Öner Yağcı

Adalet ve Demokrasi haftası

25 Ocak 2020 Cumartesi

1961 Anayasası’nın ivmesinin doğurduğu 68 kuşağı, toplumumuzun temel arayışlarından olan adalet ve demokrasi arayışını kitlesel bir başkaldırıyla taçlandırmıştı.

Cumhuriyet’te, Şevket S. Aydemir, Hıfzı V. Velidedeoğlu, Melih C. Anday, İlhan Selçuk, Akşam’da Çetin Altan, İlhami Soysal, Türk Solu, Devrim, Ant dergilerinde Doğan Avcıoğlu, Mümtaz Soysal, Uğur Mumcu’nun ve daha birçok aydının yazıları en önemli bilinçlenme kaynaklarımızdandı.

O başkaldırının öncü adlarından Abdi İpekçi (1 Şubat 1979), Muammer Aksoy (31 Ocak 1991), Uğur Mumcu (24 Ocak 1993) adalet ve demokrasi düşmanlarınca bu hafta içinde katledildiler.

‘Efsane Hoca’

68 kuşağının “Efsane Hocaları”ndandı Muammer Aksoy. 1957’de DP iktidarının saldırısı üzerine SBF’deki doçentliğinden istifa etmişti. 1961 Anayasası’nı hazırlayan Kurucu Meclis’in Anayasa Komisyonu sözcüsü, SBF Anayasa Hukuku’nun ve forumların ak saçlı profesörüydü.

68 gençliği, onu, laiklik sevdasının, öğretmen ve kamu çalışanlarının örgütlenme savaşımının, insan hakları, adalet, gerçek demokrasi mücadelesinin, ülkemizde 1960’larda yükselen “Bağımsız Türkiye” ülküsünün, “milli petrol” ve “milli maden” davasının kararlı bir öncü savaşçısı olarak tanıdı. Demokrasi Kurultayı’nda (1987), TCY’den 163. maddenin kaldırılması halinde nelerle karşılaşacağımızı çarpıcı biçimde vurgulayan tek konuşmacı olan, Uğur Mumcu’nun, “Tek başına bir siyasi parti kadar etkilidir” dediği Muammer Aksoy öldürülse de, 1989’da kurucusu olduğu Atatürkçü Düşünce Derneği’yle (ADD) yaşıyor.

Araştırmacı gazeteciliğin öncü kalemi

Uğur Mumcu, 68 kuşağının yürekli, öfkeli, devrimci, genç, bilge konuşmacısıydı. Yön’de başlayan gazeteciliğini o dönemin devrimci yayın organları Devrim, Türk Solu, Ant dergilerinde sürdüren Mumcu’nun verdiği mücadeleyi ve yapıtlarını anlatmaya sayfalar yetmez.

Devrim’de efsane gazeteci olarak doğmaya başlayan, “bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz” ilkesini ülkemizin gündemine hiç çıkmayacak biçimde yerleştiren bir düşünce adamı, bağnazlıklara, yobazlığa, teröre karşı gözü pekliğin ve akılla, bilgiyle savaşımın simgesi olan Mumcu, önerme ve yorumlarıyla da kuşağın has ağabeylerinden olduğunu ömrü boyunca verdiği mücadele ve onlarca yapıtla kanıtladı. 1975’ten öldürüldüğü güne kadar, adıyla özdeşleşen Cumhuriyet’te “Gözlem”iyle buluşturdu bizi, aydınlattı, coşturdu, bilgilendirdi, sarstı, hüzne boğdu, sevindirdi.

12 Mart ve 12 Eylül’ün bilgiyle sanatı, sanatla insanı, insanla siyaseti, siyasetle bilgiyi buluşturan direngen yazarıydı. “Ben Atatürkçüyüm. Ben Cumhuriyetçiyim. Ben Laikim. Ben antiemperyalistim. Ben bağımsız Türkiye’den yanayım. Ben özgürlükçüyüm. Ben insan hakları savunucusuyum. Ben terörün karşısındayım. Ben, yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım. Öyleyse vurun, parçalayın! Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır” diyen aydınımızdı...

Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (um:ag), onun ilkelerini yaşatıyor, tüm yazdıklarını yaygınlaştırmak için çaba harcıyor.

Abdi İpekçi

Genel yayın yönetmeni olduğu Milliyet’te “Durum” köşesinde başyazılar yazan ve basınımızın ilk ekonomi sayfasını yayımlayan Abdi İpekçi’nin öldürülmesi de 68’in kitlesellik ruhuna kışkırtma amaçlı bir darbeydi.

***

Adalet ve Demokrasi haftasında ülkemizin dört bir yanında anma etkinlikleri yapılacak.

Dikili ADD’deki toplantıda bugün 11.30-13.30 arasında Aydemir Ceylan’la birlikte aydınlarımızı anacağız.

***

Geçen yıl 27 Ocak günü kaybettiğimiz 68’in delikanlısı Hüseyin Atabaş’ı sevgiyle anıyorum.


Yazarın Son Yazıları

Kitap ve sıkıntı 28 Kasım 2020
İnsan ve kitap 21 Kasım 2020
Korku kültürü 17 Ekim 2020
Korkudan korkmak 3 Ekim 2020
Bin yıllık kavga 26 Eylül 2020
Kadınlara selam 12 Eylül 2020
Kadınlar: Hep savaşıyor 29 Ağustos 2020
Yaz sıcağında kitap 22 Ağustos 2020