Sahilleri kimler sömürüyor
Murat Ağırel
Son Köşe Yazıları

Sahilleri kimler sömürüyor

23.07.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Son günlerde sık sık yazıyorum. MUÇEV diye bir kurum var. Sözde amacı çevreyi sahilleri korumak... Adının sonunda belirttikleri V harfi “Vakıfı” simgelese de vakıf ile alakası yok. MUÇEV 4 Nisan 2014 tarihinde, Muğla’ya Hizmet Vakfı ve Türkiye Çevre Koruma Vakfı ortaklığı ile kurulmuş bir şirket. “Ltd” idi 2022 yılında A.Ş. oldu. 

AKP’nin Çevre Bakanlığının gücüyle kurduğu bir şirkettir ve yöneticileri sadece ve sadece AKP’li eski veya yeni bürokratlar ve siyasilerdir. 

Şirkette Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürüten, aynı zamanda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Danışmanı olan Mehmet Akif Küçükdağ’ın görevi sona erdi. Küçükdağ’ın yerine Ankara’da yaşayan, AKP’den 24 ve 26. dönemlerde Şanlıurfa milletvekili seçilen Mahmut Kaçar getirildi. 

Fethiye örneğinden yola çıkarak, iktidar desteğiyle kurulmuş olan MUÇEV isimli şirketin başta Muğla sahilleri olmak üzere, ülkenin çeşitli yerlerinde halka ait olan birbirinden değerli, plajlara, koylara deyim yerindeyse nasıl “çöktüğünü” anlattım. 

Ardından üstüne komisyon koyarak, özellikle “Irmağının akışına ölürüm” diye şarkılar söyleyen aslında ceplerine giren para ırmağından bahseden milli ve yerli görünen kişilere bu güzelim yerleri nasıl alt kiralama yaptığını tek tek yazdım. 

O kişilerin de yine üstüne kar koyup başka işletmecilere bir daha, bir daha alt kiralama yaptıklarını, sonuçta kaybedenin halk olduğunu ve kurulan bu düzene dikkat çekmeye çalıştım. 

Muğla’da işletilen ve alt kiracıya verilen yerler arasında Fethiye’de Ölüdeniz Kumburnu ve Belcekız plajlarının yanı sıra onlarca cennet yer var. 

Bazıları geri alınmış, iptal edilmiş olabilir. Ama illa ki buralar rant için “saldırıya” uğramış. Alanya, Demre, Kaş, Kekova hep aynı ihalesiz MUÇEV’e verilmiş. 

Merkezi Muğla olan şirkete Muğla ve Antalya kıyıları yetmemiş olacak ki; Edirne’nin Keşan ilçesine bağlı Erikli, Yayla, Danişment ve Mecidiye köylerindeki yine kıyılarda bulunan 11 adet alan 10 yıllığına MUÇEV’e kiralanmış. 

Görünen o ki, Antalya’dan Çanakkale’ye kadar aşamalı olarak, ne kadar gözde turizm kıyısı varsa önce MUÇEV’e, MUÇEV üzerinden de yandaş sermayeye tahsis edilecek. 

Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Muğla’daki çeşitli ilçe belediyeleri bugüne kadar MUÇEV’e devredilen yerlerle ilgili olarak 30’dan fazla dava açmışlar. Tahsis işlemleri mahkemeler tarafından iptal edilmiş. 

Bu davalar sonuçlanıncaya kadar 3 yıllık süre geçince, Bakanlık, 2017 - 2020 yılları için bu kez de 2886 sayılı Devlet İhale Yasasının “pazarlık usulüyle ihale” hükümlerine dayanarak herhangi bir duyuru ya da ilana çıkmadan sadece MUÇEV’i çağırarak pazarlık usulüyle kiralama yoluna gitmiş. 

Yine Muğla’daki çeşitli sivil toplum kuruluşları ya da meslek odaları tarafından, son 10 yıl içinde, “kıyıları işgal ettiği” gerekçesiyle açılan pek çok dava MUÇEV aleyhine sonuçlanmış ve mahkemeler “MUÇEV, yönetmelikte sayılan nitelikte, yani kendisine doğrudan tahsis yapılabilecek bir kurum değildir” kararı vermişler. 

