüncesini, katil hakkındaki ölüm ya da yaşam kararının maktulün ailesine ait olduğuna bağlıyor. Bu da kıstas hukukudur, evrensel hukukta yeri yoktur, hem çağdışıdır hem de dinsel.

\n

Başbakan kıstas hukukunu referans gösterince, Üsküdar Üniversitesi Rektörü, üstelik psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhanın internet ağını fiberoptik altyapı ve sinizoidal dalga boyutuyla Kurandaki kıyamet alameti, yerde debelenen cin türü Dabbetül Arza benzetmesi, 21. yüzyıl Türkiyesine çok yakışıyor!

\n

Ancak Dışişleri Bakanı Davutoğlunun, idam cezası tartışmalarına tepki gösteren AB yetkililerine karşı Başbakanı O açıklamayı Norveçte onlarca kişiyi katleden Breiviki kastederek yaptı!” savunması, bence yerde ya da gökte debelenmenin dik âlâsı.

\n

Çünkü Norveçte 77 kişiyi öldüren Breivik, çarptırıldığı 21 yıllık hapis cezasının tamamını, ne bir gün eksik ne de fazla, hapishanede çekecek.

\n

Oysa Türkiyede 188 insanı domuz diye bağlayıp öldüren Hizbullah canilerinden bazıları ömür boyu hapis cezasına çarptırılmasına karşın 17 katil, on yılın sonunda ve AKP iktidarı sırasında serbest bırakıldı! Daha pek çok hükümlü katil de keza...

\n

Başbakan Erdoğan, Norveçli Breivike kesilen 21 yıl hapis cezasını az bulurken, acaba Türkiyedeki Hizbullah katillerini mi unuttu, yoksa maktul aileleri idam cezası talep edemedikleri için mi serbest kaldıklarını düşünüyor?

\n

Akıllı bildiğini demez,

\n

aptal dediğini bilmez

\n

ATASÖZÜ

\n

Yazarın Son Yazıları

Güney Amerika’ya Ortadoğu modeli

Beyaz Saray, sosyal medyada Başkan Donald Trump’ın siyah beyaz bir fotoğrafını yayımlıyor, üstüne küçük harflerle “No games” altına büyük harflerle FAFO yazıyor.

Devamını Oku
11.01.2026
Ve Tanrı aşkı yarattı

Gazeteci, o sabah dörder dörder çıktı çalıştığı derginin eski ama soylu mermer merdivenlerini.

Devamını Oku
04.01.2026
Hemingway için “ikinci Truva kuşatmasının sonu” (2)

9 Ekim 1922 tarihli Toronto Daily Star gazetesinde Ernest Hemingway imzasıyla yayımlanan “Türkler İstanbul yakınlarında” başlıklı haber...

Devamını Oku
28.12.2025
Hemingway’in Türklerle imtihanı

Kurtuluş Savaşı’nın Cumhuriyetle taçlanmasına bir yıl var ve İstanbul işgal altındaydı.

Devamını Oku
21.12.2025
Bir sosyal demokratın anıları

Halkçı Parti’nin genç milletvekilleri koşulların izin verdiği ölçüleri aşarak 12 Eylül ve sonrasındaki işkence iddialarını Meclis gündemine taşıyordu.

Devamını Oku
14.12.2025
Hello Papa, sen misin yeni baba?

Boğaz kıyılarındaki küçük Byzantion yerleşkesini Nova Roma’ya (Yeni Roma, bugünkü İstanbul) dönüştürecek yıkım-yapım çalışmaları 324 yılında başladı.

Devamını Oku
07.12.2025
Türkiye’nin ilk kitap müzesi: FKE

Fethiye, yurttaşların ormanları yanmasın diye nöbet tuttuğu ve olağanüstü güzellikte kıyı şeridine çöken muktedirlere, muktedir torpillilerine karşı kazanamayacaklarını bile bile mücadeleye girmekten korkmayan çevreciler ile yurtsever Yörüklerin diyarıdır.

