Cumhuriyet kimin öyküsüdür? - Abdullah Yüksel
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Cumhuriyet kimin öyküsüdür? - Abdullah Yüksel

28.10.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Cumhuriyetin nasıl kurulduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz ancak neden kurulduğu belki daha önemli bir soru. Kurulmasaydı Anadolu toprakları parçalanacak, İtilaf devletlerince paylaşılacak, Türk milleti belki de asimile olup tarih sahnesinden silinecekti. Çünkü benliği ezilmiş halk, bu sefer belki de padişah yerine bir başka güce “Çok yaşa” diyecekti. Belki de bunu diyecek gücü bile bulamayacaktı. Kim bilir...

29 Ekim’in önsözü elbette ki Çanakkale’dir. Cumhuriyetimizin öyküsü orada yazılmaya başlar ve başarı dolu öyküler peşi sıra gelir. 28 yaşında, kocası Çanakkale’de, iki kayınbiraderi Yemen’de şehit düşmüş. Altı aylık oğlu, üç ve beş yaşlarında iki kızıyla yalnız kalan; yokluğun, yoksulluğun, tacizin, hırsızlığın olağan hale geldiği o günlerin Anadolu’sunun bir köyünde başlayan bir öyküyü paylaşalım.

Yıl 1915, aylardan temmuz… Asker alayı, Aksaray’dan Ulukışla Tren Garı’na yaya ulaşmak için yol almaktadır. Yolun kenarındaki harman yerinde bir erkek çocuğu ile üç ve beş yaşlarında iki kız çocuğu... Vakit öğle, güneş tam tepeden vurmuş. Elinde bir testi, bir maşrapa “Su içen var mı?” diye yoldan geçen askerlere soran bir kadın…

Alaydaki bir asker sıradan ayrılmaya yeltenir ve takım çavuşunun sesiyle irkilir, “Ne yapıyorsun sen?” Asker, “Bu kadın benim karım, o çocuklar da benim oğlum ve kızlarım. Ne olur bir dakika onları öpüp koklayayım! Söz, hemen sırama geçerim” der çavuşa. Durum komutana bildirilir ve bir yüz görümlüğü kadar izin çıkar. Asker koşar, gölgede yatan yüzünde tülbent örtülü altı aylık oğlunu basar kucağına, kızlarının saçlarını okşar. Eşi Iraz’a hasret ve sevgiyle bakar. El sallar ve koşup girer sırasına. Gözlerinden yaşlar akmaz, akamaz, boğazı düğümlenir. Çünkü gidecekleri yer Çanakkale’dir.

Arkada sevdaları, eşleri, aileleri… Yurdun dört bir yanından düşmana siper olacak yiğitler… Yanıtı yazılamayan mektuplar… Neredeyse her haneye düşen şehit haberleri…

KURTULUŞTAN KURULUŞA...

Iraz ana çocuklarıyla evine döner, hüzünlüdür. Günler gelir geçer bir haber alamaz kocası Abdullah’tan. Çok sıkıntı çekerler ama yılgınlığa, umutsuzluğa düşmezler. Bir gün haber gelir: Ahmet oğlu Topçu Onbaşı Abdullah, Çanakkale Cephesi’nde şehit düşmüştür. “Vatan sağ olsun!” der. Başka diyecek de yoktur. Yetim üç çocuk ve dul kalmış bir kadın vardır Hasan Dağı’nın eteğinde.

Yıllar geçer ve çocukları büyür, evlenir; torunları olur, yaşama devam ederler. I. Dünya Savaşı bizim de içinde bulunduğumuz ülkelerin yenilgisiyle biter. Anadolu’nun çoğu bölgesi işgal edilir. Bir dâhi çıkar, Anadolu’ya geçer; kuruluşu, kurtuluşu gerçekleştirir. Cumhuriyet kurulur. Her şey değişir.