Ama bugün MUÇEV; pek çok davayı kaybetmiş olmasına rağmen, sahilleri Bakanlık’tan ihalesiz biçimde alıp, kendi istediği insanlara alt kiralama yapmaya devam ediyor. 

Ankara 14. İdare Mahkemesi, Datça’nın birçok kıyısının 10 yıllığına MUÇEV’e kiralanması ihalesine karşı Datça Belediyesi tarafından açılan davada ihaleyi iptal etti. Danıştay da Çevre Bakanlığı’nın kıyıların kiralanması amacıyla pazarlık usulüyle yaptığı ihalelerin dayanağı olan yönetmeliğin ilgili maddesinin yürütmesini durdurdu. 

Bu kararın ardından Çevre Bakanlığı artık tek katılımcının MUÇEV olduğu sözde ihalelerle kıyıları kiralayamayacaktı. 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ısrarla, sahilleri MUÇEV’e tahsis etmeye devam ediyor. Danıştay kararlarına rağmen aynı yönetmelikleri tekrar çıkarıyorlar. İdare Mahkemesi iptal etmesine rağmen sahilleri MUÇEV’e tahsis etmekten vazgeçmiyorlar. 

Peki, MUÇEV yoluyla neredeyse tüm plajlara sahip olan belediyeler neden devre dışı bırakılıyor? 

MUÇEV’den kimler para kazanıyor? 

Kanunları çiğneyen bu kişiler neden yargılanmıyor? 

MUÇEV’in Muğla ve hatta Antalya, Edirne sahillerine kadar uzanan kiralamalarının başı yargı yoluyla belaya girmeye ve çok tepki almaya başlayınca plan değişti. 

Çevre Kalkınma Ajansı kuruluyor ve MUÇEV pasifize edilerek, yerine Cumhurbaşkanlığı desteğiyle yola çıkacak bu ajans devreye sokuluyor. Acaba Çevre Kalkınma Ajansı şimdiye kadar yapılan usulsüzlükleri mi düzeltecek, yoksa yenilerini mi ekleyecek? 

Sorular sormakla bitmiyor. Hepsini tek tek takip edip kamuoyuna halka ait sahillerin plajların nasıl parsel parsel yağmalandığını anlatacağım.

Yazarın Son Yazıları

POS cihazlarında vurgun

Şimdi yazacağım iddianameye göre 2022-2024 arasında toplam işlem hacmi 47.5 milyar TL olan POS cihazı vurgunu var.

Devamını Oku
10.03.2026
Kral Kiros’u ararken Nebukadnezar’ı bulacaklar

Önceki gün Oval Ofis’ten bir görüntü paylaşıldı.

Devamını Oku
07.03.2026
ABD-İsrail kontrolü kaybetti

Uluslararası ilişkiler veyahut strateji uzmanı değilim.

Devamını Oku
03.03.2026
Daha kaç cenaze gerekiyor?

Zonguldak’ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen göçükte iki madenci yaşamını yitirdi.

Devamını Oku
28.02.2026
Yasadışı bahsin kara tablosu

Adı: Derkan Başer...

Devamını Oku
24.02.2026
Bu bataklık kurumak zorunda

Yasadışı bahis soruşturması ve futbolda bahis-şike soruşturmaları hız kesmeden devam ediyor.

Devamını Oku
21.02.2026
Dijital çağın vebası: Yasadışı bahis

Biliyorum... Az sonra okuyacağınız satırlardaki konularla ilgili defalarca yazdım.

Devamını Oku
17.02.2026
Gayrimüslimlerin evlerine çöküyorlar

Türkiye, 150 yıl önce gayrimüslimlerin yaşadığı on binlerce ev ve araziye sahip.

Devamını Oku
14.02.2026
Kitabı alamayan elensin mi?

Bir üniversite öğrencisi...

Devamını Oku
10.02.2026
Taş taş üstünde kalmadı ama vicdanlar hâlâ ayakta mı?

Gece saat beşti...

Devamını Oku
07.02.2026
Efes’i nefessiz bırakmayın

Ülkelerin zenginliğini sadece topraktan çıkan değerli madenleri satması ya da yüksek teknoloji ürünleri üretmesi belirlemez.

