Özdemir İnce

Ben de imzalıyorum!...

03 Şubat 2023 Cuma

1965 Türkiye genel seçimleri, 10 Ekim günü yapıldı. Düzen partileri dışında Türkiye İşçi Partisi de ilk kez seçimlere katıldı. Seçime katılan partiler radyoda propaganda konuşmaları yapıyorlardı. TİP Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar’ın “İşçiler, köylüler, marabalar!” diye haykıran sesini duyunca hıçkıra hıçkıra ağlamıştım. Ulusal Artık sistemiyle yapılan seçimde, TİP yüzde 2.9 oy ile 15 milletvekili çıkardı. 

Seçimden birkaç gün sonra Fransa devletinin (sınavı kazandığım için) verdiği burs sayesinde ek öğrenim görmek üzere Paris’e gittim. Çok mutluydum ama M.A. Aybar’ın Aydın’da biz yakınlarına söylediği “Çocuklar ben görmeyeceğim, siz de görmeyeceksiniz, çocuklarınız da ama belki torunlarınız”¹ cümlesi de kulaklarımda... Bu cümle tamı tamına 58 yıldır kulaklarımdaydı.

Millet İttifakı’nın Ortak Politikalar Mutabakat Metni’nin tanıtım toplantısını televizyonda izlerken M.A. Aybar’ın cümlesi kulaklarımda yankılanıyordu... Torunlarımız da göremedi! Törenin sonunda gözlerimin yaşardığını da söylemek zorundayım.

Bu arada, Sol-Sosyalist İttifakı’nın Millet İttifakı altı liderinin yanında olmamasına hiç üzülmedim. Aksine sevindim! Yer alsalardı, Millet İttifakı’nın iktidarında ülke muhalefetsiz kalırdı.

Okuduğum yazılarda, iyi televizyonlarda LAİKLİK ilkesine özel olarak yer verilmediği eleştirileriyle karşılaştım. Hukuk dilinde “MÜNDEMİÇ” diye bir kavram vardır ki “Bir şeyin içerisinde saklı olan hakların korunması, hak içerisinde kullanma özgürlüğü bulunan” anlamına gelir. Mevcut anayasanın değiştirilmesi olanaksız ikinci maddesinde ne yazıyor?

“Madde 2- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.”

Bu madde değiştirilemeyeceğine göre her tanımın içine “laiklik” yazmak gerekir mi? Dilbilim bunun gereksiz tekrar olduğunu söylüyor. “Laiklik” eksiklik değil; Cumhuriyet kurumları bağlamında mündemiç...

Kimin cumhurbaşkanı olacağı mutabakat metninde yer almıyor ama ben bu yazıda kimin aday olması gerektiğini de yazacağım: Millet İttifakı’nın fikir babası ve hamalı kim ise o aday olur: Fikir babası ve “mayın katırı” Kemal Kılıçdaroğlu değil de öteki beş genel başkandan biri olsaydı doğal aday o olurdu. Bunun aksi, (halk ağzında söyleneni terbiye ederek yazıyorum): “Günahlar senin omzuna sevaplar (ödüller) benim omzuma” olur.

Şimdi, bu yazıyı yazarken “armudun sapı, üzümün çöpü” mızmızlığından uzak duracağım. Benim için önemli olan altı partinin Cumhuriyetin kuruluş ilkelerine, mevcut anayasanın başlangıç ilkelerine ve ikinci maddesine saygıyla sahip çıkmak zorunda olması... Üstelik “sahip çıkma” paşa gönle bağlı değil, zorunlu, “metazori”!

Ortaklaşa ilan ettikleri programı uygularlarsa, AKP’nin bütün sapkınlıklarının yaralarını tımar edecek ve Cumhuriyetin surlarında açtığı delikleri onaracaklar. Programı iyice okuduktan sonra, hakkında epeyce yazı yazacağım. Maddi, manevi ve etik tahribat çok büyük. Onarım ve açılımın akçalı bedeli çok ağır olacak. Bunun bir engel oluşturmayacağını düşünüyorum. AKP’nin “fetih ganimeti” yağmaları, ihale yolsuzlukları, ulufeler, haraçlar, hortumlamalar ülke sathında sona erince elde kalan para şaşırtıcı toplama ulaşır. Soyguna son veren CHP belediyelerinin yarattığı mucizeleri düşünmek bile yeter.

Önemli olan, “verilen söz”den çok uygulama. Dünyanın en mükemmel anayasası olarak kabul edilen “1961 Anayasası’nın başlangıç ilkelerini” okumanızı salık veririm. Ama uygulamadılar!

AKP-MHP ortaklığının 2023 yılının mayıs ayında yapılacak seçimlerden yenik çıkması büyük bir olasılıkla onların bozgununa dönüşecek. Bu bozgundan kurtulup düzenli ve etkili bir muhalefet yapmaları olanaksız. İslamcı ve milliyetçi akıllar Millet İttifakı’nın restorasyon siyasetini eleştirmek yeteneğine sahip değiller. İkilinin siyasal ve ekonomik bağlamda muhalefet yapıp diri kalmaları hemen hemen olanaksız. Eleştiri yapmak için ellerinde İslamın naslarından, çağdışı milliyetçilikten başka ölçü ve araç olmayacak.

Millet İttifakı iktidarının karşısında, muhalefet olarak, TBMM’de HDP ve Meclis dışında Sol-Sosyalist İttifakı olacak. Bu konum büyük sol için çok önemli bir fırsat. 


1 Yani “sosyalist” düzeni.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları