Bakanlıkların düşüşü - Ozan Zengin
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Bakanlıkların düşüşü - Ozan Zengin

23.10.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bakanlıklar, devlet teşkilatlanmasının merkezinde yer alan yapılardır. Bir ülkede temel kabul edilen kamu hizmeti alanları bakanlıklar temelinde kurumsallaşırlar. Her bir hizmet, devlet bütünü içinde işbölümü çerçevesinde bakanlıklarla temsil edilir. Çoğu zaman “devlet” denince merkezi yönetim anlaşılır; merkezi yönetim denince de kamu hizmetlerine ilişkin politikanın belirlenmesi ve hizmet sunumunun planlanması açısından bakanlıklar akla gelir.

HÜKÜMET SİSTEMİNİN BELİRLEYİCİLİĞİ

Siyasal sistemin, başka bir ifadeyle hükümet sisteminin niteliği bakanlıkların devlet içindeki konumunu belirlemektedir. Parlamenter sistemlerde yürütme, devlet başkanı ve bakanlar kurulu olarak çift başlıdır ve yürütme erkiyle egemenliğe sahip ve onu kullanma yetkisine asıl sahip olan bakanlar kuruludur. Devlet başkanının yasama organına karşı siyaseten sorumluluğu yoktur; aynı zamanda milletvekili olan bakanlar tek tek ve kurul olarak farklı mekanizmalarla meclise karşı sorumludur (güvenoyu, gensoru vb.). Bu da bakanların ve bakanlar kurulunun siyasi ve idari olarak ön planda olduğunu bize anlatır.

Başkanlık sistemlerinde yürütme tek başlıdır ve devlet başkanı yürütme yetkisine tek başına sahiptir. Bakanların tekil ve kolektif olarak yürütmenin ortağı olması söz konusu değildir. Başında bulunduğu bakanlık kurumundan ayrı tutamayacağımız bakanlar, devlet başkanı tarafından atanan ve ona bağlı olan sekreterler konumundadır.

Devlet başkanı ile bakan arasındaki ilişki, devlet aygıtının oluşumuna da etki etmektedir. Parlamenter sistemde bakanlıklar devletin asli parçasıyken başkanlık sisteminde başkanlık teşkilatının gölgesi altında yer almaktadırlar.

BAKANLIKLARIN GERİ PLANA DÜŞMESİ

Türkiye 2018 yılında başkanlık sistemine (cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi) geçince devlet teşkilatlanması içinde bakanlıklar mevzi kaybetti.

1921 tarihli Teşkilatı Esasiye Kanunu’ndan itibaren bakanlıklar hep kanunla veya kanun hükmünde kararname (KHK) ile kurulmuştur. Yani bakanlıkları kurma yetkisi hep TBMM’de olmuştur; ta ki 2017 anayasa değişikliğine kadar. Bu tarihte yapılan anayasa değişikliği ile bakanlıklar artık kanunla değil, düzenleyici bir işlem olan cumhurbaşkanı kararnamesiyle (CBK) kurulmaya başlandı. 2018 yılında 1 sayılı CBK’yla da tüm bakanlıklar toplu bir şekilde kuruldu.

Yalnız burada dikkat edilmesi gereken bir konu vardır. Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanlığı teşkilatı hakkındaki 1 sayılı CBK ile bakanlıkları kurmuş, başka bir kararnamede düzenleme ihtiyacı hissetmemiştir. Cumhurbaşkanlığı genel sekreterliği, politika kurulları, ofisleri ve bağlı kuruluşlarıyla (dörtlü yapı) birlikte bakanlıklar “Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı” kapsamında düzenlenmiştir. Bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların ayrı olarak düzenlendiği 4 sayılı CBK gibi bakanlıklar da ayrı bir kararname ile düzenlenebilirdi ama bu yöntem tercih edilmedi. Bu tercihle, bakanlıkların Cumhuriyet tarihi boyunca devlet teşkilatı içinde sahip olduğu özgül ağırlık önemli bir kayba uğramıştır.

Bakanlıkların mevzi kaybetmesinin başka göstergeleri de bulunmaktadır. Yeni sistemde bakanlıklarla en az eşit düzeyde konumlandırılan, başkanı cumhurbaşkanı olan politika kurullarının kamu hizmetlerine ilişkin temel kararları alan yapılar olarak bakanlıkların ise icracı ikincil halka olarak kurgulandığını görüyoruz.

BÜROKRASİDE PARÇALANMA

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi sonrasında bürokraside parçalanma yaşanmıştır. Dörtlü yapısıyla cumhurbaşkanlığı bir yanda, bakanlıklar başta olmak üzere diğer bürokratik kurumlar bir yandadır. Hizmet politikası, personel, kaynak, kontrol gibi hususlar bakımından devlet işleri dengesiz bir şekilde cumhurbaşkanlığında yoğunlaşmıştır. Devlet teşkilatının diğer parçaları ve bu kurumlarda çalışan uzmanlar cumhurbaşkanlığı ve personeli karşısında kendilerini alt bir kategori olarak görmektedirler.

Artık yürütme yetkisine sahip olmayan, dolayısıyla devlet egemenliğini doğrudan kullanamayan bakanlar siyasi kimliklerini yitirmişlerdir. Anayasada bahsi geçen bir görev olsa da bakanları günümüzde yalnızca idari kimliğe sahip kamu görevlileri olarak tanımlayabiliriz. Bakanın tek bir kimliğe indirgenmesi, bakanlıklara da itibar kaybettirmiştir.

Bakanlıkların mesleki uzmanlığa göre örgütlenmesinin yansıması olan müsteşarlık ve müsteşar yardımcılığı makamlarının kaldırılarak yerine tamamıyla cumhurbaşkanı tarafından atanan siyasi nitelikli bakan yardımcılıkları makamının getirilmesi de liyakate dayalı işleyiş düzenini sarsmıştır.

“Bakanlık” konusu teknik bir konu değildir. Bakanlıklar, yurttaşların kamu hizmetlerine erişim hakkının muhatap kurumlarıdır. Bu ciddiyet ve önemle ele alınması ve düzenlenmesi gerekir.

Doç. Dr. Ozan Zengin

Ankara Üniversitesi SBF/ Mülkiye

İlgili Konular: #Bakanlık

Yazarın Son Yazıları

Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026
Suriye’de neler oluyor? - Nejat Eslen

ABD’de strateji geliştirme yöntemi öğretisinde üç ana unsurun esas alınması gerektiği ifade edilir...

Devamını Oku
28.01.2026