Devamını Oku
03.02.2026
‘Vergi’ operasyonunda tuz koktu

Türkçemizde çok güzel bir deyim vardır: Tuz koktu.

Devamını Oku
31.01.2026
Umut satmak serbest, hesap vermek zor

Bu köşede sizlere hayatın her alanında gerçeklerle seslenmeye çalışıyorum.

Devamını Oku
27.01.2026
Devlet hastanesinde sahte doktor

Bazen bir haber dosyası gelir; tek bir kişinin hikâyesi gibi görünür ama satır aralarına bakıldığında koca bir sistemin nasıl aksadığını anlatır.

Devamını Oku
24.01.2026
İkinci el araçta bu dolandırıcılığa dikkat

Son dönemde ikinci el araba satış pazarında yaşanan dolandırıcılıkların haddi hesabı yok.

Devamını Oku
20.01.2026
Sahte e-imza ile Hazine arazisi satışı

Sahte belgeler ile kurum bürokratları adına çıkarılan e-imzalar ile yapılanları daha önce yazmıştım.

Devamını Oku
17.01.2026
Küfürlü şarkılar ve çocuklardaki tehlike

Eğer bir çocuk şiddeti ritimle, suçu kafiyeyle, uyuşturucuyu melodilerle öğreniyorsa; bu yalnızca bireysel bir ebeveynlik sorunu değil, toplumsal bir alarmdır. Ve bu alarmı “gençler böyle” diyerek susturamayız.

Devamını Oku
13.01.2026
PayCO operasyonundan neler çıktı

Yasadışı bahis ile ilgili çok yazı yazdığımı biliyorum.

Devamını Oku
10.01.2026
Sahte diploma skandalında yeni iddianame

Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 123 sanık hakkında 4 yıldan 136 yıla kadar hapis isteniyor. İddianameye ulaştım.

Devamını Oku
06.01.2026
Gazeteci korktuğu gün ölür

Yıllardır gazetecilik yapıyorum.

Devamını Oku
03.01.2026
Yedigöller’in ‘altında’ ölüm var

“Bolununsesi” gazetesinde yer alan haberde, Yedigöller Milli Parkı’na yalnızca 7-8 kilometre mesafede bulunan Değirmenbeli, Merkeşler ve Afşar köyleri mevkisinde, 880 hektarlık bir alanda altın ve değerli metal arama faaliyeti için başvuru yapıldığı ve bu başvurunun kabul edildiği belirtiliyordu.

Devamını Oku
30.12.2025
'Soruşturma daha yeni başlıyor'

Yasadışı bahis soruşturmasını kamuoyu gibi ben de yakından takip ediyorum.

Devamını Oku
28.12.2025
Kızılay’ın çadır satışı belgelendi!

Türk toplumunun hafızasında ve tarihinde Kızılay, kişilerden bağımsız olarak çok önemli bir yer tutar.

Devamını Oku
23.12.2025
GAIN Medya soruşturmasında kritik soru: Para nereden geldi

Türkiye’de bazı başarı hikâyeleri vardır.

Devamını Oku
20.12.2025
Tutuklama: Tedbir mi, susturma aracı mı?

Ceza, yargılama sonunda verilir; tutuklama ise istisnai bir koruma tedbiri olarak tanımlanır. Ancak son dönemde Türkiye’de yaşananlar, bu teorik ayrımın pratikte hızla eridiğini gösteriyor. Tutuklama artık “yargılamayı güvenceye alan bir önlem” olmaktan çok, yargılamanın kendisi haline gelmiş durumda.

Devamını Oku
16.12.2025
Bu ülkede binalar değil, adalet çöktü

Türkiye büyük depremler yaşadı.

Devamını Oku
13.12.2025
Bahis soruşturmasının dış bağlantısı İngiltere

Bahis soruşturmasının başlangıcı sayılan olayları tam üç sene köşemde ve kitaplarımda yazdım. Türkiye’yi, kamuoyunu harekete geçirmek için elimden geleni yaptım.

Devamını Oku
09.12.2025
Her işlemde ismi olan kişi hukuken yok

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ilişkin soruşturmada her açıdan yaşanan çelişkiler dikkat çekiyor.