Iraz ananın torunu büyür; liseyi bitirir. Sobasında tezek yanan iki odalı, dokuz kardeşin yaşadığı evden çıkıp gelir Ankara’ya. Yol bilmez, iz bulamaz; kime güveneceğini bilemez. Iraz ananın 18 yaşındaki torununun gözleri kazandığı üniversitenin yerini bilen birini arar. Aksakallı bir dedenin yanına koşar tahta valizini sürükleyerek okulun yerini sorar. Ne yazık ki o da Ankara’nın yabancısıdır. Yüzündeki yalnızlığı ve ürkekliği hissetmiş gibi gelir elinde valizi sağa sola korkak gözlerle bakınan gence bir dakika beklemesini söyler. Gördüğü ilk büfeciye ODTÜ’nün yerini sorar. Okul durağının ayrıntılı tarifini alıp delikanlıya anlatsa da içi rahat etmez. Iraz ananın torununu okul tarafına giden otobüse bindirir; sonra ellerini açar, dua eder.

MEMLEKETE SAHİP ÇIKMAK

Bu genç üniversitelidir artık. Okulu başarıyla bitirir. Çalışır, iş sahibi olur, iyi bir yaşam yaratır ailesine. Okur, yazar, düşünür, sorar ve sorgular. O, Iraz ananın torunudur. Cumhuriyetin nimetleri sayesinde büyükşehre gidip üniversitede okuyan ve Cumhuriyet değerleriyle yetişen; yıllarca aydınlık, çağdaş, bilimden yana öğrenciler yetiştirmeye çalışan, bir Cumhuriyet öğretmeni olan Abdullah’tır o. İki Abdullah vardır: Biri cephede şehit düşmüş, diğeri Cumhuriyet sayesinde kendi öyküsünü yazabilmiştir. İşte “Cumhuriyet neden kuruldu” sorusunun yanıtı...

Yüzlerce Anadolu insanı memleketine sahip çıkmasaydı, Cumhuriyet kurulmasaydı halk çocuğu Abdullah’ın torunu kendi öyküsünü yazabilir miydi? Mustafa Kemal’in herkese eşit mesafede duran bir toplum özlemi duymasıyla kuruldu Cumhuriyet.

Cumhuriyet; 29 Ekim 1923’te Anadolu topraklarına doğan güneş, 600 yıl “Padişahım çok yaşa!” diyen halkın “Benim de haklarım var, ben de bu toprakların sahibiyim” diyebildiği bir devrimdir. Yüzyıllarca tebaa olarak yaşayan insanların; eşitlikten, adaletten, özgürlükten nasibini alamadığı bir coğrafyaya yayılan aydınlıktır Cumhuriyet.

Eğitimci yazar Abdullah Yüksel

İlgili Konular: #Cumhuriyet

Yazarın Son Yazıları

Medeni Kanun’a bakış... - Mehmet Emin Elmacı

Türk Medeni Kanunu’nun 100. yılındayız.

Devamını Oku
26.03.2026
Savaş ve ekonomi - Aydın Öncel

İkinci Dünya Savaşı’nda, fabrikaları devletin yönetimine alarak güdümlü bir ekonomi modeli uygulamak zorunda kalan vahşi kapitalizmin kalesi ABD ancak Hollywood platolarında zafer kazanabildiği Vietnam savaşının yarattığı bunalımı henüz atlatmaya çalışırken karşılaştığı “1973 büyük petrol krizi” ile bir kez daha sarsılmıştı.

Devamını Oku
25.03.2026
Şevket Süreyya Aydemir’i anarken - Remzi Koçöz

Şevket Süreyya Aydemir’in gençlik günleri askeri öğrencilikten cepheye, savaştan öğretmenliğe, Kafkaslar’dan Moskova’da ekonomi eğitimine, İstiklal Mahkemesi’nde yargılanıp hapis yatmaya uzanan gençlik günleri fikirsel/eylemsel açıdan oldukça hareketli geçmiştir.