Devamını Oku
30.11.2025
Karar ve tavır

Türkiye artık ulusal bir toplum değil.

Devamını Oku
23.11.2025
Onlar SAFE, bizler saf..

Hayhuy arasında kaynadı gitti...

Devamını Oku
16.11.2025
Yangın önlemek mi, keriz silkelemek mi?

Turizm, Türkiye’nin en önemli gelir kaynaklarından biri.

Devamını Oku
09.11.2025
Panik atak mı, panik aşk mı?

Kırk yaş, rastgele bir yaş değildir.

Devamını Oku
02.11.2025
İster zart, ister zurt, illaki zort

Dünyada pek çok devlet ve yönetim biçimi vardır.

Devamını Oku
26.10.2025
Yılanların yalanı

Türkiye’nin yalanları, tarihi kadar uzun, kalın ve kuyrukludur.

Devamını Oku
19.10.2025
Hayaller Riviera, gerçekler Gazze

ABD’nin en hafif deyimle en tuhaf başkanı Trump’ın Gazze’ye ilişkin bir projesi var.

Devamını Oku
12.10.2025
Siter yalha züdü çekger dirmi?

Çocukken çok sevdiğim bir oyun vardı. Belki siz de oynamışsınızdır...

Devamını Oku
05.10.2025
Al saat ver saat

Makronezya müstebiti Valdemir Potin’in ricası üzerine Mikronezya’yı barışçıl amaçlarla işgal eden 100 bin Çinli askeri doyurmak kolay değildi.

Devamını Oku
04.10.2025
Bir muhtarın çığlığı

11 Eylül 2025 tarihinde Kadıköy ilçesindeki Caferağa Mahallesi’nin kalbindeki tek mazbut (tahrip edilmemiş alan), Ali Oğlu Hüseyin Vakfı’na ait 12 dönümlük arsa için bir ihale düzenlendi.

Devamını Oku
28.09.2025
Hatırla sevgili, o makus tarifi

100 bin Çinlinin 100 bin nüfuslu Mikronezya adasını işgali, iştah ve sefayla sürüyordu.

Devamını Oku
27.09.2025
Eğriliğin ederi, doğruluğun bedeli

Dünyanın tüm kedileri aynı dili konuşur, aynı tınılarda hırlar ve miyavlarlar.

Devamını Oku
21.09.2025
Kayyum devşirme

12 Haziran 2011 genel seçimleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanı olarak girdiği ikinci, oy kullanabildiği ilk seçimdi.

Devamını Oku
14.09.2025
Sal gideyim, salla geleyim

Yalnız ve güzel ada Mikronezya’nın uyuşuk ahalisi, her şeye alıştığı gibi savaşsız gerçekleşen Çin işgaline de alışmış, minnak adayı nüfusu kadar işgalciyle paylaşmayı da kabullenmişti.

Devamını Oku
13.09.2025
Hayaller dolgun fon, gerçekler yırtık don

Güzel bir Kafkas atasözüdür: “Yükseklerde ne eserse alçaklarda onu toplarsın.”

Devamını Oku
07.09.2025
Belirsizliğe doğru

Joseph Ignace Guillotin, 1738 ile 1814 yılları arasında yaşamış bir doktor; Paris Tıp Enstitüsü’nde anatomi dersleri veren bir hocaydı.

Devamını Oku
31.08.2025
Yarım insan hakları

Mısır, nüfus çoğunluğu Müslüman bir ülkedir.

Devamını Oku
24.08.2025
我们身后还有十五亿

Çin’in Mikronezya’yı sessizce işgali Makronezya müstebiti Valdemir Potin hariç, Ezya arşipelindeki tüm istibdatları heyecana gark etmiş ve hatta okyanus ötesi kıtaları da zıplatmıştı.

Devamını Oku
23.08.2025
Bir vasiyetin ağırlığı

“Toplum olarak fikirdüşünce gelişmesi ve vicdan bilinçlenmesi gibi nimetlerden yoksun kalmışlığımızın iki sorumlusu vardır...

