İspanya’da ‘öfkelilerin’ seçimi

19 Aralık 2015 Cumartesi

Madrid - “Türkiye’nin AB’ye girişine geçit verilmemesi.”
“Suriye ve Irak’ta İslam halifeliğinin yok edilmesi.”
“Radikal imamların sınır dışı edilmesi.”
“Sınır denetimi.”
İspanya’da son iki yılda kurulan yeni partilerden biri olan “Vox” (Latince “Ses”) partisinin programında, “köktenci İslamla mücadele” başlığı altında yer alan hedefler bunlar.
Ses/Vox’un diğer hedefleri de şöyle: İspanya’nın birlik bütünlüğünü sağlamak; israfı önlemek, vergileri kısmak, istihdama destek, göç ve yolsuzlukla mücadele…
TV’de izlediğim kadarıyla “Vox”a oy vermeye niyetli olan seçmen pek yok...
Niyeti olan da “Oyum Vox’a!” demeye utanıyor. Çünkü Fransa’da Le Pen’in partisi için olağan sayılan fikirler, hâlâ Franco diktatörlüğünün anısını taşıyan İspanya’da ayıp kaçıyor. Bu sebeple, çiçeği burnunda Vox’un seçimde şansı yok…
Buna mukabil pazar günü seçilecek yeni parlamentoya girecek çok önemli iki yeni parti var: Bunlardan ilki, Avrupa solunun yeni fenomeni “Yapabiliriz/Podemos”; diğeri “yeni uygar sağ” olarak tanımlayabileceğimiz “Yurttaşlar/Ciudadanos”.

Podemos depremi
2005’te kurulan fakat ancak iki yıl önce İspanya’nın Gezicileri “Podemos”un solda uç vermesiyle birlikte ilgi odağı haline gelen “Yurttaşlar/Ciudadanos” hareketi, eşcinsel evlilikler ve kürtaj gibi konularda muhafazakâr değil.
Ama ekonomide sağ liberal fikirlerden yana.
“Biz Muktediriz/Yapabiliriz” anlamına gelen “Podemos” beri yandan, kurulduğu 2013’teki popülist “Chavezci çizgisinden” sosyal demokrasiye yönelmiş durumda.
Başlattığı şok dalgalarıyla iki yıl içinde sağda alternatif arayanları “Ciudadanos”a doğru yönelten ve “merkez sağdaki” yeni rakibini de kendisi gibi böylece “başrol” yapan Podemos, İspanya’da her halükârda deprem yarattı.
2011 genel seçiminde İspanya politikasına hâkim partilerden iktidardaki muhafazakâr Halk Partisi-PP ile anamuhalefetteki sosyalistler (PSOE), seçmenlerin 4 yıl önce toplam olarak dörtte üçünün (yüzde 75) oyuna sahip çıkarken bu seçim için yapılan son kamuoyu yoklamalarında bu toplam oran yüzde 45’e düştü.
Merkezin iki güçlü partisinden kaçan oylar; son anketlerde, solda Podemos (yüzde 19,6) ve merkez sağda Ciudadanos (yüzde 16,3) arasında dağılıyor.
3. - 4. parti görünen Podemos ve Ciudadanos sıralaması, anket şirketlerine göre değişiyor; ama iki partinin birlikte aldıkları yüksek oy oranları değişmiyor.
İspanyol politikasının iki geleneksel partisi PP ve PSOE’nin, bu iki yeni parti Podemos ve Ciudadanos’la sandıkta başa baş sonuç elde edebileceğini savlayanlar dahi çıkıyor.
Bu yüzden sonuçlar sürprize açık ve belirsiz. Kararsız oranı yüzde 40. Kesin tek şey, yükselen yeni partilerin İspanya siyasetini şartlayan yeni konumu.

Süper ‘medyatik guru’
“Yeni”nin önlenemeyen yükselişinin nedeni “ekonomik kriz”. 2008’den beri süren ekonomik kriz ve yolsuzluklar; ipotek kriziyle evlerini yitiren geniş kesimlerin varlığı, her 5 kişiden 1’ini etkileyen işsizlik, öfkeyi arttırıyor. “Öfkeli İspanyollar” yıllarca oy verdikleri partilerden kaçıp, yeni oluşumların peşine takılıyorlar.
Eski siyasi sınıf ve partilere güven kaybı, aslında tüm Avrupa’da görülüyor.
Ama Fransa’da Le Pen örneğinde görüldüğü gibi Avrupa’nın diğer ülkelerinde bu kaçış hep uç partilere yöneliyor...
İspanya’yı farklı kılan unsur, yazının girişinde de belirttiğim gibi, tepkilerin “Vox” gibi aşırı sağ partilere gitmek yerine, merkez sağ ve solda yenilenmeye dönüşmesi.
Buna İspanyol demokrasisinin gençlik aşısı ile yenilenmesi deniyor.
Yarınki seçimler demokrasiye ikinci geçiş gibi görülüyor.
“Değişimi” ve bu yeni siyaseti; 36-37 yaşlarındaki Ciudadanos lideri Albert Rivera ile Podemos’un süper dijital, medyatik gurusu Pablo Iglesias yönlendiriyor. Bu yüzden yarın gözler, sandıklar açıldığında, eski liderler yerine onlar üzerinde olacak.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020