Devamını Oku
06.12.2025
Kamu bağlantıları bir türlü soruşturulmuyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklama dikkatimi çekti. Yasadışı bahisle kararlı şekilde mücadele edileceğini ve gençlerin bu karanlık yapılara teslim edilmeyeceğini söyledi.

Devamını Oku
02.12.2025
Bu bedelin hesabını kim verecek?

Türkiye’de öyle davalar görülüyor ki bir mahkeme salonunun duvarları yalnızca hukukun değil, bütün bir ülkenin vicdanının yankısını taşıyor.

Devamını Oku
29.11.2025
Zehirlenmelerde ‘skimpflasyon’ etkisi

Türkiye bir süredir tuhaf bir ekonomik iklimin içinde yaşıyor.

Devamını Oku
22.11.2025
İBB iddianamesinde olmayanlar!

İBB soruşturmasında da aynı süreç yaşandı. İddianameyi satır satır okumaya devam ediyorum, notlar alıyorum. Özellikle soruşturma aşamasında iddianamede yer alan bilgiler açık açık yazıldı, sosyal medya hesaplarından gündem yapıldı. Şimdi bu iddiaların bir kısmını arıyorum iddianamede, ama yok! Mesela İmamoğlu’nun otellerde yapmış olduğu toplantılarda kamera bantlanması ve yanındaki ekibin taşıdığı valiz çok konuşuldu. Valizlerin para dolu olduğu günlerce yazıldı. Herkes linç edildi. Oysa valizlerde para değil, rahmetli Kadir Topbaş döneminde alınan jammer (sinyal kesici) cihazları vardı ama ne önemi vardı ki?

Devamını Oku
18.11.2025
İmamoğlu iddianamesinde göze çarpanlar

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturması kapsamında hazırlanan iddianame yaklaşık 237 gün sonra tamamlandı.

Devamını Oku
15.11.2025
Özlem Çerçioğlu ve itirafçının ifadesi

Aziz İhsan Aktaş ve Baki Nugay... Bu iki ismin verdiği ifadeler neticesinde seçilmiş belediye başkanları ve bürokratlar tutuklandı. Operasyon üstüne operasyon yapıldı.

Devamını Oku
11.11.2025
Sayıştay raporları çıktı: Yargılanmayan ‘hatalar’

Sayıştay’ın 2024 yılı mahalli idareler denetim raporları yayımlandı.

Devamını Oku
08.11.2025
Eda Saraç’ın adalet çağrısı

Günlerden pazar... Harbiye’desiniz. “Bugün ne yapayım?” diye düşünürken tiyatroya gitmek istiyorsunuz. Hazırlanıp yola koyuluyorsunuz. Koştur koştur, geç kalmadan tiyatronun yolunu tutuyorsunuz. E malum, İstanbul trafiği! 10 dakikalık yola 1 saatte gidiyorsunuz. Ama bir sorun var. Her yerde polisler, bariyerler, siren sesleri...

Devamını Oku
04.11.2025
Yasadışı bahise operasyonlar art arda

Türkiye’de gündem öyle hızlı değişiyor ki takip edebilmek mümkün değil.

Devamını Oku
01.11.2025
Bahis skandalı: TFF ile konuştum

Düşünün: maçı yöneten hakemler bahis oynamışlar! Ki bir de bu, tespit edilen yasal sitelere girip üye olup oynayan kişiler. Bir de bunun yasadışı bahis ayağı var. Ki son 5 yılda tespit edilebilen rakamlar bunlar. Bu hakemler içinde Süper Lig hakemleri var. Hakem yardımcıları var. Mutlaka uluslararası bakımdan da incelenecektir.

Devamını Oku
28.10.2025
Tele1 soruşturması ve Ekrem İmamoğlu

Türkiye bir kez daha sabaha bir operasyon haberiyle uyandı.

Devamını Oku
25.10.2025
Emniyet’in uyuşturucu raporu (2)

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı 2025 Uyuşturucu Raporu, Türkiye’deki uyuşturucu gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi. Bu hususta çok yazı yazdım, son rapor ile ilgili de yazdım. Rapordaki belirtilen rakamlar çok korkutucu. Çevirip çevirip tekrar okuyorum. Israrla üzerinde durmamız gereken bir durum.

Devamını Oku
21.10.2025