Devamını Oku
17.08.2025
Çin işi, asker dişi

Mikronezya ile Yutania’nın şöyle ağız tadıyla bir türlü kapışamayan ordularının sahillerde pineklediği bir sabah; olan oldu.

Devamını Oku
16.08.2025
İsyan hakkı

İnsanlar niçin anneye, babaya, düzene isyan ederler?

Devamını Oku
10.08.2025
Yanık toprak taktiği

Türkiye, artık ağır yaralı bir ülke.

Devamını Oku
03.08.2025
Satamam derdimi kimseye

Mikronezya’nın Yutania ile nihai kapışması beklenirken Ulu Çoban Muktedir Makropiç’in de askeri ve sivil ahalinin moralini elbette yüksek tutması gerekiyordu.

Devamını Oku
02.08.2025
Patria Nostra’dan Madara Mostra’ya

Hani karşınızda biri limon yer, sizin damağınız kamaşır.

Devamını Oku
27.07.2025
Emekli açlık, emeksiz tokluk

Köyde doğdum. Lise bitene kadar kara lastik ayakkabı giydim. Devlet yurdunda tıkış tıkış vaziyette üniversiteyi bitirebildim...

Devamını Oku
20.07.2025
Son dilek, yok çörek

Mikronezya ve Yutania’nın yaz sıcağında çöle dönüşen kumsallarında düşman beklerken sivrisinek avlayan, sevdiklerinden aylardır uzak kalan askerler, depresyona giriyorlardı.

Devamını Oku
19.07.2025
Yüreğimiz sızlar, ciğerimiz yanarken...

Canlılar arasında bir canlı türü olan insanın, ait olduğu memeliler sınıfındaki diğerlerinden tek üstünlüğü, beyinsel yeteneğidir.

Devamını Oku
13.07.2025
Dar sahada kısa paslaşma

Mikron ordusu kıyıda düşman beklerken, Betonit Saray’da işler çığrından çıkmıştı. Olası savaş masrafları boyuna yoksul halkın sırtına bindiriliyor; savaş korkusu ise Kel Tepe’deki ayrıcalıklı nüfusun cima furyasını kamçılıyordu. Sarayın CİA danışmanı Frozen Goldstein, donuk zekâsına karşın epeyce ateşli bir çapkındı. Güzeller güzeli karısı Frambuaz ise başlangıçta dini bütün bir Yolcu ve erdemli bir kadındı. Ama kocasının ihanetlerini öğrenince yoldan çıkmış; “göze göz dişe diş” deyip o da cima havuzuna atlamıştı.

Devamını Oku
07.07.2025
Diyanet’in yol harcı, teğmenlerin ihracı

Tuzla Piyade Okulu’nda 10 Kasım 2023’te Atatürk’ü anma etkinlikleri için son hazırlıklar yapılıyordu.

Devamını Oku
06.07.2025
Saçma sapan bir savaş mıydı?

Saçma sapan bir savaş mıydı? İ srail’in suikast saldırıları, İran’ın Demir Kubbe’yi delen füzeleri, ABD’nin İran’ı bombardımanı, yıkılan binalar, insan kayıpları ve pek de anlam verilemeyen bir savaş daha tavsadıktan sonra ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth dünyaya açıkladı: “Biz bu saldırılara aylardır hazırlanıyoruz…”

Devamını Oku
29.06.2025
Suratın tatlısı, limonun ekşisi

Mikronezya adasının Yutania’ya bakan kıyı şeridinde, askeri karargâh dışında bir sivil yaşam belirtisi de vardı...

Devamını Oku
28.06.2025
Sarı Paşa ve Türk Mucizesi

Vakit dardı. Kütahya mücadelesi sonrası, Yunan ordusu var gücüyle saldırıya geçecekti.

Devamını Oku
22.06.2025
Felekten bir gece, adını hece hece

Bolluk ve mutluluk istibdatı Yutania adasında, herkes seferberlik öncesi günleri özlüyordu.

Devamını Oku
21.06.2025