Devamını Oku
25.03.2026
Gençlerimizin spordan kopuşu... - Demirhan Şerefhan

Türkiye’de çocuklarımızın spora başlaması zor değil; asıl zor olan devam ettirebilmek.

Devamını Oku
25.03.2026
Bir savcının portresi: Doğan Öz - Mahmut Aslan

Doğan Öz, 1934’te Afyon’da doğdu.

Devamını Oku
24.03.2026
19 Mart'tan sonra Türkiye - Av. Mustafa Köroğlu

19 Mart'tan sonra Türkiye

Devamını Oku
23.03.2026
Çocuk emeği tesadüf değildir - Özgür Hüseyin Akış

Çocuk emeği tesadüf değildir - Özgür Hüseyin Akış

Devamını Oku
23.03.2026
Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Devamını Oku
21.03.2026
İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

Devamını Oku
20.03.2026
‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

Devamını Oku
20.03.2026
Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Devamını Oku
19.03.2026
Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Devamını Oku
19.03.2026
Kurtuluş Savaşı’mızın önsözü... - Erol Ertuğrul

Ünlü sözdür, “Cumhuriyeti sokakta bulmadık”.

Devamını Oku
18.03.2026
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi - Hüner Tuncer

Çanakkale Boğazı’nda 19 Şubat-18 Mart 1915 tarihlerinde yaşanan Deniz Savaşları, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin kazandığı muharebelerin başında gelir hiç kuşkusuz!

Devamını Oku
18.03.2026
Türkçe bilinci ve bağımsızlık marşımız - Mustafa Gazalcı

Yıl 1967...

Devamını Oku
17.03.2026
Türkiye’de motokuryelerin sorunları - Berna Özgül

Pandemi döneminin tetiklediği e-ticaret patlamasıyla birlikte motokuryelik, Türkiye’de hızla büyüyen ve milyonlarca insanı barındıran bir sektöre dönüştü.

Devamını Oku
17.03.2026
Hürmüz Boğazı ve süregelen emperyalizm - Salih Özbaran

Yazıya başlarken trajik iki anımsatma yapalım.

Devamını Oku
16.03.2026
Memura da ‘eşel mobil’ uygulanmalı - Güven Nazmi Demiralp

Bilindiği üzere, İran-ABD-İsrail Savaşı nedeniyle petrol fiyatları hızlı bir yükseliş göstermiş, bu da ister istemez akaryakıt pompa fiyatları üzerinde bir artış baskısı oluşturmuştur.

Devamını Oku
16.03.2026
Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyetin sağlık vizyonundan piyasalaşmaya - Gamze Burcu Gül

Her yıl “Tıp Bayramı” olarak kutladığımız 14 Mart, bir meslek gününden ibaret değildir; aynı zamanda güçlü bir tarihsel semboldür.

Devamını Oku
14.03.2026
Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı.

Devamını Oku
13.03.2026
Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026
Yapay zekâ nereye bağlanır? - Tayfun İşbilen

Bir yapay zekâ aracına “Bana bir paragraf yaz” dediğimizde ekranda beliren cümleler sanki “bulut” denen o belirsizlikten kendiliğinden süzülüp geliyormuş gibi görünüyor.

Devamını Oku
11.03.2026
Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026
Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü.

Devamını Oku
09.03.2026
Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

Devamını Oku
07.03.2026
İklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

Dünyada son yıllarda insan yaşamını tehdit eden faktörlerden en önemli ikisi olarak iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç (AMD, bakterilerin antibiyotiklere karşı gösterdiği direnç) sayılabilir.

Devamını Oku
06.03.2026
Okulda bıçak, toplumda çöküş - Levent Nayki

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in yaşamını yitirmesi, bir başka öğretmenin ve öğrencinin yaralanması, artık münferit bir “asayiş haberi” olarak geçiştirilemez. Bu olay, eğitim sistemimizin içine sürüklendiği büyük kırılmanın çarpıcı bir göstergesidir.

Devamını Oku
06.03.2026
Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026