Sümerbank’ın Nazilli sosyal fabrika örneği - Prof. Dr. Orhan ŞENER
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Sümerbank’ın Nazilli sosyal fabrika örneği - Prof. Dr. Orhan ŞENER

17.11.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

1960’lı yıllarda ABD’den aldığım birtakım elbiseyi düzelten terzi, Sümerbank etiketini gördüğünde çok şaşırmıştı. O yıllarda Sümerbank kumaş ve Beykoz ayakkabı fabrikası kaliteli mallar üretmekte ve dışarıya satmaktaydı. Günümüzde ise lüks giyim mağazaları yurtdışından getirilen kumaş örneklerini müşterilerine beğendirdikten sonra, provasını yaparak bilgileri internetle Milano’ya göndermektedir. Bir iki haftada gelen marka elbiseler 46-156 bin liraya kadar satılmaktadır. Piyasa mekanizması böylece lüks malların satın alımına yönelerek dış açığın artmasına katkıda bulunmaktadır. Bu açık ise yoksulların ödediği vergilerle karşılandığından, yoksulluk giderek daha da artmaktadır. 

Atatürk’ün kurduğu sosyal fabrikaların amacı sadece mal ve hizmet üretimi olmayıp ülkenin sosyal ve kültürel yönden de ilerlemesini sağlamaktı. Uygulamanın sonunda Türkiye; enflasyonun olmadığı, dış ticaret fazlası verildiği, Türk Lira’sının İngiliz Pound’undan daha değerli olduğu, reel büyüme oranının şimdiye kadar dünyada görülmeyen yüzde 15 gibi bir orana erişmesi sağlandı. Bu sihirli ekonomik, sosyal ve kültürel ilerlemenin nasıl sağlandığını aşağıdaki Nazilli sosyal fabrika örneğiyle açıklamaya çalışacağım. 

  • Ülke düzeyinde yoksul ailelere, tekstil ürünlerinin ücretsiz dağıtımı,
  • Sıtma eradikasyon merkezi ile bölgedeki bataklıkların kurutulması,
  • Çalışanlar için emeklilik fonunun oluşturulması,
  • Çalışanlar ve bölge halkına hizmet veren 40 yataklı hastane ve eczanesi, 
  • Köylere hizmet veren sağlık ünitesi,
  • Hastabakıcı yetiştirme okulu, 40 çocuk için 24 yataklı hastane ve kreş,
  • 1000 işçi için yapılan 264 lojman dairesi ve 350 bekâr işçi evleri,
  • İşçi kooperatifi tarafından işletilen lokanta, misafirhane, kantin ve fırın,
  • Tarımsal ve üretilen mallar için kurulan araştırma ve geliştirme ünitesi,
  • Fabrika ve Nazilli için üretilen elektrik ve temiz su üretim birimleri,
  • Üretilen malın kalitesini iyileştirmek için kurulan tasarım atölyesi,
  • Demir ve çelik üretim ile tamirat atölyesi,
  • Sümerspor futbol, basketbol, bisiklet, güreş, yüzme ve boks takımları,
  • Kaliteyi artırmak amacıyla kurulan tasarım atölyesi ve okulu,
  • Türk hamamı,
  • İlkokulu bitirmemiş işçiler için beş yıllık gece eğitim programı,
  • Türk ve Batı klasik müziği korosu,
  • Sosyal etkinlikler için kurulan halk evi ve kütüphanesi,
  • 700 koltuklu sinema, balo, dans ve halk oyunları salonları,
  • Nazili halkının sosyal etkinliklerden yararlanmaları için işletilen Gıdı-Gıdı treni.

Yukarıda sıralanan çalışanlar için yaratılan “içsel” ve çevre halkı ile ülke düzeyinde sağlanan “dışsal ekonomilerin” toplamı olan; “sosyal fayda” minimum maliyetle maksimum düzeye çıkarılmıştı. Bu tür sosyal fabrikaların kurulmasında; Sovyetler Birliği’nin teçhizat ve personel yardımları ise döviz olarak değil narenciye karşılığında sağlandı.  

Sonuç: Ne var ki bu kuruluşların satılmaları ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel ve her alanda önemli gerilemelere yol açtı. En kötüsü ise değişim isteyenlerin bile sosyal fabrikaları devletleştirme zorunluluğundan söz etmemeleridir. 

PROF. DR. ORHAN ŞENER

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026